www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Demokrasi

Biraz gecikerek de olsa bir okuycumun tenkidini sütunuma alıyorum.

Bağışlayın ama, bugünkü yazınızda yanlışlık demeyeyim ama eksiklikler bulunduğunu belirtmek gerekiyor diye düşünüyorum.
Birincisi, demokratik ülkelerde devletin zorlamasından "söz bile edilemeyeceğini" söylüyorsunuz. Bu teorik olarak böyle olabilir, ama ne yazık ki pratikte devletin zorlamasının bulunmadığı bir tane bile demokratik ülke yoktur. Kaldı ki, demokrasiye yöneltilen "teorik" nitelikteki eleştirilerde de bu husus dile getirilmiştir. Mesela Tocqueville'in demokrasilerde bir monarşiden veya bir aristokrasiden daha gerçek bir potansiyele sahip olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre, bir kralın otoritesi tamamen maddidir (fizikîdir) ve tebaanın hareketlerini onun özel iradesini dize getirmeksizin denetler; fakat halk çoğunluğu aynı anda hem maddi, hem de ahlâkî/psikolojik bir iktidarı elde bulundurur; insanların hareketleri üzerinde olduğu kadar onların iradeleri üzerinde de etkilidir ve sadece açıkça muhalefet edenleri baskı altına almaz, aynı zamanda toplum genelinden farklı olanları da baskı altında tutar. Ona göre, demokratik despotizm daha yaygın ve daha yumuşak olacaktır; insanlara işkence etmeksizin onları alçaltacaktır. Çok kültürlülük denilen şey de çok hukukluluk anlamına gelmiyor. Sonuçta, belirli bir grubun belirlediği yasalara (ki İslam açısından şeriatle çelişen her hüküm heva ve heves ürünüdür) uymak zorundasınız. Mesela Avustralya gerçekten demokratik ve çok kültürlü bir toplum, ama müslümanlara medenî hukuk alanında kendi inançları doğrultusunda belirlenmiş yasalar uygulanmıyor. Oysa bir İslam toplumunda hristiyanlar medenî hukuk alanında kendi inançları doğrultusunda oluşturulmuş yasalara tabidirler. Dahası çok kültürlülük, mesela müslümanların ezanlarını dışarıda okumalarını sağlamaya yetmiyor. Avustralya'da da böyle, Avrupa'da da böyle. Ama İslam ülkelerinde hristiyanlar daima çan çalma hakkına sahip oldular; şeriat bunu kısıtlamadı, tam aksine teminat altına aldı.

Ikincisi, demokrat olduklarını söyleyenlerin demokratça davranmadıkları bir ortamda müslümanlara, sırf yaşadıkları devlet kendisini demokratik olarak tanımlıyor diye demokratça davranmalarını tavsiye etmek, dışardan sansür beklemeden kendi kendilerini oto-sansüre tabi tutmalarını istemek anlamına gelir. Böylesi ülkelerde, beni mazur görün, "örnek olmak" müslümanların "yapabilecekleri en iyi şey" değildir, "yapabilecekleri en iyi şeylerden birisi"dir. Üstelik, gösteri yürüyüşü yapmak, haksız uygulamaları protesto etmek, kendi "çıkar"ları doğrusunda baskı grubu oluşturmak, bizzat demokrasinin kendi yapısında vardır. Demokrasi "muhalefet"in varlığını gerekli kılar; muhalefetin var olmadığı veya susturulduğu yerde demokrasiden de söz edilemez. Müslümanlar da, "müslüman" oldukları için değil ama "vatandaş" oldukları için bütün bu yolları elbette kullanacaklardır. Bu "örnek olma" vurgusunun "patenti" size ait değil, biliyorum. Büyük bir grubun/cemaatin temel felsefesi haline gelmiş bulunuyor. Fakat bu tavrın, konformizm denilen "uymacılık" veya "uy gitsincilik"ten farkı acaba nerede? Ayrıca, özür dileyerek sormak istiyorum, örnek olmak sadece "farklı olanların" hoşuna gidecek şeyleri mi kapsıyor? Onların hoşuna gitmeyecek şekilde örnek olmak gereken yerler/durumlar bulunmuyor mu? Emr-i bi'l-maruf uygulamasını büyük ölçüde şeriatle yönetilen bir toplumla sınırlandırmak, "Kötülükler olmasaydı kötülüklerle ne güzel mücadele ederdik!" demek gibi bir şey olmuyor mu? Tıpkı Maarif Nazırı'nın, "Okullar olmasaydı Maarif Nezareti'ni ne güzel idare ederdim" demesi gibi.. Kötülüklere her ortamda tepki göstermek gerektiğini biliyoruz. Ancak tepkinin kendisi/mahiyeti değişmiyorsa da derecesi/şekli değişiyor. El ve dille tepki göstermeye şartlar izin vermiyorsa kalple tepki göstermek gerekiyor. Bu da hadis-i şerifte "imanın en zayıfı" olarak gösteriliyor. Buharî Tecrid-i Sarîh Terceme ve Şerhi'nde, kalple tepki göstermemenin en zayıf imana da sahip olmamak, imandan kopmak anlamına geldiği yorumu mevcut.
Allah elbette insanı gücünün yettiği kadarından sorumlu tutar. Fakat bu, insanın işine geldiği yerde kendisini güçsüz ilan etmesinin mazereti olabilir mi? Insan, gücü yettiği halde yapmadıklarından sorumlu değil midir? Mesela, sıradan bir insanın bir haksızlık karşısında gücü yetmediği için sadece kalbiyle tepki göstermesi, buğz etmesi yeterli olabilir. Ama sesini duyurabilen bir insan (mesela bir yazar) elindeki imkandan/güçten sorumlu tutulmaz mı? Nahl Suresi'nin 125'inci ayetinde "en güzel şekilde örnek olmak"tan değil, en güzel şekilde "mücadele etmek"ten bahsedilmesinin bir hikmeti olmalıdır
Muhterem Hocam,

Sizi Allah için seven ve ilminizden dolayı size saygı duyan biri olarak, konuyu bir kez daha gözden geçirmeniz gerektiğini düşünüyorum.
"Zulmedenlere de sakın meyletmeyin. Sonra size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostunuz yoktur, sonra size yardım da edilmez." (Hud, 113) "Sizden önceki devirlerde akıl ve fazilet sahibi olanların yeryüzünde bozgunculuğa engel olmaları gerekmez miydi? Ancak onlardan (bunu yaptıkları için) kurtardığımız kimseler azdır. Zalim olanlar ise, kendilerine sağlanan refah içinde şımarıp azdılar ve böylece günahkâr oldular.
"Rabbin, halkı ıslah edip dururlarken o memleketleri haksız yere yok edecek değildi." (Hud, 116-117) (Seyfi Say)


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi