www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


"Şeriat haberleri"

Radikal'den T. Alkan sık sık şeriat üzerine yazılar yazar, elbette yazma hakkı vardır; ancak iyi bildiği şeyleri yazması, hiç olmazsa tarafsız olması, propaganda ve yönlendirme endişesinden uzak durması -bence- ona yakışan nitelikler ve davranış biçimleridir. Bu defa "Şeriat haberleri" başlığı altında yazdıkları, kendisine yakıştırdığımız niteliklere uymuyor. Bakın neler yazmış:
"Herkes birbirine dini konularda akıl veriyor, fetva çıkarıyor, yorum yapıyor. Parmağını gözümüze sokacak biçimde yaklaştırıp, "Hıı, şunu yapmazsan doğru cehenneme gidersin,diye tehditler uçuşturuyorlar havada. Geçen gün gazeteye bakıyorum, Diyanet İşleri 'dans' konusunda fetva vermiş (laik bir ülkede fetva makamı olmalı mıdır, dinin resmi yorumu yapılmalı mıdır, bunu ayrıca tartışmak gerek) ve demiş ki: "Kadının, kocası, babası ve kardeşi dışındakilerle raksetmesi günahtır!" Şimdi benim bildiğim kadarıyla, kadınlar ve zenciler dans etmeye (raksetmeye) bayılırlar. Yani Diyanet'in bu ölçüleriyle günaha pek yakındırlar. Şimdi Diyanet'in fetvasından anladığım kadarıyla, dansa düşkün kadınlar durmadan babalarıyla ve erkek kardeşleriyle dans edecekler demektir. İşte bu noktada kafam karıştı: Ya durmadan raksede ede babalarını ve kardeşlerini baştan çıkarırlarsa ne olacak? Daha büyük günah değil mi? İyisi mi ya şu dans işini kökten yasaklayın, ya da serbest bırakın gitsin".
Alkan dalga geçiyorsa ayıptır, ciddi söylüyorsa kendine yazık ediyor. Diyanet'in söylediği, "kadın dans edecekse kimlerle edebilir" sorusunun cevabıdır. Bu cevabı alan kadınlar tez elden baba ve kardeşleriyle dans etmeye başlayacak değildir. Dans vb. eğlenceler, gösteriler, faaliyetler örf ve âdete bağlıdır; kimin kimlerle nerelerde ne kadar dans edeceğini örf ve âdetler belirler.Din aralarında evlenme caiz olanların birbirleriyle dans etmelerini yasaklamıştır. Baba, kardeş gibi evlenmeleri caiz olmayan yakınlarla ve eşlerle yapılacak dansın yeri, miktarı ve zamanı da âdetlerle bellidir. Bir kadının baba ve kardeşleriyle dans ederek onları baştan çıkarma ihtimalini sözkonusu edebilmek için bir kimsenin yalnızca kafası değil, ahlakının da iyice karışmış olması gerekir.
Diyanet'in fetva vermesini (din yönünden halkı aydınlatmasını) müslümanlar (halk) değil, onlara sormadan kanunları yazan ve yapan otoriter devlet istemektedir. Bunu savunanlar, fetvalar işlerine geldiğinde Diyanet'in gerekli olduğunu ileri sürüyorlar, işlerine gelmeyince de laiklikten dem vurarak Diyanet kurumuna hücum ediyorlar. Laikliğe aykırı buluyorsanız Diyanet'i özerk hale getirin, hatta şartları oluşunca halka bırakın, sivil bir kurum haline gelsin!
"Diyanet'in fetvasının hemen yanında bir başka haber: Türk Hava Yolları'nın dergisinde 'Cinler, periler, melekler masal varlıklarıdır,' dendiği için AKP milletvekili Musa Uzunkaya çok kızmış, 'Dinen bu yaratıklar vardır, THY dergisi bunları yok saymakla suç işlemiştir,' diyor. (Bu yüzden THY yetkililerinin cinler tarafından çarpılıp çarpılmayacağını söylemiyor ama, bu bilimsel olasılığı da göz ardı etmemeliyiz derim.)
Laik Türkiye'de yasama organının yürütmeyi denetimi bundan böyle dini esaslara göre mi yapılacak diye merak ediyor insan".
Alkan'dan beklenirdi ki, "yasama organının yürütmeyi dini esaslara göre denetlemesi" konusunda gösterdiği laik/demokratik hassasiyeti, devlete bağlı bir kurumun çıkardığı dergide yayınlanan ve halkın büyük bir kısmının inancına saygısızlık ifade eden yazı için de "inanca saygı ve laik devletin inançlar karşısındaki nötr tutumu" bakımından göstersin.Musa Uzunkaya'nın tepkisini "yasamanın yürütmeyi dini esaslara göre denetimi" şeklinde değerlendirmek konuyu saptırmaktır; daha objektif bir değerlendirme, yukarıda işaret edildiği gibi bu tepkiyi, laik devletin dinler ve inançlar karşısındakitarafsız tutumu açısındanele alıp değerlendirmektir. Bu takdirde milletvekilinin tavrı TC. Anayasası ve genel hukuk ilkelerine uygun bir tavırdır. Ayrıca inanan bir insanın "dini tezyif ve tahkir" olarak değerlendirdiği bir söz ve yazı karşısında -bunlar kamuya ait olmayan yerlerde yayınlanmış, siviller tarafından söylenmiş de olsa- tepki göstermesi, suç duyurusunda bulunması onun hakkıdır.
"Cinlerin çarpması, bilimsel olasılık" ifadeleri espri olmaktan uzak, inançlarla ve inananlarla alay etmeye varan yakışıksız ifadeleridir.
Evet hemen bütün dinlerde olduğu gibi İslam'da da cinlere, meleklere, şeytanlara inanılır. Bunlara inanmayanlar özel yayınlarında ve konuşmalarında kanâatlerini açıklayabilirler, bunların masallara mahsus olduğunu da söyleyebilirler. Ama müslümanlar, Kur'an'da geçtiği ve gerçek varlıklar oldukları açıklandığı için bunlara inanmışlardır; bu inanca sahip milyonların vatandaş olarak yaşadığı bir hukuk devletinde, kamu adına veya kamu ile ilgisi bulunan bir yayın organında bunlara masal denemez; denildiği zaman inanca saygı ve inançlar karşısında tarafsız olma ilkesi çiğnenmiş olur.

"Başka bir haber: "Dubai Temyiz Mahkemesi, kocaların, kemiklerini kırıp vücut biçimlerini bozmama koşuluyla karılarını dövebileceklerine," karar vermiş. O kadar sağlam kemikli kadını nerede bulacağımızı belirtmemiş."
Fıkıh kitaplarında kadınların dövülmesi halinde bunun, vücutta iz bırakmayacak ölçüde olması kaydı konmuştur. Bu kayıt da -aslında kadınların, ne sebeple olursa olsun dövülmesini hoş görmeyen- Peygamberimiz'in, veda hutbesinde "Eve erkek alarak aile namusuna leke getirmesinden korktuğunuz kadınları döverseniz vücutlarında iz bırakacak şekilde dövmeyin" diye anlayabileceğimiz bir sözüne dayandırılmıştır. Bir tarafta her fırsatta kadınları dövmeye alışmış bir topluluk, diğer tarafta bunu hafifleterek ortadan kaldırmaya çalışan bir Peygamber. Fıkıhçıların kendi çağları ve şartları içinde ortaya koydukları yorumları ve uygulamaları bu çağa taşıyan kim olursa olsun hata yapar ve İslam'a söz getirir. Bu da onun örneklerinden biridir.
"Nijerya'da tecavüze uğrayıp hamile kaldığı için şeriat mahkemesi tarafından idama mahkûm edilen kadın hakkındaki hükmü, federal temyiz mahkemesi bozmuş. Ama şeriatı uygulayan eyaletlerden başka birinde, aynı nedenle, başka bir kadın taşlanarak ölüme mahkûm edilmiş. Adamlar ille de birilerini taşlayacaklar yani. Alışmışlar bir kere."
Şeriat bir yorumdur ve İslam'ın tek yorumu yoktur. Nitekim verilen iki örnek de şeriata dayanmaktadır ama biri diğerinden farklıdır. Kur'an'dan ve Sünnet'ten, tecavüze uğramış bir kadının -bırakın taşlanmasını- herhangi bir cezaya uğratılmasını çıkarmak, meşrulaştırmak mümkün değildir. Hangisi olursa olsun bir müslüman toplumu "kadın taşlamaya alışmış, bundan zevk alan canavarlar" şeklinde anlamak ve anlatmak şartlanmışlık eseri olmalıdır.
"Afganistan'da şeriatçı yönetimin çocuklara getirdiği uçurtma uçurma yasağı kalkmış.
Taliban yönetimi, kadınların tek başına sokağa çıkmasını, çalışmasını, yüzünü ve topuklarını göstermesini, erkeklerin sakal tıraşı olmasını, yüksek topuklu ayakkabıları, televizyonu, radyoyu, ötücü kuşları.. yasaklamıştı bildiğiniz gibi."
Bu sayılanlar evrensel şeriat kuralları değil, Afganistan'ın sosyal, kültürel, siyasi ve konjonktürelşartlarında üretilmiş veya eskiden devralınmış olup bir şekildeİslam'a dayandırılmış/yamanmış tedbirlerdir. Başka şeriat uygulayan ülkelerde böyle yasakların bulunmaması bizim değerlendirmemizin fiilî delilidir. Kitabî delil ise böyle yasakların bağlayıcı din kaynaklarında bulunmamasıdır.
"Bizim ulema da fetva vermeye devam ediyor. Dünkü gazetelerde kadınların dans etme özgürlüğü tartışılmaya devam etti. Prof. Zekeriya Beyaz, "Vücut açıksa dans günahtır," dedi. Prof. Saim Yeprem ekledi: "Sanat, Allah'ın kuralını aşamaz!" Ne garip, yıllar önce totaliter sistemler sanata aynı sınırı koyardı: "Faşist sanat, ulusal üstünlüğümüzü yansıtmalıdır!", "Komünist sanat, sınıf mücadelesini yansıtmalı ve toplumsal gerçekçilik sınırları içinde kalmalıdır!" Şimdi de benzer bir formül: "İslami sanat, Allah'ın kurallarına uymalıdır!" Kurallara uymayanlar, taşlanan kadınlar gibi ezilir gider. Kurallara uyulup uyulmadığını nasıl bileceğiz dersiniz; durmadan fetva veren kurullarımız ve ulemamız lütfedip biz günahkârları uyaracaktır elbet."
Faşizmin ve komünizmin sanat anlayışları sistemleriyle tutarlılık arzediyor. Bütünüyle sistemi reddedenler sanat anlayışlarına da karşı çıkabilirler. İslam'ın sanat, güzellik, çirkinlik ve müstehcenlik anlayışı da kendi içinde tutarlıdır, bütünün uygun bir parçasıdır. Kimseyi zorla müslüman eden yoktur, inanmayanlara beğendireceğiz diye İslam'ı eğip bükmeye de kimsenin hakkı olamaz. İslam'a göre vücudun açıklığı ve dansın hükmüne geçen yazımızda temas etmiştik. İslam'a neyin uyduğu ve neyin uymadığının bilgisini herkes çalışarak kaynaklardan edinebilir. Buna imkan bulamayanlar bilenlere sorarlar; bilenler de kendilerine durmadan sorulduğu için "durmadan fetva verir", dinin kurallarını açıklarlar. Bunda yadırganacak ne vardır!
"İkide bir sorarız: "Müslüman ülkeler neden geridir," diye. Belki bunun bir yanıtı ortaya çıkan şu tabloda yatıyor: Enerjimizin büyük kısmını birbirimize koyduğumuz yasaklarla tüketiyoruz, ülke kalkınması için çalışacak takatimiz kalmıyor!"
Müslümanlar başkalarını bağlayan yasaklar koyma durumunda değildir.Müslümanların hayat tarzlarını zorla değiştirmek isteyen ve bunun için onlarıhak ve özgürlüklerinden mahrum edenler jakoben/radikal laiklerdir. Türkiye'de seksen yıldır şeriat uygulanmıyor ve İslam'ın yasakları insanlara dayatılmıyor. Bugün hala en geri Avrupa ülkesinden fersah fersah geri isek, yüksek ve daha yüksek öğrenim görmüş, yüksek makamlara gelmiş modern insanlar milletin parasını hortumluyor, yolsuzluk bir türlü engellenemiyorsa bunun sorumlusu şeriat ve onun yasakları değil, camiden çıkmış, kiliseye de girememiş; kendinden çıkmış başkası da olamamış yeni yetmelerdir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi