www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Kerhen demokrat

Sayın Gündüz Aktan'ın sütununa müsafir ettiği bir yazarı (daha sonra bu zatın Uygar Aktan olduğunu 12/11/2004 tarihinde Radikal'de çıkan bir yazısından anlamış olduk ve bu yazıya da ileride cevap vereceğiz) yazısına karşı yazdığımız birkaç yazıya bir tepki de yine Radikal'de yazan Türker Alkan'dan geldi. Alkan'ın yazısına cevap vermeye başlamış, kalanı bayram sonuna bırakmıştık. Sayın Alkan, yazısının devamında şöyle diyordu: "Fakat bazen durup durup biri çıkıyor, pişmiş aşa soğuk su katıyor. Cumhuriyet Bayramı'nın kutlandığı gün 'Yeni Şafak' gazetesinde Hayrettin Karaman şunları yazıyordu: "Laik, seküler ve çoğulcu bir düzende yaşamak durumundaki Müslümanlar, bu düzenler İslam'a uygun olduğu için değil, mecbur oldukları için -ve din, mecburiyet halinde izin verdiği için- tahammül eder, fiilen uyum gösterirler."... Sayın Karaman ne demek istiyor dersiniz? Laikliğe de karşıyız, demokrasiye de. Mecbur olduğumuz için şimdilik bunlara uyar gibi yapıyoruz, diyor. Yani, 'takiye' yapıyoruz! Açıkça söylemese de yazısından çıkan anlam odur ki, dinciler ilk fırsatta laikliği de demokrasiyi de yıkıp, asıllarına rücu edeceklerdir. Böyle düşünseler, buna hazırlansalar bile, güçleri yetecek midir, gerçekten bir irtica tehlikesi var mı? Bu sorunun yanıtı elbette içinde bulunacağımız iç ve dış siyaset ortamına göre değişecektir. Ama şimdilik böyle bir tehlikenin olduğunu söylemek zor. Ama AKP saflarını dolduranlardan pek çok kişinin bu takiyeci görüşü paylaştığına da hiç kuşku yok..."

Sayın Alkan da benzerleri gibi, benim açıkça söylediklerime değil, bunlardan kendi yorumu ile çıkardıklarına hüküm bina ediyor. Bundan önceki yazımda "takıyye" konusunu ele aldım ve yazdıklarımın çok açık, hala takıyyeden söz etmenin ise anlamsız ve tutarsız olduğunu ortaya koydum. Alkan'ın bir başka tutarsızlığı benim bir müslüman olarak kabul etmediklerimle kabul ettiklerimi ve edebileceklerimi kasten birbirine karıştırması, mesela ben "laik-demokratik, çoğulcu cumhuriyet"ten söz ettiğim ve bu kavramlar içinde özellikle laikliğe vurgu yaptığım, müslümanların cumhuriyet ile bir problemlerinin bulunmadığını, demokrasinin de İslam'a uyarlanabilir olduğunu ifade ettiğim halde bunları atlayıp, laiklik yerine cumhuriyet ve demokrasiye karşı ve bunları yıkmak niyetinde olduğumu yazıyor.

Evet bir daha tekrar edeyim: Benim anladığım ve yaşamaya çalıştığım İslam'a cumhuriyeti ve demokrasiyi uyarlamak (İslam'ı bunlara değil, bunları İslam'a uyarlamak) mümkündür. Laiklik ve sekülerlik ise -önceki yazılarımda açıkladığım gerekçelere dayalı olarak- İslam ile asla bağdaşmaz. Sosyal hayatı -farklılıklara tahammül ve müsamaha ederek- paylaşmak manasında çoğulculuk değil, ama farklı değerlerin eşitliği manasındaki çoğulculuk da islam ile bağdaşmaz. Müslümanlara göre İslam insanı ile diğer insanlar, iman ile inkar, İslam ile ona zıt olan diğer dinler, eşcinsel ile cinsinin iffetli temsilcisi.. her bakımdan eşit değerde değildir (İslam'da da temel yani insan olmaya bağlı haklar herkese tanınır). Bizim farklı, canlı ve yüksek bir medeniyetimiz vardır; bu medeniyetin Batı medeniyetine verebilecekleri, alabileceklerinden daha çoktur. Müslümanlar fırsat bulurlarsa neyi yıkarlar, neyi değiştirirler?

İnsan hayatını dinden arıtmaya (sekülerleştirmeye) karşı mücadele ederler, eğitim yoluyla müslümanların eksiksiz din bilgisine, eğitimine ve hayatına sahip olmalarını sağlamaya çalışırlar. Başkalarını zorlamaz, ama tebliğ ve teşvik ederler. Laikliği kaldırarak onun yerine din özgürlüğünü getirmek isterler. Din özgürlüğünü yalnızca genel ahlak, genel sağlık, kamu düzeni.. gibi evrensel ilkelere göre sınırlarlar.

Devlet başkanının müslüman ve iyi ahlak sahibi birisi olmasını, onu da ya halkın veya halkın seçtiği temsilcilerin seçmesini, ehliyetini kaybedince vazifeden alınmasını, yönetimi uzmanlarla ve temsilcilerle danışarak yapmasını.. isterler.

Halkın doğrudan veya temsilcileri vasıtasıyla denetim ve yönetime katılmasını isterler.

Kendilerine uygulanacak kanunların ve kararların, üzerinde ittifak edilmiş olan İslam kurallarına aykırı olmamasını isterler.

Müslümanlar vatana, millete, insanlığa zarar verecek hiçbir kalkışmada bulunmazlar.

21 Kasım 2004
Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi