www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Avrupa Birliğinde Müslümanlar

Avrupa Birliği birkaç devlet arasında yapılan kömür çelik birliğinden başlayarak Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET), Avrupa Topluluğu (AT) ve Avrupa Birliği'ne (AB) doğru gelişmiş bulunan bir uluslararası birliktir. Bu topluluk zaman içinde hukuk, ekonomi, ticaret, para ve dış siyasette birlik sağlayarak tek bir devlet olma yolunda ilerlemektedir. Avrupa toplulukları arasında, farklı yönleri bulunmakla beraber bir kültür birliğinden, bir "Avrupa kültürü'nden" bahsetmek de mümkün ve tutarlıdır. Durum böyle olunca bir müslüman topluluğun Avrupa Birliğine girmesi demek, bu birliğin hukuk, ekonomi, dış siyaset, hatta kültür alanına girmesi, "kendine ait ve farklı olanlarla bunları değişmesi" demektir. Böyle bir değişimi İslam nasıl karşılar, başka bir deyişle Avrupa birliğine girmek caiz midir?

Avrupa Birliği, "bir ekonomik topluluk" mahiyetinde iken ben de, birçok başka fıkıhçılar gibi bu topluluğa girmenin caiz ve faydalı olacağını yazmıştım. Çünkü bazı koruyucu şartlar ileri sürmekle beraber eski fıkıhçılar da "müslüman olmayanlarla iş ve ticaret ortaklığını" caiz görüyorlardı. Türkiye zaten Batı'dan, çoğu işe yaramaz birçok şey almış, çağdaşlaşmayı batılılaşma şeklinde gerçekleştirme yolunu tutmuştu. Ekonomik işbirliği sayesinde hiç olmazsa yoksulluktan kurtulur, belki de Batı'ya İslam'ı daha iyi anlatma fırsatını elde ederdi...7

Topluluğun ismini bile değiştiren kurucu antlaşmalarda önemli değişiklikler yapıldıkça yukarıdaki hükmü yeniden gözden geçirmek gerekli hale geldi. Yeniden gözden geçirdikten sonra, "eğer bir zaruret yoksa bu birliğe girmek caiz değildir" noktasına ulaştım. Aradan yıllar geçti, şimdilerde hemen hemen tartışmaksızın, bir emr-i vaki olarak bu birliğe girmenin caiz olduğu bir yana, "denize düşenin yılana sarılması" kabilinden olarak zaruri ve vacip olduğu söylenmeye başladı. Ama meseleye biraz daha yakından bakıldığında, İslam'ın hedefi, alternatifler, fayda ve zarar listeleri bir daha gözden geçirildiğinde böyle bir hükme varmanın en azından çok kolay olmadığı ve huzur içinde "evet" denemeyeceği görülecektir.

İslam'ın hedefi:

İslam, diğer semâvî dinlerin geldiği kaynaktan, Allah tarafından, vahiy yoluyla gönderilmiş, en son ve en kâmil dindir. Bu din geldikten sonra Allah, başka dinleri, bir başka yoruma göre ise aslı ve özü bozulmamış ilâhî dinler demek olan İslam'dan başka bir dini asla kabul etmeyeceğini bildirmiştir.8 Kur'an'daki pek çok âyetin ortak ifadesine göre İslam'a inananlar Allah katında başkalarından üstündür, birbirlerinin kardeşleridir, hür iradeleriyle Allah'a itaat ve kulluk etme emanetini yüklenmiş, bu yüzden -yalnızca diğer insanlar gibi potansiyel olarak değil, aynı zamanda fiilen- yaratılmışların en üstünü olmuşlardır. Kutlu ve kutsal bir misyon yüklenmişlerdir: "Zorlamadan, herkese din hürriyeti vererek insanlara İslam'ı anlatmak ve sevip benimsemeleri için çaba sarfetmek". Müminler hem kendi maddî ve manevî değerlerini korumak hem de bütün dünyada adalet ve din hürriyetini sağlamak için güçlü olmak durumundadırlar. Allah'ın vahyettiği ve bu vahye dayalı olarak ictihad yoluyla elde edilen hayat kuralları uygulanacak ve bunlar -zıt, ters ve uyumsuz olan- başkalarıyla değiştirilmeyecektir. Müslümanların dinden ve buradan beslenmiş bulunan kültürden oluşmuş değerleri toplumun yüksek değerleri olarak muhafaza edilecek, bunlara ters düşen değerler toplum tarafından reddedilecek, dışlanacaktır. İslam toplumu bir erdemli insanlar toplumu olacak, bu nitelikleriyle diğer insan guruplarına örnek olacaklardır. Müslümanların dinleri ve şereflerine ilave olarak hayatları, akılları, malları ve nesilleri korunacaktır. Bir müminin yakından uzağa bütün diğer insanlara karşı ödevleri ve sorumlulukları vardır ve o bu dünyayı geçici bir imtihan yeri olarak bilir, nihâî amacı Allah'ın rızasını, O'nun cennet ve cemalini elde etmektir...

Avrupa Birliği'nin hedefleri:

Avrupa Birliği, bir din veya ahlak birliği değildir; dinden bağımsız, laik, seküler Batı değerleri temeline oturan ekonomik, siyasî, hukukî ve kültürel bir birliktir. Batılı değerlere göre bireyin özgürlüğü azami ölçüde tutulmalı, din ve ahlak adına kısılmamalıdır. Liberal kapitalist düzen gereği serbest rekabet esastır. Dünya, "ekonomi, bilim ve teknoloji" açısından gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler olarak ikiye ayrılmıştır. Gelişmemiş ülkelerin dünya pazarında rekabet şansları olmadığına göre bunlar, gelişmiş ülkelere ucuz ham madde ve emek temin edecek, ellerine geçen 3-5 kuruşu da yine gelişmiş ülkelerden alacakları pahalı tüketim mallarına yatıracaklardır. Bu gidişin sonu kendilerinin gittikçe daha yoksul, ötekilerin ise daha zengin hale gelmelerinden ibarettir. Ötekiler hali hazırda tek bir blok değildir, Amerika baş patron olmakla beraber başka patronlar da vardır ve bunların arasında kıyasıya bir rekabet hüküm sürmektedir. Avrupa Birliği öncelikle bu rekabette ezilmeme, dünya pazarından yeterli pay alma arzusunun sonucudur. Temeli ahlakî ve manevî değil maddîdir; adâlete değil, egoizme ve menfaate yöneliktir. İnsan hakları vurgulanmakta, fakat insanın ödevleri, özellikle ahlakî ve manevî olanları üzerinde durulmamaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, inancı yüzünden başını örterek okumak isteyen bir kıza bu imkanı verme konusunda yer yer tereddüt gösteren Avrupa, eşcinsellerin haklarını titizlikle korumaktadır.

Müslümanların vazifesi:

İslam'ın ve Batı'nın (AB'nin) hedeflerinin örtüşmediği açıkça ortadadır. Buna göre müslümanların vazifesi kendi güçleriyle ayakta durmak, maddî ve manevî değerlerini korumak ve bugün var olandan daha güzel, âdil, şefkatli bir dünya düzenini kurup işletmek için gayret göstermek, formüller ve modeller oluşturmaktır. Keşke mümkün olsaydı da, müslümanlar şuurlu davransalar, gereken fedâkârlıklarda bulunsalardı da teker teker güçlü ve gelişmiş olan İslam ülkeleri arasında bir birlik kursalar, bu birlikten doğan gücü, zayıfları sömürmek için değil, bütün insanlığın hayrına kullansalardı.

Zaruret:

Burada sayıp dökemeyeceğimiz sebeplerle bu birlik kurulamadı, kurulamıyor. Her bir İslam ülkesi tek başına kalıp hareket etse amacına ulaşamıyor, ulaşacağını zannediyor. Bazı ülkelerde İslam'ın yüce ve kapsamlı amaçlarını gerçekleştirmek için çaba göstermek şöyle dursun, fert, aile ve cemaat olarak İslam'ı gereği gibi yaşamak bile mümkün olmuyor, bu ülkelerin sistemleri veya bağnaz, totaliter yöneticileri müminlere imkan vermiyorlar. Bu durum karşısında bunalan, çaresiz kalan müminlerin bir kesimi, Avrupa'da yaşayan müminlerin nisbeten daha geniş olan özgürlüklerine bakarak "biz de onlara katılalım, bu daha iyi olur" diyorlar. Hayalleri geniş olup "Biz bu yoldan Avrupa'ya İslâmî değerleri taşırız" diyenler de eksik değil..

Sonuç:

Müslümanların Avrupa Birliğine girme arzuları maddi olarak sömürülmekten kurtulma arzusu, manevî ve dînî olarak da baskıdan kurtulma ümidinden kaynaklanıyor. Ama sömürülmekten kurtulup sömürenler arasına katılmak, baskıdan kurtulmak, ama İslam'ın yüce ve kapsamlı hedeflerine veda etmek "güle oynaya girilecek bir yol, cennet gibi tercih edilecek bir alternatif" değildir. Hiç olmazsa mümin korku, endişe ve üzüntü içinde olmalıdır.

AB'ne girmeye karşı çıkanlardan "dine ve dindarlığa karşı olanlar, hükmü geçmiş bir ideolojinin peşinde koşanlar" bu tavırlarını devam ettirdikleri sürece başarısızlığa mahkumdurlar. İyi niyetle davranan, vazgeçilmez değerlerini korumak, riske atmamak isteyenler ise gerçeklere, hesap kitaba dayalı, tutarlı, ikna edici, uygulanabilir seçenekler bulmalı ve bunu ortaya koyabilmelidirler.



7 Altınoluk dergisi, Temmuz, 1987, sayı:17.
8 Al-i İmran: 3/85

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler