www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İKİNCİ BÖLÜM
Başörtüsü ve İmam Hatipler

Siyaset-din ilişkisi ve başörtüsü

Sayın Türker Alkan bir köşe yazısında, Recai Kutan bey'in bir açıklaması sebebiyle başörtüsü yasağının kaldırılması konusunu ele alıyor, bir iktidarın, çoğunluğu bulsa bile bunu yapamayacağını ifade ederek sebep ve delillerini sıralıyor. Alkan'a göre "çoğunluğu sağlasa bile buna gücü yetmez. Çünkü türban yasağı, sadece yasalarda bulunan bir yasak değildir. Bu yasak, Danıştay'ın ve Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına dayanmaktadır. Dahası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de bu doğrultuda kararları vardır. Üniversitede ve devlet dairelerinde türbanı serbest bırakan bir yasa çıkarılsa bile, büyük bir olasılıkla Anayasa Mahkemesi'nden dönecektir. Neden? Çünkü Anayasamıza göre Türkiye laik bir ülkedir ve yargı organlarımız türbanı laikliğe aykırı bir zihniyetin simgesi olarak görmektedir."
Bu "mahkemelerin kararları" delili, başörtüsü yasağının sürmesinden yana olanlar tarafından çok kullanıldığı ve devamlı ileri sürüldüğü için bu delilin geçersizliğini bir daha açıklamakta fayda görüyorum. İdare mahkemelerinden bazıları başörtüsü yasağının kaldırılması doğrultusunda karar verdi. Danıştay, Anayasa Mahkemesi'nin kararına dayanarak yasak lehinde karar verdi. Anayasa Mahkemesi başörtüsü yasağının devamına ve ilgili kanunun iptaline karar verirken, "dinden, dini talepten ve uygulamadan kaynaklanan bir kanun çıkarmanın laikliğe aykırı olduğu" gerekçesine dayandı. İptal edilen kanun "inanç yüzünden baş örtmek serbesttir" demeseydi de, dini ve inancı karıştırmadan "üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir" deseydi, mahkeme bunu laikliğe aykırı göremeyecek ve kanunu iptal edemeyecekti. "İnanç sebebiyle örtünme serbesttir" şeklinde bir kanun laikliğe aykırı mıdır? Bize göre "Hayır, aykırı değildir." Laiklik, farklı inanç sahipleri ile inançsızların diledikleri gibi, inançlarına uygun yaşamalarına imkan veren, bir inancı bütün insanlara dayatmayı engelleyen bir sistemdir. "Din böyle emrettiği için bütün bayanlar başlarını örtecektir" diye bir kanun çıkarılırsa bu laikliğe aykırı olur. Ama "İnancı yüzünden başını örtmek isteyen örter" şeklinde bir kanun çıkarıldığında bu laikliğe aykırı olmaz. Bugün insan haklarının, laikliğin ve demokrasinin beşiği sayılan ülkelerde anlayış ve uygulama böyledir. Ben yine de tekrarlıyorum: Mevcut mevzuata göre YÖK bir karar alsa ve din veya inanç kelimelerini kullanmadan "Üniversitelerde başın açık veya kapalı olması serbesttir" dese hiçbir kanuna ve ilkeye aykırı hareket etmiş olmaz. Mahkeme ısrar ederse bu takdirde Anayasa'nın ilgili maddesine "inanca dayanan ve başkalarının haklarına zarar vermeyen bir uygulama laikliğe aykırı sayılamaz" mealinde bir fıkra eklenir.
Şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararına gelelim. Sayın Alkan "...bu doğrultuda kararları vardır" diyor. Sanırım bağlayıcı olmayan, danışma mahiyetinde bulunan "komisyon" kararı ile bağlayıcı Mahkeme kararını birbirine karıştırıyor. AİHM'nin bugüne kadar, başörtüsü aleyhine, başörtüsünü yasaklayan, yasaklamayı onaylayan bir kararı çıkmamıştır. Başörtüsü konusunda Mahkemenin, RP'ni kapatma kararına itiraz davasında bir atfı vardır ve bu atıf şöyledir: "Mahkeme (AİHM, dört kişilik çoğunluk) tek tek ele alındığı zaman RP yöneticilerinin tutumlarının özellikle İslam ve başörtüsü meselesinde veya ibadetlere göre kamu sektöründe saatlerin düzenlenmesinde...Türkiye'deki laik rejim için yakın bir tehlike teşkil etmediklerini de değerlendirmektedir..."
"(Üç kişilik azınlığın karşı oy yazısından) Bu kararda Komisyon (Avrupa İnsan Hakları Komisyonu), laik üniversitelerde İslâmî başörtüsünü yasaklayan yönetmeliklerin uygulanmasının, dilekçe sahiplerinin din hürriyetine zarar getirmediğini bildirmişti. Bize göre bu davalar, şöyle veya böyle gereksizdirler ve sadece İslamî başörtüsünün takılmasının cesaretlendirilmesi olayının bir siyasi partinin kapatılmasını haklı çıkarıp çıkarmayacağı sorusunu tartışmak sözkonusu iken bunlar kesinlikle ileri sürülemez."12
AİHM'ne doğrudan başörtüsü yasağının intikali meselesi de şöyle olmuştur: Zeynep Tekin, Ege Üniversitesi Hemşirelik Meslek Yüksek Okulu'nda öğrenci iken 1998 yılında başörtülü olduğu gerekçesiyle uzaklaştırıldı. Tekin, bunun üzerine idare mahkemesine dava açtı, ancak davası reddedildi. Ardından Danıştay'a başvuran Tekin, Danıştay'ın da red cevabı vermesi üzerine iç hukuk yolları tükendiği için 1998 yılında Avukatı Halit Çelik aracılığıyla AİHM'ye başvuruda bulundu. Başvurusunda başörtüsü yasağının Türkiye'nin de imzaladığı İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu belirten Tekin'in dilekçesi 1998 yılından Temmuz 2002 tarihine kadar AİHM tarafından incelendi. Tekin'in avukatı Halit Çelik ve Türkiye adına savunma yapan avukatları dinleyen ve konuyu araştıran AİHM 4. Dairesi, 2 Temmuz 2002'de verdiği kararla Tekin'in başvurusunun kabul edilebilir olduğunu ve davanın esastan incelenmesi gerektiğini bildirdi. Buna göre Tekin'in yaptığı başvuru esastan incelendikten sonra 11 Kasım 2002 tarihinde Strasbourg'ta yapılacak olan duruşmada nihai karar verilecek. Görüldüğü gibi AİHM'nin başörtüsü yasağını onaylayan bir kararı mevcut değildir.



12 Mahkeme zabıtlarından alınmıştır.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler