www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Başörtüsü ve ilahiyatçılar5

Başörtüsünün dini yönünü öğrenmek isteyen ilgililer tabii olarak ilahiyatçılara da danışmaktadırlar. Ancak danışma konusunda sonucu olumsuz etkileyen, dince doğru ve meşru olanın ortaya çıkmasını engelleyen arızalar görülmektedir. Danışanların bir kısmı öğrenmek için değil, yanlış veya doğru olarak edindiği bilgiyi ve bu bilgi doğrultusunda aldığı eylem kararını onaylatmak için sormakta, soracağı ilahiyatçıyı da bu amaca göre seçmektedir. Sorulan, medyada tartışmaya davet edilen ilahiyatçıların da bir kısmı, uzmanlık dalları tefsir ve fıkıh olmadığı halde bu davetleri kabul etmekte ve halkı yanıltan, eksik, yanlış, peşin hükme ve bağlantıya dayanan açıklamalar yapmaktadırlar. Milliyet'in yayımladığı bir araştırmanın ardından düşüncelerine başvurulun 2 ilahiyatçının yanlışlarını burada örnek olarak göstermek istiyorum:
Bir tasavvuf hocası, ilahiyatçı şunları söylüyor:
"Mümin kadınlara de ki: gözlerini sakınsınlar, namuslarını korusunlar. Görünen kısmı müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarına çeksinler."6 Yapsınlar şeklindeki ifadeler uyulması gereken kesin emirler mi? Yoksa uyulması lazım gelen ve ihtiyata da uygun düşen bir takım tavsiyeler midir? İki türlü düşünen de var. Bizim görüşümüz her ikisine de saygı gösterilmesidir. Başörtüsü gönüllü takıldığı zaman dini anlam ifade eder. Baskı ile kadınları örtmenin dini anlamı ve manevi değeri yoktur. Kadınları kapanmaya zorlamakla herhangi bir Müslümanı oruç tutmaya zorlamak aynı. İkisi de yanlış, İnsanları Müslümanlığa bile zorlamayan din nasıl olur da başörtüsü için baskı yapar?"
Başörtüsü ile ilgili emirlerin tavsiye kabilinden olduğunu kim söylemiş? Mezhep imamları mı, büyük müctehidler mi, asırlardan beri fetvaları ile amel edilen fıkıh otoriterleri mi, yoksa bazı çağdaş, modernist, yöntemleri ve düşünceleri genel kabul görmeyen ilahiyatçılar, hatta ilahiyatçı da olmayan sosyal bilimciler mi? Uzmanların bildiği gibi bütün büyük müctehidlere ve klasik fıkıh kaynaklarına göre kadının başı avrettir, namaz kılarken ve yabancıların yanına çıkarken örtülmesi gerekir. Bazı çağdaş yazarların, çizerlerin söyledikleri ise muteber fıkıh usulüne dayanmayan, bu sebeple İslamî bir ictihad olarak değerlendirilmesi ve halka "uygulanabilir" diye tavsiye edilmesi mümkün olmayan "görüşler"den ibarettir. Herkesin düşünme, söyleme, inancına göre yaşama hakkı vardır, bu hakka saygı gösterilir, ancak ehliyetsiz peşin hükümlü, imkanları kötüye kullanan insanlarnın söylediklerine "saygı" gösterilmez; yani bunlara müşruiyet tanımak ve uygulanabileceğini ima etmek meşru değildir. Farklı düşünen ve bunları da birer fetva olarak kabul edenlerin, "bu görüşlerin fıkhın neresinde olduğuna" da işaret etmeleri; yani söyleyenlerin bazı "modernist ilahiyatçılar" ve fikirlerinin de "henüz tartışılmakta" olduğunu açıklaması gerekir.
Bugünün problemi başı örtmek için değil, başı açmak için uygulanan baskıdır. Binlerce kızımız bu yüzden öğrenim haklarını kaybetmişlerdir, binlerce kadınımız ve kızımız bu baskı yüzünden ekmeklerinden, mesleklerinden ve topluma katkılarnıdan mahrum olmuşlardır. Vakıa bu iken ve sanki Türkiye'de başını örten öğrenci ve memureler, yaygın olarak baskı altında örtüyorlarmış gibi "örtmek için baskı"dan söz etmek de haksızlıktır, hatta konuyu saptırmaktır.
Dinin baskı yapmadığını ve yapmayacağını söylemek ayrıca izaha muhtaçtır. Hem inanmayanlar hem de inanıp da inancın gerektirdiği gibi yaşamayanlar birçok âyet ve hadiste ceza ile tehdit edilmektedir; tehdit bir baskıdır ve insanları eğitmek için dozunda baskıya ihtiyaç duyulmuştur. Keza dinin emir ve yasaklarının kamuya açık alanlarda ihlal edilmesi durumunda müminlerin, ellerinden geldiği ölçüde bunları engelleme vazifeleri vardır ve buda bir çeşit baskıdır. İnsanları belli bir "iyi, güzel, doğru" davranışa sevk edebilmek için elbette sevdirmek, benimsetmek, şuurlandırmak, teşvik etmek başta gelir ama dozunda ve usulünce baskı da söz konusudur.



5 Yeni Şafak, 13.07.2003
6 Nur, 24/31

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler