www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Abant toplantıları'nın amacı

8-11 Temmuz 1999 tarihinde yapılan II. Abant toplantısına katılanlardan biri olarak kısa bir değerlendirme yapmam gerektiğini düşünüyorum.

Birinci toplantıya katılanlardan merhum olan gazetecimiz hariç çağırıldıkları halde katılmayanları, sebep bakımından ikiye ayırmak gerekiyor: 1. Gerçekten mazereti olanlar, 2. Toplantıyı tertip eden 5 sivil toplum kuruluşundan biri olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfını'nın ilişkili olduğu camiaya yöneltilen ithamların ve bunlara bağlı söylentilerin etkisinde kalanlar, bu sebeple katılmayı riskli sayanlar. Sebep ne olursa olsun katılmayan veya katılamayanlar bir yana, bu toplantıya katılanların da sayı ve liyakat bakımlarından yeterli olduklarını söylemek gerekir. Esasen bu platformun sonuçları ayrıntılarıyla birlikte yayımlanacağı için ilgilenen bütün fikir ve ilim adamlarımızın yazarak buna katılmaları mümkündür.

Toplantının mahiyet ve amacı ile katılanların nitelikleri konularında farklı bir anlayış ve algılayış içinde olanların, hem benim gibi ilahiyatçıların orada ne işleri olduğunu sorduklarına hem de sonuçları amacı dışında değerlendirdiklerine şahit oluyoruz. Bana göre Abant toplantısı, başka birçok sivil toplum kuruluşunun yapageldiği ilmi toplantılardan birisidir. Bunun diğerlerinden farkı, inanç, kanaat, düşünce, duruş ve hayat tarzı bakımlarından tek tip olmayan, birbirine benzemeyen oldukça çok sayıda ilim ve fikir adamını bir araya getirmesi, tartışılan konular üzerinde, mümkün olursa görüş birliği ve ortak noktalar, bu mümkün olmazsa karşılıklı olarak birbirini anlama, saygı ve hoşgörü aramasıdır. Ayrıca bu toplantılar uzun solukludur, yıllarca devam etmesi, sonuçların yayımlanması, daha geniş ölçüde tartışılması, ülkemizin ve insanımızın bir kısım meselelerinin uygun çözümlere kavuşması uğrunda çaba sarfedilmesi, kamuoyu oluşturulması arzu edilmektedir. Böyle toplantıları hangi kurum ve kuruluş tertip ederse etsin imkan bulduğumda katılırım, konular üzerinde kendi düşünce ve kanaatimi açıklarım, başkalarıyla tartışırım, bir karar veya sonuç çıkacaksa ve ben buna katılmıyorsam muhalif olduğum noktayı da açıklarım, kaydederim.

Geçen yılki toplantıdan sonra yazılan değerlendirme yazılarının birinin başlığı "Abant konsili" idi. Bilindiği gibi konsil, Hıristiyanlıkla ilgili bir terim olup dinin inanç ve ibadet kısmları da dahil olmak üzere bütünü üzerinde değiştirici, düzeltici, açıklayıcı kararlar alabilen rûhânî meclis demektir. Meclise katılanlar yüksek dereceli din (kilise) adamlarıdır ve bu meclisin aldığı kararlar bağlayıcıdır. İslam'da ise din adamı yoktur, bütün müminler kabiliyet ve imkan bakımlarından eşit derecede, hem dine hem de dünyaya aittirler, camide imam, hatip, vâiz, müezzin... olmaları, aile kurmalarına da, ticaret, ziraat, zenaat gibi işlerle meşgul olmalarına da engel değildir, müminler dünya hayatını dinin bağlayıcı kurallarına göre yaşamak durumundadırlar, dini öğrenmek, vahyi anlamak ve yorumlamak hiçbir sınıfın tekelinde değildir, bunun için gerekli olan şey ilimdir, bilenler kendi bilgilerine göre, bilmeyenler ise bilenlerden öğrendiklerine göre hareket ederler. Dinin ictihada dayalı olmayan, naslarla ve bunlar üzerinde oluşmuş icma ile sabitleşmiş kısmında ictihad da yapılamaz, değiştirme, düzeltme ve ıslahata da gidilemez. Ehli tarafından, yerinde yapılmış yorum ve ictihadlara gelince hiçbir müctehidin ictihadı diğerini bağlamaz, yeni ve farklı ictihadı engellemez. Bu bilinen gerçeklerden ve kurallardan bakılınca Abant toplantılarına konsil demek kötü ve münasebetsiz bir yakıştırmadır. Ne Abant bir konsildir, ne de ittifakla veya ekseriyetle kamu oyuna duyurulmasına karar verilen düşünceler ve kanaatler birer bağlayıcı din kuralıdır. Orada inanan ve inanmayan, inancını belli bir şekilde yaşayan ve yaşamayan, belli bir konuda uzman olup diğer konulara yabancı bulunan 50 ilim ve fikir adamı toplanmışlar, uzmanı oldukları konularda bilgi ve düşüncelerini dile getirmişler, tartışmışlar, diğer konulara ise kendi dünya görüşleri, temel inanç ve düşünceleri açısından bakmışlar; ileri sürülen hüküm ve kanaate katılmışlar veya muhalif kalmışlardır. İlan edilen sonuçlar da yalnızca üzerinde düşünülsün ve tartışılsın diye oluşturulmuş ve ilan edilmiştir. Bunların ne kadarı üzerinde yeterli mutabakat oluşursa o kadarı kamuoyuna mal olmuş bulunur ve uygulamaya aday hale gelir; bundan sonrası siyasi iradeye ve sivil topluma ait olur.

Farklı inanç ve düşüncede oldukları halde mutlak veya izafi (göreceli) olarak iyi olan bir sonuca varmak ve bunu hayata sokmak, gerçekleştirmek üzere bir araya gelmenin İslamî yönü ile son toplantıda alınan kararların bir önceki ile mukayeseli tahlili ve değerlendirilmesi işi başka yazılara kalmaktadır


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler