www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Çoğunluğun hakkı ve Diyanet'in hutbesi

Çağdaş demokrasilerin olmazsa olmaz unsuru insan hak ve özgürlükleridir. Bu bağlamda insan denilince kastedilen de "birey olarak insan"dır. Demokratik hukuk devleti bir tek insanın da hak ve özgürlüklerini korumakla yükümlüdür; bunun için vardır. Ancak bu madalyonun yalnızca bir yüzüdür. Öteki yüzü çevirdiğinizde, birey ve gurupların hak ve özgürlüklerinin mutlak olmadığını, bazı sebeplerle kısıtlanabildiğini görürsünüz. Eğer insan tek başına varolup yaşayabilseydi, kendisi için hak olarak kabul ettiği her şeyi sonuna kadar kullanırdı, kendi irade ve rızası dışında bir başkası onun hak ve özgürlüğüne müdahale etmezdi. Ama insan dünyaya gelebilmek için başkalarına muhtaçtır; yaşamak, korunmak, gelişmek, yetişmek, bilgi görgü edinmek, sosyalleşmek... için de aileden devlete ve oradan bütün insanlığa uzanan bir geniş "insanlık ailesine" ihtiyacı vardır. İnsan tekleri topluma ve devlete muhtaç olduklarına, onlar olmadan kendileri de olamayacağına göre, zorunlu olan yerlerde hak ve özgürlüklerinden fedakârlık etmek durumundadırlar. Zorunlu olan yer ve durumlar, devletin bekası, toplumun sağlık ve huzuru ile ilgilidir. Bir fert veya gurup, insan hak ve özgülüklerini sınırsız kullandıklarında devletin bekası, toplumun sağlık ve huzuru bozuluyor veya elle tutulur, gözle görülür açıklık ve kesinlikte bozulma tehlikesine maruz kalıyorsa birey ve gurupların hak ve özgürlükleri kısıtlanır.

Anayasalarda yer alan ve hakların kısıtlanması için sebep olarak kabul edilen ilkelerden biri de "genel ahlak"tır. Genel ahlak halkın çoğunluğu tarafından benimsenen ve bir milletin tarihinden tevarüs ettiği, gelenek haline gelmiş bulunan ahlak anlayış ve uygulamasıdır. İşte bu ahlakın "ayıp ve çirkin" gördüğü, böyle değerlendirdiği bir davranış, genel mânada insan hakkı ve özgürlüğüne dahil olsa bile kısıtlanır. Genel ahlakın ayıp saydığı bir davranışı, kamuya açık yerlerde yapmak isteyen ve bunun "hakkı olduğunu" ileri sürenlere karşı şöyle denir: "Haklar mutlak değildir, herkese açık yerlerde genel ahlaka aykırı davranamazsınız, varlık ve devamınızı borçlu olduğunuz toplumun huzuru, sağlığı, ülkede âsâyişin korunması, suçun engellenmesi için fedakârlık etmeye mecbursunuz. Bireysel hak arayıcısı direnir, "bu çağda böyle ahlak anlayışı olmaz, uygar ülkelerde benim davranışım ayıp sayılmıyor..." derse, kendisine şu husus hatırlatılır: Genel ahlaktan maksat yalnızca evrensel ahlak değil, aynı zamanda belli bir anayasanın uygulandığı ülke halkının kahir çoğunluğunun ahlak anlayışıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, iyice zıvanadan çıkan çıplaklık gösterilerinin dinimiz, ahlakımız ve çocuklarımızın beden ve ruh sağlığı yönünden değerlendirilmesini içeren bir hutbe hazırlamış ve camilerde okutacakmış. Bunu haber alan çıplaklık istismarcıları ve dolaylı yoldan dinimize ve ahlakımıza karşı savaş açmış olanlar yaygarayı kopardılar, bilinen geçersiz argümanlara sarıldılar, "Bu çağda..., laiklik..., büyük bir skandal..., derhal engellenmelidir" demeye başladılar. Bunlar hep böyle yapıyorlar, bir avuç marjinal oldukları halde örgütleri ve imkanları sayesinde sesleri fazla çıktığı için milletin çoğunluğunu sindiriyorlar ve mel'anetlerini icraya devam ediyorlar. Ama yağma yok, tarih, kültür, ahlak, hukuk bizden yana ve artık çoğunluk da demokratik haklarını kullanmayı öğreniyor, bunun yollarını açıyor. İşte önümüzde bir imtihan; eğer Diyanet'in bu hutbeyi okutması engellenirse ülkede "azınlığın" sözü geçiyor, demokrasi yalnızca onlara hizmet ediyor, çoğunluğun hakları çiğneniyor demektir. Çağdaş demokrasilerde hakların çiğnenmemesi için hak sahiplerinin aktif olması, yönetime sivil örgütler aracılığı ile katılması, sesini çıkarması gerekiyor. Bu yapılmaz ve bu sayede hak talepleri arasında denge kurulmazsa ahlaksızlar sokaklarda, park ve bahçelerde, yayın organlarında boy gösterirler, ahlakına saldırılan ve vicdanı incitilen çoğunluk ise olan biteni içini çekerek, dişlerini gıcırdatarak seyretmek durumunda kalırlar. Böyle kalsalar, zarar bundan ibaret olsa yine hafif sayılır, asıl kötüsü kamu vicdanının giderek hassasiyetini kaybetmesi, kötüye alışması ve millî kültürün, manevî dokunun bozulmasıdır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler