www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Yurttaş kimliği konusunda normalleşme9

Sayın Karakaş'ın bu konudaki tespitleri ve normalleşme ile ilgili düşüncesi şöyle: "Türkiye'nin 15 yıla yaklaşan bir süredir içinde debelendiği iç savaş ortamının nedenleri çok sayıdadır. Kimileri konunun tümü ile kürt kimliğinin ifadesi ile ilintili olduğunu söylerken diğer bir kesim konunun tümü ile ekonomik nedenlerden kaynaklandığını söylemektedir... Kanımız odur ki, Türkiye'nin içinde bulunduğu düşük yoğunluklu iç savaş koşullarından tümü ile bağımsız olarak, Anayasa'nın 66. maddesindeki yurttaşlık tanımı Türkiye gibi etnik yapısı çok büyük çeşitlilikler arzeden bir ülkede iç barışın sağlanıp kalıcı bir biçimde sürdürülmesine olanak vermemektedir. Anayasa'nın 66. maddesi "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür" diye başlamaktadır. Bu maddede söz konusu edilen "Türk" kavramının etnik bir amacının olmadığı bu satırların yazarının malumudur, ancak yurttaşlık kavramı tümü ile hukuksal bir kavram olduğu/olması gerektiği için söz konusu formülasyonun yaptığı çağrışımlar Türkiye gibi bir ülkede sürekli bir sorun olmayı sürdürecektir. Sayın Demirel'in de bir dönemler ısrarla üzerinde durduğu gibi Türkiye artık "Anayasal vatandaşlık" kavramına kendini alıştırmalıdır. Mevcut formülasyon, majoriter etnik grubun etnik sıfatının yurttaşlık sıfatı olarak benimsetilmesi izlenimini ister istemez vermektedir. Vatandaşlık ilişkisi etnik bir çağrışım yapmayacak türde hukuksal temelde formüle edilmelidir."
Katkımız:
Etnik aidiyet, alt kültür ve inanç... farklılıkları içinde bir arada yaşayan bireyler ve guruplar bir millet (ulus) oluşturdukları zaman bir bakıma çelişik gözüken iki ihtiyaç söz konusu olmaktadır: a) Gurupların farklılıklarını koruma ihtiyacı, b) Farklı bireyler ve guruplar arasında, onları bir ulusun mensupları kılan ortak şuur ve değerlerin korunması ihtiyacı. Buna bir de insanlık camiasının üyesi olma şuuruna sahip olma ve bunu koruma ihtiyacı eklenmelidir. Bütün mesele, bu üç ihtiyacın bir bütünlük içinde karşılanması ve uzlaştırılmasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak için Türk ve Müslüman olma şartının bulunmadığı bilinmektedir. Türk kelimesinin belli bir etnik ve kültürel aidiyetten arındırılması da hem mümkün, hem doğru değildir. Kendilerini Türk olarak hissetmeyen ve tanımlamayan vatandaşlara, Türk kelimesini kavram değişikliğine uğratarak "Türk" demenin, bunda ısrar etmenin anlamlı ve yararlı olmadığını düşünüyorum. Müslümanlık da böyledir; kelimenin sahih anlamını bozarak, mesela "Hak ve hakikate teslim olan veya iyi ahlak sahibi olan... her insan müslümandır" şeklinde bir tanım yaptıktan sonra, gayr-i müslimlere Müslüman demek de anlamsızdır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine'ye hicret edince, halkı Yahudiler, müşrikler ve kabilesi farklı Müslümanlardan oluşan bir devlet kurmuş, bu devletin 52 maddelik anayasasına, halk unsuru için "Arap", "Müslüman" vb. dememiş, "bu sözleşmeye bağlı insanlar ayrı bir ümmetttir" kaydını koymuştu. Buna göre topluluğun fertleri, "Medine site devleti vatandaşı" oluyor, hukukî ve siyasî kimlikleri böyle tanımlanmış bulunuyordu. Bu anlayış ve uygulama, günümüzdeki "anayasal vatandaşlık" kavramına uygun düşmektedir.
Bu vatandaşlık anlayışının, hem ortak, hem çoğunluğuna ait, hem de sayıları daha az olan etnik ve dini guruplara mahsus değerleri korumayı, zorunlu ölçüdeki birlik ve bütünlüğü sağlamayı engellemeyeceğini düşünüyorum.
Bir Çerkes'e, bir Kürt'e, bir Boşnak'a, bir Arnavut'a... şu veya bu anlamda "Sen Türksün" demek ve böyle bir şuur içinde millî birlik ve bütünlük sağlamak için bir asra yakındır çaba gösterildi; alınan sonuç nedir? Bu soru üzerinde düşünmek gerekiyor. Müslüman manasında Türk deme teklifi de, keşke tutsa ama pek tutar gözükmüyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan insanların büyük çoğunluğu müslümandır, bu bir. Müslüman olmayanların hemen tamamı TC. vatandaşıdır, aynı dili konuşurlar ve aynı tarihi mirası paylaşırlar, bu iki. Dini, dili, etnik aidiyeti ne olursa olsun bütün TC. vatandaşlarının ortak çıkarları vardır, bu üç. Bütün vatandaşlar insan olarak, bu bakımdan, Hz. Adem'in çocukları oldukları için kardeştirler, bu da dört. İşte bu 4 bağ, dengeli bir bütünlük içinde şuurlara yerleştirilince millî birlik ve bütünlüğü sağlamak için yeter de artar bile!



9 Yeni Şafak, 23.05.2003

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler