www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


"Hoca camide"

Yakın zamanlara kadar yoktu, sonra moda oldu, çoğaldı, kanallar birbiriyle o konuda da yarışır oldular; şu dizileri kastediyorum. Yerli tiyatroda, filimlerde olduğu gibi ne yazık ki dizilerin de çoğunda ideolojik çarpıtmalar, telkinler ve yönlendirmeler var; yani sanat ideolojiye alet ediliyor. Bu sanat eserlerinin evrensel ve yerli değerlerden, sosyal ve kültürel gerçekliğimizden hareket etmesi, bunları yansıtması gerekmez mi? Eğer gerekirse bizimkilerin böyle bir endişelerinin olmadığı ortada. Bizim milletimizin dindar, örf ve âdetine bağlı olduğu yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır, bilinmektedir. Evet dine ve ahlaka göre günah ve ayıp olan şeyleri de yaptıkları olur, ama daima bir sınırı vardır; insanımız dini ve ahlaki vazifelerini toptan teketmez, bunlara arkasını dönmez, yok saymaz, yıpranmasına razı olmaz. Bu gerçekler çerçevesinde dönüp dizilere bakıyoruz:
Çoğunda dini hayattan eser yok. Ailelerin büyük küçük fertlerinin namaz kıldıklarına, oruç tuttuklarına, mübarek günlerde ve gecelerde mesela dua ettiklerine, harama helale riayet ettiklerine dair bir iz, bir ipucu bile yok.
Evet içki ve sigara kullanmanın ülkemizde oldukça yayıldığını biliyoruz, ama yine de küçüklerin büyükler yanında içki ve sigara içmediklerini de biliyoruz. Dizilerde bazen bütün aile fertleri sofrada içiyorlar, hemen her yemekte de büyükler rakısız olmuyor. Sigara neredeyse imrendiriliyor, teşvik ediliyor.
Dizilerde millî ve dinî ortak değerlerimizin bulunduğu ve bu toplumun bunları yaşadığı hiç görülmüyor.
Yazının başlığına gelelim.
Bir dizide bir bayan oyuncu, başarılı bir oyun sergiliyor, bazı tabuları kırmak, okul müdürünün yolsuzluklarını engellemek için çaba sarfeden, öğrencileriyle iyi ilişkiler kuran bir öğretmeni temsil ediyor. Aynı dizide bir de din kültürü ahlak bilgizi dersi hocası var.
Bayan oyuncu, öğrenciler her "Hocam" dediklerinde âdeta tiki varmışcasına bir cümleyi tekrar ediyor: "Hoca camide, hoca camide!". Bayan öğretmenin (benim dilime göre hocânımın) maksadı, öğretmene hoca denilmesini engellemek. Peki yıllarca aksine zorlandığı halde, hoca yerine uydurukça ve zevksiz bir kelime olan "öğretmen"in bir türlü yerleştirilemediği ortada iken bu sanatçının (dizideki öğretmenin) ısrarı niye? Bu ısrarın sanatla ve gerçeklikle alakası ne? Gerçek şu: Aksine zorlandıkları halde bırakın yaşlıları çocuklar bile yaygın olarak "öğretmenim" yerine "hocam demeyi tercih ediyorlar. Cami ile okulun arasına bir "utanç duvarı" örmek istemiyorlar; caminin imamına da, okulun öğreticisine de hocam demeyi tercih ediyorlar; bunun kime ne zararı var? Evet bunun, kültürümüzü dinden arındırmak isteyenlere zararı var! Eğitimi laikleştirmek adına insanların en tabîi hakları cümlesinden olan din özgürlüğünü kısıtlayanlara, okullarda din eğitimine yer vermeyenlere, namaz kılan, oruç tutan öğrencilerle mücadele edenlere zararı var.
İşin gerçeği şu ki, İslam'da ayrı bir sınıf olarak imam (bu mânada hoca) yoktur. Bilen hem öğretir hem de ibadette imam olur; yani öğreten de ibadetlerde imamlık eden de "bilen"dir, en çok bilendir. Bunun çağdaş karşılığı mesela köylerde öğretmen ile imamın aynı şahıs olmasıdır; vaktiyle bu teklif edildi, "İmam Hatip mezunları köylerde hem imam hem de öğretmen olsun" denildi, "utanç duvarı" mimarları kıyameti kopardılar. İstanbul'da Hristiyan azizlerin adlarını taşıyan liseler var, bunların yönetici ve hocalarının da birçoğu rahip ve rahibe; Batı'da sayısız papaz aynı zamanda okul hocasıdır bunlara kimsa ses çıkarmaz, ama bir liseye Geylânî, Şah Nakşibend, Rifâ'î adını verin, yötetici ve öğretmenleri de İlâhiyat mezunu imamlar olsun da siz gümbürtüyü işitin ve kıyameti görün..
Dizi de bir de din kültürü hocası var, kazancı yetmediği için geceleri bir meyhanede çalışıyor. Bunun da bizim kültürümüz ile hiçbir alakası yok, düpedüz aşındırma, bozma, yozlaştırma operasyonu.
Anlaşılan medeni dünyanın geride bıraktığı ideolojik ayrımcılık, dayatma, telkin ve mücadele bizde olanca hızıyla devam ediyor, adam olmak için daha birçok tekne ekmek tüketmemiz gerekiyor.

26 Eylül 2003
Cuma

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi