www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Avrupa İslam'ının değerlendirmesi

Yazıda özetle "Avrupa'da yaşayan müslümanların mutlaka Avrupa kültürüne uyum göstermelerinin sağlanması, bunun için okul ve camilerin de kullanılması ve gerekirse zor kullanmak dahil bütün tedbirlerin alınması gerektiği" ifade ediliyordu. Yazıya göre müslümanların Avrupa kültürüne uyum göstermeleri, dinlerinin bu kültürü içselleştirmesi ile olacaktı. Bu amaca ulaşmak için kurumsal desteklere de ihtiyaç vardı; bu kurumlar içinde ikisinin altı çiziliyordu: Müslüman toplulukların temsilcisi olacak tüzel kişilik ve Rotterdam İslam Üniversitesi.

Hollanda Azınlıklar Bakanı van Boxtel, bir taraftan 'İstihbarat servislerinin desteğiyle bütün organizasyonları takip ederek Hollanda'nın düşmanlarını tespit etmek', diğer taraftan da 'uyumu sağlamak' hedeflerini ortaya koyarak Avrupa'daki meslektaşlarının da sempatisini toplamıştı. Bu hedeflere ulaşabilmek için ilk etapta dört mahalli camide bazı radikal imamlar tarafından okunan hutbeler, ülke çapında yayın yapan televizyon kanallarına malzeme oldu, kasetleri ise gizli servis ifşa etti. Bir imam Bush'a ve Şaron'a meydan okuyordu, bir diğeri de Filistinliler'in terör saldırılarını övüyordu. Adli soruşturma başlatıldı. Hollanda Parlamentosu da fundemantalist grupların elinden firsatları almak için İslami eğitim üzerinde durulmasını istedi. Buna göre Holanda'da camilerde imam ve hatiplik yapan müslümanlar, Bush'a ve Şaron'a meydan okudukları ve Filistinlilerin "terör" saldırılarını övdükleri zaman "radikal, Holallanda ve Avrupa'nın düşmanı" ilan ediliyorlar. Radikal, fundamentalist, gelişmemiş bir din mensubu ve Avrupa düşmanı olmanın diğer belirtileri de yazıya göre şöyle: "11 Eylül 2001'den sonra... Hollanda gizli servisleri, Hollanda topraklarında birçok fundamentalist kuruluşun hiçbir engelle karşılaşmadan büyüdüğünü fark ettiler. Açılan 33 okuldan 6 tanesi kapatıldı. Aynı zamanda, birçok eşcinsel temsilcisi, seslerini yükseltmeye başladı. Bazı Faslılar tarafından homoseksüel bir ilkokul öğretmeni halk arasında tartaklanırken Hollanda toplumunda birçok Müslüman tarafından eşcinselliğe karşı iyi bir bakış açısının olmayışı, Hollanda toplumu tarafından çok ciddiye alındı. Rotterdam'dan imam Al-Moumni'nin eşcinselliği hastalık olarak görmesi ve eşcinselleri domuz olarak adlandırması polemiğin şiddetini artırdı.

Görülüyor ki, Müslümanların Avrupa'da makbul olmaları, "İsraili'in zulmüne, Amerika'nın bu zulmü desteklemesine ses çıkarmamalarına, yalnızca ses çıkarmamak değil, bunları benimsemelerine, meşru görüp savunmalarına, İsrail'in yaptıklarını meşru savunma, Filistinlilerin yaptıklarını terör olarak kabul etmelerine, eşcinsellik hakkında kötü düşünmemelerine, eşcinsellere karşı iyi davranmalarına... bağlı. Avrupalılar'a göre Avrupa İslam'ı, böyle "müslümanların" İslam'ı olmalı, başka İslam anlayışlarına Avrupa'da hayat hakkı tanımamalıdır. Müslümanları böyle müslüman haline getirmek için de camiler ve Üniversite başta olmak üzere eğitim kurumları devreye sokulmalıdır.

"Hollanda'ya davet edilen imamlar için mecburi bilinçlendirme kursları önerisi, Bakan van Boxtel rehberliğinde Entegrasyon Bakanlığı'nın düşünceleri arasında yer almaya başladı. Rotterdam İslam Üniversitesi de dahil olmak üzere birçok kuruluş bu konuda verebilecekleri hizmetleri ifade ettiler." ifadesinin de yer aldığı yazıya göre, "Üniversite Yönetim Kurulu Üyesi E. Öztüre hedeflerini, İslam ve modernizmi birleştirmek olarak ifade etmiş. Dr. Saidi de, 'Zaman sur gibidir. Müslümanların entegrasyonu gibi konuları ilk etapta ele almak isteyen Hollanda hükümetinin, bizim gibi kuruluşlarla birlikte olmaya acil ihtiyacı vardır' demiş ve enetegrasyon konusunda çok kararlı ve titiz olduklarını dile getirmiş.

Ben Hollanda'da bulunduğum bir tarihte, eşcinselliğin aleyhinde konuşan bir İmam'dan söz ediliyor ve İmam'ın işinin zor olduğu söyleniyordu. Ben bir konuşma yaparken, fazla bir değerlendirme yapmadan eşcinsel örneğini vermiştim, kurumun sorumluları sıkıntıya düştüler ve bir daha Hollanda'da, umuma açık konuşmalar yaparken eşcinsel kelimesini ağzıma almamamı rica ettiler.

Bütün bunlardan çıkan sonuç şu oluyor: Batı'da müslümanlara tanınan özgürlük, onların Batı değerlerini benimsemeleri veya en azından bu değerlere aykırı konuşmamaları ve davranmamaları şartına bağlıdır.

Gerek kurulacak olan temsil kurumu ve gerekse İslam Üniversitesi, yazıda iddia edildiği ve bazı mensuplarının sözleriyle desteklendiği gibi İslam ile modernizmi birleştirecek ve Avrupa'nın istediği mânada bir uyumu/entegrasyonu sağlamada onlara yardımcı olacaklar mı?

Bu sorunun cevabını Rotterdam İslam Üniversitesi'nin ilan ettiği, internet adreslerine gönderdiği yazıda yer verilen misyonlarına bakarak alabiliriz:

- İslam'ın temel kaynakları olan Kur'an ve sünnetten taviz vermeden, Hollanda gibi giderek artan kültürel farklılıkların bulunduğu modern bir toplumda yaşadığımızı unutmadan ilim öğrenmeyi teşvik etmek;
- Adaleti netice veren iman kuvvetini dayanak alarak akademik kaliteyi yükseltme yolunda sosyal sorumluluğumuzu unutmamak;
- İslamî perspektifi esas alarak diyalog, harmoni ve barış içinde bir hayatı sürdürebilmek için ilim öğretmek ve bilim üretmeye katkıda bulunmak;
- Hollanda ve Müslüman topluluklar arasında uyumu temin edebilmek gayesiyle bilimin prensiplerini temel kabul eden model bir İslami bilim kuruluşu olmak;
- Aklın nurunun müsbet bilimler, kalbin ışığının da dini ilimler olduğunu; öğrencinin ancak bu iki bilimi birleştirerek geleceğin semasında uçabileceğini, gelecek milenyumda bilimin ve hakkın hakim olacağını bilmek ve bunu bütün dünyaya göstermek.

Benim bu misyon açıklamasından çıkardığım sonuç, Üniversite'nin Kur'an ve sünnet'ten taviz vermeyeceği, ancak içinde yaşadığı toplumun huzur ve güvenini bozacak, toplum için problem oluşturacak davranışlardan da uzak duracağıdır. Üstü kapalı da olsa, Avrupa topluluklarının önüne İslam'ın ışığını tutma hedefinden bile söz edildiğini kabul edebiliriz.

Avrupa'da olsunlar, totaliter veya laik-demokratik idareler altındaki İslam ülkelerinde olsunlar müslümanların da, onları sindirmek, asimile etmek, değiştirmek isteyen başka ideoloji ve kültür sahiplerinin de işleri zor. Bu zoru nisbeten kolaylaştırmanın yolu, insanları zorla değiştirmeye kalkışmamak, hak ve özgürlüklere riayet etmek, çok kültürlü insan topluluklarına alışmaktır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler