www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İktidarın Meşruiyeti

Birçok Batılı yazar ve siyasetbilimci, Amerika'nın da desteği ile Cezair'de demokrasinin önünün kesilmesini, FIS'a iktidar şansının verilmemesini önemli bir hata olarak kabul ederken bizim bazı köşe yazarlarımız ve siyasetçilerimiz, dindar müslümanların kurdukları partilere iktidar şansının verilmesini bir felaket olarak ilan etmekte, demokrasiden saparak da olsa bunakarşı tedbir alınmasını istemektedirler. Halbuki bizde, FIS'tan farklı olarak, dindar müslümanların kurdukları partilerin programları hiçbir dini unsur içermiyor, sözcüleri "din eksenli parti" olmadıklarını, "muhafazakâr demokrat" olduklarını ilan ediyorlar. Buna karşı da bahane hazır; "Efendim bunlar takiye yapıyorlar, iktidara geldikten sonra bir daha gitmezler ve demokrasiyi rafa kaldırırlar". Takıye yapıyorlarsa, iktidara geldikten sonra halkın oylarıyla da olsa bir daha gitmek istemezlerse bunun çaresi yok mudur? Çok daha açık dini mesajlar veren, dini amaçları vaad eden bir parti, laikliğe ve demokrasiye bağlı kaldığı ve demokarsiyi bertaraf etmek gibi bir teşebbüste bulunmadığı halde sudan bahanelerle iktidardan uzaklaştırılmadı mı? Bugün ne değişti,dindar müslümanlar ordu mu kurdular?!
Seçimler yaklaştıkça bu takıye makıye hikayelerininhalkı kandıramadığını görenler yeni bir argüman geliştirdiler: "Seçim kanunu ve özellikle baraj yüzünden yüzdeyirmi beş oy alan bir parti iktidar olabilmektedir; bu durumda seçmenlerin %75'i temsil edilmedikleri için iktidarın meşruiyeti tartışmalı hale gelmektedir..."
Demokrasinin yumuşak karnı temsildir. Bir zorunluluk olan temsili demokrasinin "temsil eksikliği"; yani seçenlerin iradelerinin sürekli olarak meclise yansımasının mümkün olmaması siyaset ve hukuk alimlerini hep düşündürmüş, yarı doğrudan demokrasi, yerinden yönetime ağırlık verilmesi, sivil toplum örgütleriyle halkın yönetimi her an denetlemesi ve ona katılması gibi çareler ileri sürülmüştür. Bütün bunlara rağmen -ki, ülkemizde bunların işlerliği yok gibidir- demokrasilerde temsilin arızasını gidermek mümkün olmamıştır.Garaudy'nin deyişiyle "İster Allah'ın yerini gasp eden mutlak bir hükümdarlık biçiminde olsun, ister kabilenin veya mezhebin yerini alan partilerden ve sınıflardan oluşmuş bir parlamentonun yahut evet ve hayırdan başka cevabın olamayacağı referandumun söz konusu olduğu biraygıt biçiminde olsun tüm temsil etme ve edilme aldatmacadır."
"Bütün oylar, iktidar ve muhalefet olarak meclise girmezse iktidar meşru olmaz" diyenler bilmelidirler ki, bu hiçbir zaman mümkün olmamıştır ve olmayacaktır. Başka bir çarenin bulunmaması sebebiyle demokrasilerde temsil eksik olacak; bu eksiklik yukarıda zikredilen yan tedbirlerle asgariye indirilecektir.
Ayrıca iktidarın meşruiyeti, mutlak olarak oyların çoğunu almasına bağlı kılınırsa ortaya iki problem çıkar: 1. Seçimler bu sonucu çoğukez vermeyeceği için siyasi bunalımlar oluşur. 2. Bir parti bütün oyların yarıdan fazlasını alarak iktidara gelse bile geri kalan oylar ya hiç temsil edilmeyecektir veya muhalefet olarak kısmen temsil edilecektir. Şu halde iktidarın meşruiyetini bütün oyların çoğunu almaya değil, mevcut partilerin aldıkları oylara nisbetle -kanunlara göre iktidar olmayı sağlayan- en fazla oyu almaya bağlamakta zaruret vardır ve hep böyle olmuştur. Seçim kanunu değişse ve mesela iki aşamalı seçim olsa ve ikinci aşamada en fazla oy alan iki parti seçime girse de sonuç değişmez; çünkü bu iki partiden birine oy vermek durumunda kalan seçmenlerin çoğunun asıl tercihleri böyle değildir, temsil ârızası devam etmektedir.
Korkunun ecele faydası yoktur ve iktidarın meşruiyeti konusunda yeni felsefeler üretmek de bu saatten sonra biraz abesle iştigal olmaktadır.
Ortada bir anayasa vardır, anayasayı meclisin dörtte biri(yarıdan azı) çıkarmamıştır, çıkaramaz ve değiştiremez. İktidar anayasaya bağlı kalmaya mecburdur; şu halde ana meselelerde halkın çoğunluğunun iradesi meclise yansımaktadır. Bütün oyların yarıdan azını aldığı halde mecliste büyük çoğunluk elde eden bir iktidar anayasayı değiştirmeye kalkışırsa bunun da karşısında veto, mahkeme, halkın tepkisi ve referandum gibi çareler vardır.
"Güreşirim ama aynı şartlarda ben yenersem bu kurallara uygundur, rakibim yenerse sonucu kabul etmem, kurallara aykırı olduğunu iddia ederim" diyen mızıkçı pehlivanlar ortalıkta dolaşmaya ve konuşmaya başladılar; ama buonların itibarını zedelemekten başka bir işe yaramıyor.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi