www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Kamusal alanda dindarlık

Sayın Ali Bayramoğlu "Başörtüsü sorunu dedikleri..." başlıklı güzel yazısında, konuya bir açıklama çerçevesi koymak üzere laikliği şöyle tanımlıyor: "Laiklik tüm medeni ülkelerde din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Ancak bu ayrım din ve devlet arasındaki mutlak bir ayrım anlamına gelmez. Başka bir deyişle insanlar dindar olabilir ama laiklik ilkelerini benimseyerek, buna göre ve bunu kollayarak kamu hizmeti görebilir. Devlet alanı ve siyaset dışında da inançlarının doğal gereklerini yerine getirebilir." Bu tanımlamadan sonra da şu değerşlndirmeyi yapıyor: "Ama bizdeki uygulama hiç böyle olmamıştır. Agresif bir laiklik anlayışı din ve devlet arasına kesin bir çizgi çekmiş, kişilerin inançlarının gereğini yerine getirmesi bile onların mürteci ilan edilmelerine yetmiştir."
Bu tanımlama ve değerlendirmeye katılmakla beraber bir noktanın biraz daha açılmasında yarar görüyorum. Sayın Bayramoğlu "Başka bir deyişle insanlar dindar olabilir ama laiklik ilkelerini benimseyerek, buna göre ve bunu kollayarak kamu hizmeti görebilir." dedikten sonra ekliyor: "Devlet alanı ve siyaset dışında da inançlarının doğal gereklerini yerine getirebilir." Laik düzende insanlar dindar olabilirse ve bununla beraber "kamu hizmeti görebilirse", "inançlarının doğal gereklerini yerine getirme"yi devlet alanının dışına ittiğimizde ortaya bir çelişki çıkmaz mı? Bir elimizle verdiğimizi diğer elimizle geri almış olmaz mıyız? Öyle ya, dindar memur, doğal dinî vazifelerini devlet alanı dışında yapacaksa, mesela öğle tatilinde, dairenin uygun bir yerinde namazını kılamayacak, daireye oruçlu olarak gelemeyecek ve bayan ise dairede başını da örtemeyecek... Yani laik düzende kamu görevi ile özel ve ferdi dinî vazifelerini bir arada yürütemeyecek demektir. Bu sebeple "Laiklik ilkesine göre ve onu kollayarak" kamu görevi yapmayı; kamusal alanda, vazifesini aksatmadan, başkalarına din dayatmadan, başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermeden özel dinî vazifelerini de yerine getirerek çalışması şeklinde anlamak ve yorumlamak daha doğru olur diye düşünüyorum. Sayın Bayramoğlu'nun ifadesini böyle anlamak da mümkün, ancak biraz kapalılık var. Aksi halde dindar kamu görevlisinin dini hayatına müdahale etmiş, din ile ilişkisini parçalamış, bir kısmını laiklik adına engellemiş, diğer kısmına izin vermiş oluruz ki bu, devletin de dine müdahale etmemesi kısmıyla laikliğe aykırı olmalıdır; eğer laikliğe aykırı değilse o zaman din özgürlüğüne aykırıdır ve bu sebeple laikliğin, din özgürlüğüne uygun bir çerçevede düzenlenmesi ve anlaşılması kaçınılmaz olur.
Yazıda bizim kapalı bulduğumuz nokta, Türkiye'de "kamusal alan" kavramını kasten mekanlaştıran anlayıştan kaynaklanıyor. Doğru olanı ve muhtemelen yazarımızın da kastettiği ise "kamusal alan" kavramının mekanla değil, kamuya ait kural koyma ve uygulama ile ilgili olduğudur.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler