www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Din eğitim ve öğretimine karşı

Batı Hristiyanlığı, İsrail Yahudiliği hayatından atsa tespihin ipi kopar, Batı'da laiklik, dinin siyaseti belirlemesini engellemeyi hedeflemiştir, toplumu dinden soyutlamayı değil. Bu sebeple Batı, hristiyan kültürünü ve değerlerini koruyor; toplum koruyor, devlet -devlet adamlarının dine saygıları, bazı dini faaliyet ve ayinlere katılmaları, kimi okullarda herkese mecburi, kimilerinde isteğe bağlı din eğitim ve öğretimi yaptırmaları yoluyla- koruyor. Bazı ülkelerde pazar okulları var, kilise bünyesinde öğrenciler teori ve pratiği ile din eğitimi alıyorlar. Bazı ülkelerde okullar, belli günlerde binayı tahsis ediyor, din dersi almak isteyenlere kendi dinlerinden istedikleri hocayı (papaz, haham, imam...) tayin ediyor, bunların ücretlerini de veriyor ve din eğitimi yaptırıyor. Kilise teşkilatının bırakın -bizdeki Kur'an Kurslarına benzer- kurslarını ve derslerini, okul öncesinden üniversitelere kadar sayısız okulları var, bunların bir kısmında (mesela Avustralya) öğrenciler, hangi dine mensup olurlarsa olsunlar Hristiyan ilmihali dersini mecburi ders olarak alıyorlar.

Bizdeki, batılıdan ziyade batıcılar, laikliği icad edenlerden şiddetli laikçiler, din eğitimi ve öğretimi söz konusu olduğunda muhalefet bayrağını çekiyor, "ilkeler, çağdaşlık, laiklik... elden gidiyor" vaveylası koparmaya başlıyorlar. Mesela son günlerde Milli Eğitim Bakanlığı'nın, önümüzdeki yıl için düşündüğü "camide uygulamalı abdest, Kur'an dinletme, 'Çağrı' filmi ve hac görüntülerinin izletilmesi" gibi uygulamalar ile Yeni Ceza Kanunu'nda dolaylı olarak yer aldığı iddia edilen -onların deyişiyle- "kaçak Kur'an kursları"na yeşil ışık yakma bu çeşit tepkileri yine gündeme sokmuştur. CHP ile malum bazı solcu ve ilerici (?) dernekler ve sendikalar ve bunlardan geri kalmayalım diye acele açıklamalar yapan bazı üniversite yönetimleri çirkin benzetmeler yaparak (Kur'an Kursları ile Türkiye'de bir zamanlar faaliyet gösteren Hizbullah'ı birbirine karıştırma/benzetme gibi), laikliğin elden gitmesinden, iktidarın gizli yüzünün ortaya çıkması ve şeriat yönetimine zemin hazırlamasından söz ederek -kel alaka- açıklamalar yapmakta, sert tepkiler ortaya koymaktadırlar. Bunların bir ölçüde makul olanlarının kale alınabilir gerekçeleri, zorunlu olan "din kültürü ahlak bilgisi" dersinde bu uygulamaların yapılmasının laikliğe aykırı olduğudur. Defalarca yazdığım gibi bu ders, halkının yüzde doksanından fazlası Müslüman olan Türkiye'nin, milli birlik ve beraberliğine katkı sağlayacak kültür dersidir. Bu derste kimse İslam'ı iman ve pratik olarak benimsemeye zorlanmaz, böyle bir telkin bile yapılmaz. Alevîlik, tarikatlar gibi bazı konularda eksiklik varsa bunların da giderilmesi gerekir. Biri abdest alırken çocuklarımızın bunu görerek bilgi sahibi olması, Çağrı filmi sayesinde İslam tarihinin en önemli dönemini öğrenmeleri, haccın yapılışı, camide Kur'an dinlemek dahil neler yapıldığı konularında bilgi ve görgü sahibi olmalarının -din özgürlüğü ve laiklik bakımlarından- ne zararı, bunlara ne aykırılığı olabilir? "Bana Türkçe okutamaz ve Türk tarihini öğretemezsiniz, bunlar düşünce ve inanç özgürlüğüne aykırıdır" denemiyorsa, kültürümüzün temeli, çoğunluğumuzun dini hakkında bilgi sahibi olmaya da tepki gösterilemez, ancak bu bilgilerde eksiklik varsa bunun tamamlanması istenir.

Ceza kanununun ilgili maddesi Kur'an kursundan söz bile etmiyor, "kanuna aykırı eğitim ve öğretim kurumu" açılmasını ve burada çalışmayı yasaklıyor. Kanunda "kurum niteliğinde olmayan masum öğrenme ve öğretme faaliyetlerine imkan veren bir değişiklik neden bu kadar tepkiye sebep oluyor; hele bunun "kaçak Kur'an kursu" olarak adlandırılması ve buna indirgenmesi ne kadar şaşırtıcı bir "ideolojik bağnazlık" örneği! Bu devlet bu kadar aciz ve zayıf mı ki, bir erkek veya kadının birkaç çocuğa Kur'an öğretmesi yüzünden tehlikeye girsin; bu rejim bu kadar pamuk ipliğine mi bağlı ki, insanların birbirlerine -kurumla ilgisi bulunmayan bir ortamda- bir şeyler öğretmesi sebebiyle kopsun ve değişsin!

Sözün özü:

Laikliği, dindarlaşmaya karşı bir engel olarak kullanmak isteyenlerin başarı şansları sıfırdır. Hiçbir tedbir, hiçbir ceza buna mani olamaz. Ama laikliği, her vatandaşın hür düşünmesine ve başkalarına dayatmaksızın inancını rahatça yaşamasına imkan sağlayan bir devlet tavrı olarak anlayan ve uygulayanların korkmaları için hiçbir sebep yoktur.

5 Haziran 2005
Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi