www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Özel laiklik anlayışı mı?

Hukukçu bir köşe yazarı iktidar tarafından laikliğin dindarlaşmaya alet edildiğini, ortada bir "özel laiklik uygulamasının" bulunduğunu iddia ediyor. Ona göre laiklik başta "farklı cemaatlerin bir arada yaşayabilmesi için bir olanak şeklinde sunulmuş", sonra halkın yüzde 99'u Müslüman olduğu için "farklı dinselliklerin kalmadığı bir toplumda laiklik kurum haline gelmiştir; yani toplum, 'yüzde 99'u Müslüman' bir topluma dönüşmüşken, laiklik, ideolojik-pratik haline gelişmiş ve devletin dini tekeline almasından başka bir anlam ifade etmez olmuştur". Yine aynı yazara göre iktidarın şu anda dinden başka -demokrasi, AB ile bütünleşme gibi- referansı kalmamış bulunuyor. İktidar, laiklik adı altında eğitim sistemini de toplumu da kendi hegemonik anlayışı etrafında dönüştürmenin yolunu arıyor ve bundan vazgeçmeye de niyetli görünmüyor. Hatta gerekirse antidemokratik bir anlayış geliştirmekten kaçınmıyor." Yazara göre "Türbanla başlayan, Kur'an kurslarının yasallaştırılmasıyla devam eden, camide din öğretimine kadar varan ve bugüne kadar 'demokratlık' adına sahiplenip savunulan 'özel laiklik' anlayışının içyüzü" bundan ibaret oluyor!

İlimle ilişkisi bulunan bir yazarın, bu kadar önemli iddialara aynı seviyede kesin deliller getirmesi gerekirdi. Onun delilleri ise üç teşebbüsten ibaret: "Türban, Kur'an kursları ve camide din öğretimi."

Aynı gazetede yazan, ölçüsüz atan, ağzı bozuk bir başka yazar da şöyle diyor: "Dünya imparatorluğu (ABD), elleriyle dokuduğu İslamcı kuşaktan işkilli artık. Ama projeyi durdurmak için, hem yerine başka bir politika üretmesi gerekir ki bu kolay değil. Hem de belki çok geç. Özellikle Türkiye için. İslami şeriat 2007 yılında Türkiye'de devlet olmaya hazırlanıyor, bakalım ABD'yi ne kadar memnun ve nasıl, neyle tatmin edecek." Bu yazarın da Türkiye'ye şeriatın gelmekte olduğuna delil olarak ileri sürdüğü şeyler aynı; üç beş basit teşebbüs (evet henüz teşebbüs, gerçekleşeni bile yok).

Dönüp İslamcılara bakıyoruz, onlar iktidarın dine ve dindarlara yönelik faaliyetlerinden hiç memnun değiller, hep şikayet ediyor, iktidarın kendilerini (bu konularda söz verdiği veya onlardan beklentileri olan halkı) oyaladığını, AB'ye girmek için gösterdiği gayret ve verdiği tavizler ile de dine ve dindarlığa zarar verdiğini iddia ediyorlar. Ben de başörtüsü, imam hatipler, din eğitimi ve öğretimi konularında iktidarın, istemesine rağmen bir şey yapamadığını görüyor ve üzülüyorum. Ama başörtüsü serbest hale gelse, imam hatiplere uygulanan zulüm sona erse ve isteyen her din ve mezhep mensupları gibi Müslümanlar da çocuklarına, küçük (eğitim bakımından en uygun) yaşlarında başlayarak İslam'ı öğretme ve onları Müslümanca eğitme imkanına (hakkına, özgürlüğüne ve kurumlarına) kavuşsalar bunun şeriat gelmesi, İslam devletinin oluşması ile bir ilgisi olmadığını, yalnızca laik bir ülkede en tabîî -ve başka benzer ülkelerde var olan- hakların kullanılır hale gelmiş olacağını düşünüyorum. Şeriatın gelmesi, İslam devletinin kurulması "hukukun, sosyal hayatın ve kurumların, ekonominin, hasılı A'dan Z'ye her şeyin İslam referans alınarak yeniden düzenlenmesi" demektir. Böyle bir talep ve buna yönelik teşebbüsler, gerek iktidarın program ve hedeflerinde, gerekse kaale alınabilecek halk faaliyetlerinde mevcut olmadığı gibi ufukta -gelecekte- belireceğine dair bir işaret bile yoktur. Durum böyle olunca, anlı şanlı köşe yazarları ile aynı dedikoduları önemli celselerde dile getirenlerin bir amaçları olmalıdır diye düşünüyor ve bu amaçlarını şöyle özetlemek istiyorum: Türkiye'de din (İslam) önce evlere, sonra yoksul mahalle ve köylere kovulmalı, uygulanacak politikalar sonunda buralarda da unutulup ortadan -toplumun hayatından- kalkmalı, bu manada yok olmalıdır. İmam hatipler, din eğitimi ve başörtüsü özgürlüğü şeriat getirmez ama dindarlaşmaya katkıda bulunur; şu halde biz "şeriat geliyor, laiklik elden gidiyor" diye vaveyla kopararak din özgürlüğünü kısıtlayalım ve dindarlaşmayı engelleyelim.

Evet bütün gayretlerinin ve taktiklerinin bu yönde olduğunu düşünüyorum.

12 Haziran 2005
Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi