www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Nefis muhasebesi

İnsan başkalarından önce kendi kendini (özünü) hesaba çekmeli, eleştirmeli, dünya ve ahirette işe yarar amelleri (yapıp ettikleri) için sevinmeli, Allah'a şükretmeli, kötü amelleri için ise kendini levmetmeli, kınamalı, sıkıştırmalı, pişmanlık duymalı ve rotasını düzeltmeye çalışmalıdır. Özünü eleştirmek ferdî olabileceği gibi topluluğa ait de olabilir; ailenin, grubun, ümmetin... durumu gözden geçirilir ve olabildiğince tarafsız değerlendirmeler yapılır, ortaya çıkacak karne notlarına göre durumdan vazife çıkarılır.

Dört arkadaş şehir içinde kısa bir yolculukta böyle bir nefis muhasebesi yaptık; daha doğrusu söz döndü dolaştı orada karar kıldı. İçimizden biri (Ümit Meriç Hanımefendi) katıldığımız toplantıda, "ciplere binerek dolaşan başı örtülü hanımlardan rahatsız olduğunu" dile getirmişti. Arabada işadamı arkadaşımız buna itiraz eder gibi oldu, "Ben hep kadınlarımızın küçük arabalarda sıkıştırıldıklarını görür, düşünür ve şöyle cip gibi yüksek arabalara binseler, hem korunur hem saygı görürler" diye düşünürdüm, Allah sonunda bunu bize nasip etti, bunda ne sakınca olabilir" dedi. Ben, "Hocanım, sakın geri adım atma, ben sizi destekliyorum, cip yalnızca bir örnek, benim rahatsız olduğum husus genel olarak 'giyimli çıplaklıktır'; yani hem bir vecîbe (dînî vazife) hem de bir islami sembol olan örtünün içinin boş olması, İslam'ın erdemleriyle doldurulmuş olmamasıdır" dedim. Hocanım (Ü.Meriç'e ben hep Hocanım diyorum), "Hayır, asla geriye adım atacak değilim, benim ölçüm Hz. Fâtıma'nın çeyizidir (birkaç parça çok basit eşya), örtülü, örtüsüz -ama bilhassa örtülü- hanımların bu kadar lükse, gösterişe, israfa yönelmemeleri gerekiyor..." dedi. Dördüncü arkadaşımız (Prof. M. Genç Beyefendi), "Batı'da, zenginler ile yoksullar arasındaki fark, İslam ülkelerinde olana nispetle çok küçük kalıyor, 'Komşusu aç iken tok yatanın kınandığı' bir dinin mensuplarında böyle bir kusurun bulunmaması gerekir, fark olmalıdır, ama bu kadar olamaz" dedi. Ben bu farkın, dince mecbur olan zekat vazifesinin ihmali ve sosyal yardımlaşmanın eksik uygulanmasından kaynaklandığını şöyle ifade etmeye çalıştım:

-Bir Müslüman toplulukta (topluluğun büyüğünde ve küçüğünde) din farkına da bakılmaksızın bütün insanların "havâic-i asliyye"leri temin edilecektir. Bir insanın lükse ve israfa kaçmadan normal bir hayat sürebilmesi için muhtaç olduğu şeylere havâic-i asliyye (temel ihtiyaç konuları) denir. Mesken, yiyecek, içecek, giyecek, ilaç ve tedavi, zorunlu taşınma ve ulaşım, eğitim... bu kavrama dahildir. Kişi bunu kendi emeği veya malvarlığı ile elde edemiyorsa fertlerin oluşturduğu veya devletin bünyesine aldığı zekat kurumu devreye girer. Bu arada vakıflar, çeşitli hayır ve hasenat, imarethaneler, sebiller... aynı amaçla faaliyet gösterirler. Bu kaynaklar bütün topluluk üyelerinin asli ihtiyaçlarını sağlamıyorsa zekat olarak verilen kırkta bir zenginin yükümlülüğünü ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, kendinde kalan otuz dokuzdan birini daha vermesi gerekir; ne zaman verilenler amacı gerçekleştirirse o zaman sorumluluk yerine getirilmiş olur ve zengin ile dar gelirli arasındaki fark tabîî (meşru, normal) karşılanır. Bu esasa göre komşusu mutlaka gitmesi gereken yere gidecek imkan bulamaz iken cipe binen, komşusu bir kap -içinde yeterli ve dengeli besleyecek gıda bulunan- yemek bulamaz iken beş altı çeşit yemek yiyenler... elbette bundan hesaba çekileceklerdir.

İşadamı arkadaşımız:

-Ama temsil ettiğim şirketin itibarı bazen bizim lüks arabalara binmemizi, lüks lokantalarda ve otellerde bulunmamızı gerektiriyor?

Ben

-Eğer nefsimizin arzusunu meşrulaştırmak için bunları bahane etmiyorsak, gerçekten iş bunu gerekli kılıyorsa mesele yoktur -Ömer Seyfeddin'in hikayesine atfen- bu takdirde pembe incili kaftan bile giyer ve gerekirse onu serdiğiniz yerde bırakırsınız.

- Demek ki burada niyet önemli oluyor?

-Elbette.
Birbirimizi tamamlayarak "Müminleri mutlu edecek manevi zenginlikleri olmalıdır, manevi yoksulluğun bir sonucu da mutluluğu, itibarı, saygınlığı maddi araçlarda aramak ve bulmaya çalışmaktır" diyor bu konuyu derinleştiriyorduk ki yol bitti ve vedalaşarak ayrıldık.

10 Nisan 2005
Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi