www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Geri Adım Son Olsun

İktidarın ve -hükumetle bağlantısı olan/kurulan tasarruflarda- bürokrasinin, yapacağı bir icrayı ve uygulamayı, çıkaracağı bir mevzûatı önceden ve her bakımdan iyi incelemesi, sonuçlarını iyi hesap etmesi, risklerini sağlam ölçmesi gerekir; bütün bunlar yapıldıktan sonra karar verilir ve teşebbüs edilirse artık geriye adım atılmaması elzemdir. Türkiye'de belli çevrelerin tepkilerini önceden bilmek, kestirmek o kadar zor değildir. Diyelim ki, acemilik döneminde tepkinin dozu tahmin edilemedi, bunca tecrübeden sonra da mı tahmin edilemiyor? Tahmin edliyorsa ve belki tutarsa diye adım atılıyorsa bu yanlıştır. Adım atıldıktan sonra belkisi olmamalıdır; her ne pahasına olursa olsun (ne olacak yani!) yapılacak yapılmalıdır. Geri adım atıldıkça bir yandan ümitler zayıflamakta, öte yandan direnç azmi güçlenmekte, sonunda milli iradenin temsilcisi olan iktidara karşı, kendilerine bu temsil hakkı verilmemiş olanların dediği olmaktadır.
Şu son geri adımı ele alalım:
TC. Anayasası'nın 24. maddesi açık olarak din eğitim ve öğretimine izin veriyor; bu izni büyüklerin isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıyor. Küçükler için yaş sınırlaması getirmiyor.
Müslümanlar çocuklarına Kur'an öğretmek, İslam bilgisi verdirmek ve aldıkları bilginin kişilikleri ve davranışları ile bütünleşmesi için de din eğitimi aldırmak istiyorlar. Mecburi olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi bu isteği karşılamıyor. Peki bu isteği karşılayacak eğitim ve öğretimi kim verecek, nerede verecek? Şu ana kadar bulunan yol Diyanet İşleri Başkanlığının açacağı kurslarda yine bu başkanlığın uygun bulduğu eğitim elemanlarının bu dersi vermeleri, bu eğitimi yapmalarıdır. Devlet ya bunu kabul edecek yahut da başka bir yol gösterecektir; üzerine yatamaz; daha doğrusu yatmaya devam edemez.
Diyanet ne yapmış da kıyametler koptu ve geri adım attırıldı?
Milliyet'te çıkan bir yazının başlığı meselenin arka planına ışık tutuyor. Yazı, "28 Şubat sürecinin ardından çizilen çerçevede önemli gedikler açtığı vurgulanan tartışmalı yönetmelik, özetle şu düzenlemeleri getiriyordu" diye başlıyor. Demek ki, milletin 4 Kasım seçimleriyle tarihe gömdüğü söylenen 28 Şubat dipdiri duruyormuş. Demek ki, Anayasa'nın hak olarak tanıdığı din eğitimi ve öğretimini, halkından korktuğu için yasaklayan zihniyet hala hakim imiş!
Şimdi 28 Şubat'a rağmen(!) yapılan başlıca değşikliklere yakından bakalım:
"Kuran kursu açılması için gerekli öğrenci sayısı 15'ten 10'a indirildi."
Avrupa ülkelerinde bir iki vatandaş, hatta yabancı bile başvursa, okulunda özel imkanlar hazırlanarak çocuğuna dinini öğretme imkanı tanınıyor. Öğretenlerin maaşı devlet tarafından ödeniyor.
"Eski düzenlemedeki "yaz Kuran kurslarının süresi iki ayı ve haftada üç günü aşmaz" ifadesi ortadan kaldırıldı."
İyi yapılmış; eğitim ve öğretimin nasıl yapılacağını da mı 28 Şubatçılar belirleyecek?
"Yaz kurslarını düzenleyen maddeden "kursların süresi iki ayı ve haftada üç günü aşmaz" ifadesinin çıkarılması ve akşam kursları açılmasının olanaklı hale getirilmesi, Kuran kurslarının yıl boyunca açık kalmasının önünü açtı."
Önünü kapatması mı gerekiyordu? Kim, ne hakla önünü kapatmıştı?
"Eski yönetmelikteki "günde 3 saat eğitim - öğretim yapılır" ibaresi "günde en az 3 saat eğitim - öğretim yapılır" olarak yenilendi."
Yetişkin ve küçüğün velisi günde beş saat eğitim ve öğretim istiyorsa bunu azaltmak kimin hakkı oluyor ve niçin oluyor? Bırakın bunları eğitimciler belirlesin.
"İmam - hatip lisesi mezunlarının kurslarda öğretici olarak görev alabilmesi sağlandı."
"Başınıza İmam Hatipler kadar taş düşsün!" diyeceğim ama merhametim buna izin vermiyor. Yeterli sayıda öğretmen bulunmadığında İmam Hatip mezunlarının -bir kurs da verildikten sonra- Kur'an ve din dersi vermelerinde ne sakınca var? Bu mezunlar cüzzamlı mı?
"Yaz kursları konusunda inisiyatif Milli Eğitim'den müftülüklere devredildi."
Din eğitimi ve öğretimini verirken Milli Eğitimin yetiştirdiği elemanlardan oluşan Diyanet camiasından yararlanmak yanlış mı? Bu eğitim baştan sona M.E.'in denetiminde verilmiyor mu?
İnşaallah bu "geri adım" son olur ve yönetmelik tez zamanda yeniden çıkarılır!


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi