www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İslam yanılır mı?1

Hürriyet'te çıkan Ege Cansen imzalı bir yazı üzerinde durmak istiyorum. Sayın Cansen yazısına "İslam nerede yanılıyor" başlığını koymuş. "İslam" ile "yanılma" kelimelerini yanyana getirip İslam'a yanılmayı yüklemesi Müslümanlar'ı rahatsız ediyor; ancak yazarın hemen yazısının başında verdiği tarif onun pozitivist olduğunu, İslam vahyine inanmadığını ortaya koyuyor ve bu bakımdan rahatsız olmamak gerekiyor. Cansen'e göre "Bütün dinler, netice itibariyle birer ideolojidir. İdeoloji, insan yapması fikirleri, tanrısal kanunlar, yani doğal bilim haline dönüştürme disiplinidir." Yani din, Allah tarafından vahyedilmemiştir; insan yapısı fikirler, yine insanlar tarafından tanrısal kanunlar bilim haline dönüştürülmüştür. Müslümanlar'ın inancına göre ise dinin aslı, esası, temel kuralları, müctehidler tarafından üretilecek kurallara esas teşkil edecek açıklamalar Allah tarafından vahyedilmiştir. Allah elbette her şeyi bilir ve yanılmaz; O'nun vahyettiği, vahiy yoluyla bildirdiği bilgiler ve kurallar da doğrudur, yanlış olamaz. Cansen, Allah'ın vahyettiği ve bilimin de yanlışladığı, yanlış bulduğu bir tek örnek bile vermiş değildir; verdiği örnekler -aşağıda açıklanacağı gibi- ya vahyedilmiş değildir veya yanlış olduğunda bilim dünyası birleşmiş değildir.
İslam'da bir vahyedilmiş bilgi ve kurallar vardır bir de bunlara dayanarak âlimlerin, müctehidlerin ve müfessirlerin ürettikleri bilgiler, yorumlar vardır. İslam'a göre yanlış olması mümkün olmayan kısım birincisidir, yani vahyedilendir. İctihadlar, tefsirler ise yanlış olabilir; yanlış olduğu ilim yoluyla ispat edilen bir yorum, bir ictihad İslam'ın bir kuralı olmaktan çıkar.
Cansen, "Dinlerin ortaya çıkış sebebi, insanın toplumsal bir canlı olmasıdır" diyor. Bu önermenin bilimle bir ilgisi yok, yazarın bir kurgusundan ibaret. Daha doğru bir kurgu, bir temellendirme şöyle olabilirdi: "Dinlerin vahyedilmesinin sebebi, insanın yaratılmış olmasıdır". Çünkü insandan daha aşağı mertebelerdeki canlıların dine, ahlaka, estetiğe ihtiyaçlarının olmadığı bilinmektedir; bunlara ihtiyacı olan, bunlarsız yapamayan canlı, fert ve cemiyet olarak insandır; evet, yalnızca cemiyet olarak değil, fert olarak da insandır. Eğer bir insanın tek başına yaşaması mümkün olsaydı onun da dine ihtiyacı, dinle ilgili inanç ve düşünceleri olacaktı. Bu gerçeği bilmenin yolu iman ve ibadetle dini yaşamaktır; dini tecrübesi olmayanların, bireyin -cemiyet olma zarureti dışında- dine olan ihtiyacını ve dinle birebir ilişkisini anlaması, kavraması, yaşaması mümkün değildir.
Cansen, "Fertle, cemiyet arasındaki ömür süresi farkından doğan bu temel çelişkiyi, fertle cemiyet arasındaki çatışmayı çözmek dinlere düşmüştür. Meselenin matematik çözümü, birey ile toplumun ömür sürelerinin sonsuz yani "eşit" olduğunu kabul etmektir. Bunun için, bu dünyada öldükten sonra hesap gününe kadar yaşamaya devam edeceğine inanmak imanın şartıdır" diyor. İnanmasa bile bir İslam ülkesinde yaşayan, üstelik okumuş yazmış bir kimsenin, temel bir İslam inanç kuralını bile bilmemesi düşündürücüdür. Cansen'in burada iki önemli hatası vardır: 1. İslam inancına göre fert ile toplumun ömür süreleri sonsuz yani eşit değildir. Ferdin dünya hayatı sınırlı olduğu gibi ona nisbetle uzun olan toplumun dünya hayatı da sınırlıdır; kıyamet kopacak ve ferdin akıbeti ne olacaksa toplumun akıbeti de o olacaktır. 2. İslam inancına göre "dünyada öldükten sonra ahirette hesap gününe kadar yaşamaya inanmak" şeklinde bir inanç yoktur; imanın şartı olan inanç şöyledir: İnsanlar dünyada ölünce bedenleri çürür, ama ruhları ölmez, Berzah adı verilen bir âlemde hayatları devam eder, dünyadaki inanç ve amellerine bu âlemde mükâfat veya ceza görürler. Sonra kıyamet kopar, hesap günü gelir, hesap sonunda cennete veya cehenneme giderek buralarda hayatlarına devam ederler.
Sayın Cansen, "İslam, halen bu iki ana meseleyi çözebilmiş değildir... Birincisi, hukuk ve iktisat alanının düzenlenmesinde, bilimsel verilerin değil, elindeki metinlerin esas olmasında direnmektedir. Bu, İslam'ı yeni sorunlar karşısında aletsiz bırakmaktadır. İkincisi, ahirette cennete gitmek için, toplumsal kurallara uymayı değil, dinsel şekillere göre hareket etmeyi vazetmektedir. Mesela, trafik kurallarına uymamak, sahte rapor almak-vermek, kaçak inşaat yapmak veya vergi kaçırmak ''günah'' değildir. Dolayısıyla bu suçları işlemek, kişiye cennet kapılarını kapamamaktadır. Buna karşılık kadının saçının telinin gözükmesi günahtır. Bu da İslam'ın, milli gelir artışına engel olan kural dışı bencil davranışları caydırmayı önemsemediği anlamına gelmektedir. Sonuçlar ortadadır. Son Söz: Bilim, din kapısından sığmaz; din, bilim kapısından sığar." diyor. Burada üç iddia var. Bunları sırayla ele alalım:
1. "İslam'ın, hukuk ve iktisat alanının düzenlenmesinde bilimsel verilerin değil, elindeki metinlerin esas alınmasında direndiği" hükmü birçok bakımdan tutarsız, ham, ilim dışı bir hükümdür. a) Hukuk ve iktisat alanındaki bilimsel veriler, fizik, kimya, matematik... alanlarındaki bilimsel veriler gibi değildir. Hukuk ve iktisadın bazı konularında ve kurallarında kesinliğe yakınlıktan, sabit ilişkilerden söz etmek mümkün ise de tamamında bunu söylemek mümkün değildir. b) Bilimin kesin olarak doğru dediği, insanlığın "doğru, iyi ve âdil" olduğu konusunda birleştiği hiçbir hukuk veya iktisat kuralını İslam dışlamamış, ona aykırı bir hükümde ısrar etmemiştir. Ege Cansen bir konuşmasında "Ben faizin haram olduğuna inanmıyorum" demişti, faiz İslam'a göre haramdır, ama insanlığın de büyük bir kitlesine göre faiz bir vurgundur, haksız kazançtır ve emek sömürüsüdür. "Faizin iyi olduğu" üzerinde birleşilmiş bir bilimsel hüküm değildir, faiz içermeyen risk sermayesi, hisse senedi, diğer çeşitli ortaklıklar yoluyla, faiz belasına başvurmadan sermaye toplamak mümkündür.
"Bu, İslam'ı yeni sorunlar karşısında aletsiz bırakmaktadır" şeklineki hüküm veya değerlendirme yanlıştır. Yeni "sorunlar" çıktığında İslam'ın eli kolu bağlı değildir. Vahiy kaynağı, ferde ve topluluğa zarar veren, onları sıkıntıya sokan, hayatı çekilmez hale getiren, Müslümanların zayıflaması, zillete düşmesi ve bağımsızlıklarını kaybetmesi sonucunu doğuran hiçbir hükme ve uygulamaya cevaz vermez, bunun üzerinde ısrar etmez. Domuz yemek, şarap içmek haramdır, ama yaşamak için mecbur olana haram değildir. Dini ne olursa olsun insan öldürmek haramdır ama cana ve mala kasteden bir kimseyi, başka türlü önleme imkanı yoksa öldürmek caizdir. Fert için olduğu gibi toplum için de zaruri uygulamalar İslam'a göre meşrudur. Hasılı mevcut vahiy ve bunlar üzerinde yapılacak ictihad yoluyla her yeni meselenin çözümü ve çaresi bulunur.
2. "İkincisi, ahirette cennete gitmek için, toplumsal kurallara uymayı değil, dinsel şekillere göre hareket etmeyi vazetmektedir. Mesela, trafik kurallarına uymamak, sahte rapor almak-vermek, kaçak inşaat yapmak veya vergi kaçırmak ''günah'' değildir. Dolayısıyla bu suçları işlemek, kişiye cennet kapılarını kapamamaktadır. Buna karşılık kadının saçının telinin gözükmesi günahtır." cümleleri baştan sona yanlıştır. Cansen ilâhî olduğuna inanmadığı din hakkında, Allah adına ahkâm kesiyor, fetva vermeye kalkışıyor. "Günah değildir" dediği fiiller hakkında hükmü nereden, hangi âyetten, hadisten, ictihaddan almış merak ediyorum. Trafik kuralları insanların mal ve canlarını korumak için yöneticilerin koyduğu kurallar olup bunlara uymak dinin de emridir. Yöneticilerin koydukları vergiyi ödemek dince de ödevdir, kaçıran günah işlemiş olur. Sahte rapor almak yalan söylemektir, hile yapmaktır; din hileyi ve yalanı şiddetle yasaklamış ve günah saymıştır. Kaçak inşaat yapmak, şer'î-hukuki kuralara aykırı inşaat yapmaktır; bunun caiz olduğunu kim söylemiş? "Dinsel şekillerin" içinde toplumu ilgilendiren faydalar da vardır; muâmelat tamamen böyle olduğu gibi ibadetler bile böyledir; yalnızca zekatı hatırlatmakla yetinelim. Topluma ait kuralları Allah'a ve dine inanmayanlar koymuş olurlarsa Müslümanlara göre bunlarda zararlı taraflar bulunabilir ve işte bunlara, zararlı olanlara Müslümanlar uymazlar.
3. Bilim-din ilişkisi üzerinde ayrıca durmak gerekir; ama şununla yetinelim: İslam'a göre dini koyan da, tabiat kanunlarını koyan da Allah'tır; bu ikisi arasında çelişme olmaz



1 Yeni Şafak, 02.05.- 25.04.2003

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler