www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Uluslararası meşruiyet25

Daha önce de yazmıştım, ben BM ve GK'nin karar alması, veto etmesi veya etmemesinin, bu kuruluşa üye olan devletlerce bir meşruiyet dayanağı sayıldığını biliyorum, ancak bir Müslüman olarak bu kararların, bazen güçlü, veto hakkı bulunan ülkelerin çıkarlarına hizmet ettiği, İslam'ın da bir meşruiyet ölçütü olarak kaale alınmadığını bildiğim için "evrensel ve İslâmî meşruiyet"in şartlarını taşımadığına, ortada göreceli bir meşruiyetin bulunduğuna inanıyorum.
Bazen BM ve GK kararlarına dayanarak, bazen böyle bir karar da aramadan yapılan kimi silahlı müdahalelerin, yazılı uluslararası belgelere aykırı olduğunu iddia eden önemli şahıslar ve kurumlar da her zaman bulunuyor. Afganistan savaşı örneğinden hareket ederek aşağıda bu değerlendirmemin kanıtlarını vermiş olacağım. Başta muhalefet partisi olmak üzere "kan, vahşet, zulüm" edebiyatı yapan, ama "uluslararası meşruiyet"; yani BM ve GK kararı olunca kanı, vahşeti, zulmü mübah sayanların tutarsızlıklarını ortaya koymaktır. Kaldi ki, Afganistan savaşında da GK kararı yoktur. O savaşta da binlerce masumun kanı akmıştır, ama bugün gösterilen tepkinin yüzde biri o gün gösterilmemiştir.
ABD'ye göre, SSCB'ye karşı yürütülen mücadelenin sona ermesiyle birlikte, Afgan savaşı sırasında mücahitlerin eğitimi ve barınması için oluşturulan kampların birçoğunun kapandığı, geriye kalanların ise ülkelerine dönemeyen eski ve yeni nesil mücahitler tarafından kullanılmaya başlandığı, böylelikle Afganistan'ın, radikal İslamcı terörün dünyaya yayıldığı, sığınma ve eğitim merkezlerinden birisi haline geldiği bilinmektedir. Bunun yanısıra, şeriat esaslarına dayalı bir devlet oluşturulmasını amaçlayan, başta Usame Bin Laden ve örgütü el-Kaide ile Özbekistan İslami Hareketi (İDU) olmak üzere pek- çok terörist organizasyona ev sahipliği yapan ve destek veren Taliban'ın Afganistan'ın büyük bir bölümüne hakim olması Afganistan kaynaklı mevcut riski artırmıştır. 7 Ekim 2001 tarihinde ABD tarafından başlatılan harekat sonucunda, el-Kaide örgütü saflarına katılmış mücahitlerden bazıları ölü ele geçirilmiş, bazıları da tutuklanmış, bir kısmı ise çeşitli ülkelere kaçmıştır. ABD'nin ve Afganistan savaşında ona destek verenlerin meseleye bakışı böyledir.
Buna karşı Ankara, İstanbul, İzmir ve Ankara Baroları'nın başkanları, Türkiye Cumhuriyeti'nin destek kararının iptali için açtıkları dâvada, önemli birçok iptal gerekçesi arasında şunlara da yer vermişlerdir:
1) 11 Eylül günü ABD'nin New York ve Washington kentlerinde yapılan organize terör saldırısında, binlerce insan ölmüş ve ABD, teröre karşı savaş adı altında, İngiltere ile bir koalisyon kurmak suretiyle Afganistan'a karşı askeri harekata başlamıştır.
2) TBMM, 10 Ekim 2001 gün ve 722 sayılı karar ile ABD'nin Afganistan'a karşı yürüttüğü askeri harekata destek verilmesi amacıyla Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca hükümete yetki verilmesine karar vermiştir.
3) 01.11.2001 günü Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakanlık basın merkezi, Türkiye'nin Afganistan'a asker göndereceğine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı aldığını kamuoyuna açıklamıştır. Hükümet açıklaması aynen aşağıya çıkarılmıştır.
... ancak bu karar, Birleşmiş Milletler sözleşmesi'ne ve Güvenlik Konseyi kararlarına ve NATO sözleşmesi'ne aykırıdır.
Birleşmiş Milletler sözleşmesi'ne göre, ulusların hükümranlık haklarına aykırı olarak bir devletin, başka bir devlete karşı askeri silah gücü kullanması yasaktır. Bunun, tek istisnası, BM sözleşmesi'nin 51. maddesinde belirtilen meşru müdafaa hakkıdır. ABD'nin, New York ve Washington'da yapılan terörist uçaklı intihar saldırılarını gerekçe göstermek suretiyle Afganistan'a savaş ilan etmesi ve silahlı güç kullanması BM Sözleşmesi'nin 51. maddesindeki "meşru savunma hakkının" son derece sınırlı kapsam ve ilkelerine aykırıdır. Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, bu konuda bir kararı yoktur.
İnsan Hakları Derneği de, 31 Ekim 2001 tarihli basın açıklamasında, "Bu ülkenin evlatlarının, böylesine daha şimdiden kirliliği anlaşılmış bir savaşa gönderilmesine karşı çıkıyoruz. Savaş hukukuna aykırı olarak sürekli siviller vurulmakta, misket bombaları ile çocuklar öldürülmektedir. Her savaş, bir bataklıktır. Afganistan savaşı ise, büsbütün bir bataklıktır. Türkiye, savaşa girmemelidir. Türkiye'yi yönetenler, çocukları babasız bırakmamalıdır. Bu savaşın, yurdumuzun savunulması ile bir ilişkisi bulunmamaktadır. Bu savaş, Türkiye halkı açısından, bir zorunluluk değildir. Türkiye savaşta taraf olmak yerine, Afganistan'a yapılmakta olan operasyonların durdurulmasını istemelidir. Bunun için çalışmalıdır. Türkiye savaşa değil, barış sürecine katkı sunmalıdır" diyerek Afganistan savaşının meşru olmadığını ileri sürmüş ve bu savaşa karşı çıkmıştır.
Meşru savunma dışında savaşa kim ve neresi karar verirse versin o savaş meşru değildir. Meşru olmayan bir savaşı engellemek ve bundan en az kirlilik ve zararla çıkmak için çaba göstermek de hükumetlere ve dünya halklarına düşen bir ödevdir.



25 Yeni Şafak, 28.02.2003

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler