www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Örtünenlere deniz yasak 2

Deniz büyük bir nimet, faydalarından biri de yüzme ve serinlemeye imkan vermesidir. Cennet ülkemizde başka nimetler nasıl esirgenmemiş ise deniz de esirgenmemiş, 3 tarafımız denizlerle çevrili, ayrıca içeride de büyük sular var. Bu sulardan yüzmek ve serinlemek için örtünme derdi olmayanlarla erkekler bol bol istifade ediyorlar. Sıra örtünen, dince örtülmesi gereken yerlerini açmayan, açamayan kadınlarımıza, kızlarımıza gelince bunlar, kıyılarda yaşıyor, yakın erkekleri gözlerinin önünde denize giriyorlar, onlara ise kıyıdan iç geçirerek bakmak kalıyor. Bazı hamiyetli veya ticari mânada gözü açık kişiler kıyılarda, örtünen kadınlarımızın istifade etmeleri için bir yer ayırıyor, çevresini uygun bir şekilde kapatıyorlar, burada eksiğiyle de olsa örtünen kadınlarımız denize giriyor, yüzüyor, eğleniyor ve Allah'ın deniz nimetinden de istifade imkanı buluyorlar. Gel gör ki, laiklik elden gidiyor diye gece gündüz uykusuz kalan bazı sivil ve resmi şahıslar bu din özgürlüğü, adalet ve eşitlik gereği olan uygulamaya razı olmuyorlar, koca denizler onlara dar geliyor, örtülülere ayrılmış bir avuç deniz parçasına göz dikiyorlar. Sivil memurlarla maksatlarına ulaşamazlarsa askerlere başvuruyorlar, bu imkanı ortadan kaldırıyor, örtünenler mahrumiyetin üzüntüsünü onlar ise laikliği korumanın huzurunu yaşıyorlar.
Hasılı denizlerde örtülüye yer yok; tıpkı okullarda olduğu gibi "ya okumaktan ve denize girmekten vazgeçersiniz, yahut da bizim dediğimizi yapar, bizim gibi olur, hem okula hem de denize girersiniz" diyenler bu insafsız uygulamalarını neye dayandırıyorlar?
Anayasa'nın 43. maddesine göre "Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir." Bu konu 3621 sayılı kıyı kanunu'nda3 da şu şekilde düzenlenmiştir: Madde 6: Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Madde 13: Bu kanun kapsamında kalan alanlardaki uygulamaların kontrolu; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye, dışında ise valilikçe yürütülür. Madde 15'e göre, duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engelleri oluşturanlara kum, çakıl alan veya çekenlere para cezası uygulanır. Para cezası, ilgisine göre doğrudan doğruya vali veya belediye başkanı tarafından verilir..."
Örtülülerin istifade ettikleri "etrafı kapatılmış yerleri" yıktıranlar, yukarıda geçen kanun maddelerine dayanıyorlar. Halbuki bu yerler özel mülkiyete geçirilmiyor, yine kamunun yararlanmasına açık bırakılıyor, ancak buna ihtiyacı olanlar düşünülerek kamu içinden belli özellikler ve hassasiyetler taşıyanlara tahsis ediliyor. Kamuya ait bir yerin yine kamunun bir kesimine, makul ve adil gerekçelerle ayrılması yukarıdaki maddelere aykırı değil. Kıyılarda böyle tahsislerin haddi hesabı yoktur. Çıplaklar kampından tutun da belli kesimlere, asker ve sivil bürokratlara, belli alanlarda ve işyerlerinde çalışanlara ait, başkalarının giremediği, yararlanamadığı birçok kıyı var. Bunlara dokunulmuyor, çitleri, kapıları sökülmüyor, bekçileri işten uzaklaştırlmıyor da devletin gücü örtünenlere mi yetiyor? Parasız girilemeyen plajlar nasıl ayrılmış? Niçin kadınlar tuvaleti var?
Bir gün öyle bir laiklik anlayışı hakim olacak ki, bu anlayış sebebiyle memurlar ibadetlerini yapabilecekler, başlarını örtebilecekler, içkili yerlerde oturmak istemeyen Müslümanlar'a belediyeler vb. kurumlar içkisiz yerler tahsis edebilecek, isteyen öğrenciler başları kapalı okuyabilecekler, isteyen vatandaşlar faize bulaşmadan ekonomik faaliyet yapabilecekler... İşte o zaman bu ülkede eşitlik, demokrasi, din ve vicdan hürriyetinden söz etmenin anlamı olacak.



2 Yeni Şafak, 05.09.2003
3 Onay tarihi 04.04.1990

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler