www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Dindara Baskı

Başını açmayanın okumasına, öğrenci affından yararlanmasına, çalışmasına izin ve imkan vermemek dindara baskıdır.
Sekiz yıllık ilköğretim dönemini kesintisiz bir bütün halinde düzenlemek, son üç yıllık kademesini, yine mecburi (zorunlu) ama aynı veya ayrı mekanlarda yönlendirmeli yapmamak -İmam-Hatipleri baltalama amacı taşıyorsa- dindara baskıdır.
İmam-Hatipler dahil meslek lisesi mezunlarının, imtihanını kazandıkları ve istedikleri yüksek öğrenim kurumlarına girmelerini engelleyen, bunların aldıkları puanları düşük katsayı ile çarparak fırsat eşitliğini ortadan kaldıran uygulama İmam-Hatiplerin önünü kesmek için yapılırsa- dindara baskıdır.
Norm kadro bahanesi veya tuzağı ile ilköğretim okullarında din derslerini, İlahiyat Fakültelerinden mezun olmuş branş öğretmenlerine değil de sınıf öğretmenlerine okutturmak dini öğrenme hakkını kısıtlamadır, dindara baskıdır.
Anayasada yer aldığı halde, okullarda mecburi olan Din Kültürü Ahlak Bilgisi dersi dışındaki isteğe bağlı din eğitimini engellemek dindara baskıdır.
Eşi örtünen, kendisi namaz kılan, oruç tutan asker ve sivil memurları irtica ile damgalamak ve işlerine son vermek dindara baskıdır.
Birilerinin işlediği cinayetleri, suçları, çirkin fiilleri genelleyerek Müslümanlara gözdağı vermek, onları şaibe altında bırakmak, haklı taleplerini engellemek dindara baskıdır.
Dindar şahısların yasal eğitim, öğretim, ticaret, örgütlenme faaliyetlerine karşı engel çıkarmak dindara baskıdır.
İnandığını ve düşündüğünü söyleyen, yalnızca söyleyen bir kimseyi hapse atmak dinli dinsiz insanların din, vicdan ve düşünce özgürlüklerine yönelik baskıdır.
İnsanlara ve bu arada veya özellikle dindarlara baskı yapılan bir yerde demokrasi yoktur, insan hakları ve hukukun üstünlüğü sözleri içi boş laflardan ibarettir. Demokrasi hiçbir gerekçe ile askıya alınamaz, insan hakları hiçbir gerekçe ile -uluslararası, evrensel ölçüler ve normlar dışına çıkılarak- kısıtlanamaz. Meclis, sivil toplum örgütleri, bazı yüksek mahkemeler insan hak ve özgürlüklerine yönelik baskıları ortadan kaldırmak için vardır. Bu fonksiyonu yerine getirmeyen mezkür kurumların kendileri değil, adları vardır. Bize bu kurumların adları değil, kendileri gereklidir; ya kendileri olsunlar, vazifelerini yerine getirsinler yahut da gölge etmesinler, aldatmasınlar, yerlerini gerçeklerine bıraksınlar.
Sivil kelimesi "resmi olmayan, vatandaşlara ait" manaları yanında "medeni ve nazik" anlamlarını da içermektedir. Ege Çağdaş Eğitim Vakfı gibi kuruluşlarsivil toplum örgütleri oldukları halde camilerde yaz kursları şeklindeki din eğitim ve öğretimine karşı çıkıyor, bir alternatif göstermeden isteğe bağlı din eğitimini engellemeye çalışıyorlarsa "sivil" nitelemesini hak etmiyorlar demektir. Ayrıcayaz kursunu "sekiz yıllık kesintisiz eğitim yasasını delme" şeklinde değerlendirerek konuyu saptırmaya çalışmak da sivillere yakışmıyor. Yapılmak istenen şey adı üstünde yaz kursudur. Yaz kursu okullar tatile girince başlar, hedef kitlesi okul öğrencileridir ve kurslar okul değildir.
Anayasanın 24. Maddesi hem mecburi olan "din kültürü ve ahlak öğretimini, hem de isteğe bağlı bulunan "din eğitim ve öğretimini" düzenlemektedir. İsteğe bağlı olanı ana kanunda şöyle ifade edilmiştir:"Bunun (mecburi olanın) dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır." Bu anayasa hükmü, açık ve kesin olarak hem büyüklere hem de küçüklere, isteğe bağlı olarak dini öğrenme, öğrendiğini eğitim yoluyla benimseme ve hayatları ile bütünleştirme hakkı vermektedir. Eğer kaşık ile verilirken sapı ile göz çıkarmak veya kepçe ile geri alınmak murat edilmiyorsa devletin ya isteğe bağlı din eğitim ve öğretimi yapan okullar ve kurslar açması ya mevcut okullarda buna imkan vermesi yahut da bu işi sivillere bırakması gerekir, bu bir anayasa emridir. Bu okullar ve kurslarda din eğitim ve öğretimi zaman ve program bakımlarından-sekiz yıllık zorunlu eğitimi bölmeyecek ve aksatmayacak şelilde- düzenleneceği için burada bir bölme veya delmeden söz edebilmek için "sivil" olmamak gerekir. Batı'da hem okullarda hem de kiliseye, cemaatlere bağlı kurslar ve derslerde pekala bu faaliyet yürütülmekte ve isteyenlerin, okul çağında din bilgisi ve eğitimialmaları sağlanmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar Türkiye'deki hukuki sistem ve uygulamalara göre yapılmış, bu çerçevede bile ilköğretim ve sonrası okullarda okuyan öğrencilerin, mecburi ve genel din öğretimi yanında isteğe bağlı ve özel (isteyenin inandığı dinde) din eğitim ve öğretimi alma haklarının bulunduğu, bunu engellemeye kalkışanların anayasaya aykırı davranmış olacakları ortaya çıkmıştır. Meseleyi Türkiye uygulaması dışında, diğer medeni ve demokrat ülkeler örneğinde ele alacak olursak isteğe bağlı din eğitimini engelleme teşebbüsünün buralarda kabul görmesi bir yana düşünülmesinin bile mümkün olmadığını bilmeyen yoktur; daha doğrusu bunu bilmeyenler, bilmezlikten gelenler takım elbise giydirilmiş ilkeller olabilir.
İmanı ve islâmî güzel ahlakı sağlamak, yaşamak ve korumak din eğitimi ile olur; Türkiye'de din eğitimi parçalanmış ve baltalanmıştır. Eğitim ve öğretimin belli bir çağı vardır, 15 yaşından sonraya ertelenemez. Namaz ve oruç ibadetlerin başında gelir, Türkiye'de birçok çalışan istediği halde ya müsait zemin olmadığından veya mimlenme korkusundan namazını kılamamakta, orucunu tutamamaktadır. İslam'a göre Allah'ın emirlerini yerine getirmek, haramlardan kaçınmak ibadettir. Mesela başını örtmeyi gerekli, açmayı haram bilen bir bayan, açmadığı takdirde okumak veya çalışmaktan mahrum bırakılırsa burada inanç ve ibadet özgürlüğü vardır denemez. Bu ülkede sermaye bile yeşil ve beyaz diye renklere ayrılmış, islâmî olan şaibeli kabul edilmiş, üvey evlat muamelesine tabitutulmuştur.
Biz müslümanlar Türkiye'de, başka dine inanan veya hiçbir dine inanmayan vatandaşlar varsa bunların da kendileri ve çocuklarının istedikleri din eğitimini alma veya almama hususunda hür olmalarını, İslam dini eğitim ve öğretimi almak isteyen müslümanların ise asla engellenmemelerini, ya devletin buna imkan hazırlamasını yahut da sivil kurum ve kuruluşlara bu imkanın tanımasını talep ediyoruz. Bu talep gücünü uygarlıktan, insan haklarından hatta TC. Anayasasından almaktadır. Ayrıca sekiz yıllık temel eğitimin kesintili (ikinci kademesinin farklı liselere ve meslek dallarına yönlendirmeli) olmasını, İmam-Hatipler dahil bütün meslek liseleri mezunlarının istedikleri yüksek öğrenimi görmelerini engelleyen haksız uygulamalara son verilmesini, samimi olarak dinini yaşayan müslümanlara mürteci ve potansiyel suçlu damgasının vurulmamasını, insan haklarına aykırı olmayan mevzûâta göre suç sayılan filleri işlememiş kimselere eziyet edilmemesini ve haksız muamele yapılmamasını istiyoruz. Müslümanların bu ve benzeri taleplerini unuttuklarını veya bundan vazgeçtiklerini zannedenler çeşitli vesilelerle yanıldıklarını anlayacaklardır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi