www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Ailede İletişim

Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bir araştırmaya göre ailelerin sadece yüzde 14'ünde hiçbir gerginlik ve kavga yaşanmamakta. Gerginlik ve kavga yaşanan ailelerde ise durum doğal olarak kadının aleyhine. Kadınların yüzde 29.6'sı yaşanılan gerginlik sonucunda kocalarından dayak yiyor. İlk şiddet davranışı ağırlıklı olarak yüzde 57.7 oranında evliliğin ilk günlerinde başlıyor. Uygulanan şiddet türlerinin başında ise yüzde 84 ile sözlü, yüzde 79 ile fiziksel şiddet, yani dayak geliyor. İşin bir garip tarafı, Türkiye genelinde kadınların yüzde 50.1'i "Kadın hak etti ise, kocasının dövebileceğini" savunuyor.
Ailede gerginlik ve kavga niçin yaşanıyor? Elbette bu sosyal olgunun birçok sebebi vardır; bizim burada ele alacağımız sebep "iletişimsizlik"tir. Bundan da maksadımız, aile fertlerinin duygu, düşünce, bunalım, istek ve dertlerini paylaşma konusunda yaşadıkları sıkıntılar, sınırlar, engeller ve imkansızlıklardır. Normal olarak ferde en yakın kişiler, başta anne ve babaları, eşleri olmak üzere büyük anne ve babalar, kardeşler gibi aile fertleri olmalıdır. Bu aile bireyleri birbirleri ile normal, amaca uygun ilişkiler ve iletişimler kuramadıkları takdirde her biri paylaşmaya muhtaç olduğu duygu, düşünce, problem ve arzularını ya içlerine atmakta veya başkalarıyla paylaşmaktadırlar. İçe atılma durumunda psikolojik bunalım ve aile içi gerginlikler oluşmakta, başkalarıyla paylaşılması halinde ise olumsuz yönlendirme ve telkinler devreye girebilmektedir. Bir aile ferdinin ekonomik veya iş ve vazife hayatı ile ilgili bir probleminin olduğunu düşünelim, evine bu problemle geldiğinde onu paylaşacak, derdini açacak, ya bir yönlendirme, çare teklifi veya destek ve teselli bulacağı bir kimsesi yoksa, o derdi ile başbaşa iken ailenin diğer fertleri kendi alemlerinde yaşıyor, eğleniyor veya istekler ileri sürüyor, problemli bireyin kendilerine katılmasını, olumlu cevap vermesini istiyorlarsa gerilim kaçınılmazdır. Bir gencin bir gönül meselesi varsa, bunu iletişimsizlik yüzünden aileye açamamışsa, aile onu evlendirmeye kalkışmış ve hiç düşünmediği bir adayı teklif etmiş, hatta dayatmışlarsa gerilim yoldadır. Kişi bilerek bilmeyerek bir hatanın içine düşmüşse, bundan kurtulmak ve zararı telafi etmek için ailede bir sığınak bulamıyorsa sonuç olumsuzdur...
Çocukluğumu hatırlıyorum; bütün isteklerimizi, arzularımızı annemize açardık, o da bir kısmını eledikten sonra geri kalanını babamıza açabilmek için eşref saatini bekler dururdu. Babaların çoğu çocuğu kendisi gibi düşündüğü için, isteği saçma bulur, kızar, köpürür, reddederdi. Şimdilerde bu durum biraz değişti, ama Anadolu ile büyük şehirler, kentler ile kırsal bölgeler ve sosyal tabakalar arasında farkların bulunduğu, bazı kesimlerde eski iletişimsizliğin aynen devam ettiği de bir gerçek.
Yazlıkta Türkistanlı olup Taif'e yerleşmiş bir komşum vardı, geçenlerde merhum oldu. Çocukları ziyarete gelince onlara otoriter davranır, kucaklayıp öpmez, uğurlarken balkonda durur, yalnızca güle güle der, çocuklar ayrılınca da ağlardı. Birgün "Madem bu kadar seviyor, hasretlerine dayanamıyorsun bunu kendilerine de belli etsen, öpüp koklasan ne olur!" dedim, "Biz böyle alıştık, şımarırlar diye de korkuyoruz" dedi.
Sevgili Peygamberimiz bir gün torunlarından birini öpmüştü, Cahiliye çağı âdetlerinden kurtulamamış bir müslüman bunu yadırgadı ve Peygamberimize "Sen çocukları öper misin, benim şu kadar çocuğum var daha hiç birini bir kere öpmedim" dedi. Peygamberimizin ona cevabı şöyle oldu: "Senin kalbinde Allah'ın şefkat ve merhameti yoksa ben sana ne yapabilirim!".
Kendisine ilk Peygamberlik geldiğinde Cebrail'i görmüş ve çok korkmuştu, koşarak evine geldi, biraz sakinleştikten sonra eşi Hatice'ye durumu açtı, bilgili ve tecrübeli bir hanım olan eşi onu teselli etti, onun gibi iyi bir insanı Allah'ın kötü bir durumdan koruyacağını, ortada korkulacak bir şeyin olmadığını söyledi ve bu konularda daha bilgili olan bir yakınına gitmeyi teklif etti. Varaka isimli bu kişiye gittiler, o da Hatice'yi teyit eden şeyler söyledi, Peygamberimiz rahatladı.
Kızı Fatıma'nın bir derdi olduğunda bunu hemen babasına açardı (annesi Hatice vefat etmişti), sevgili babası onun problemi ile ilgilenir, ya çare bulur veya maddi manevi bir ikame ile onu teselli ve tatmin ederdi. Birbirlerini sık sık ziyaret ederlerdi, gelişte gidişte ikisi de ayağa kalkarlar, kızı babasının elinden, babası da kızının alnından öperdi.
Peygamberimiz her ikindi namazından sonra bir süreyi ailesine ayırır, onlarla görüşür, dertlerini, arzularını, zamanlarını paylaşırdı. Ömrü boyunca hiçbir çocuğuna, eşine, hizmetçisine bir fiske vurmadı, kötü söz söylemedi. Kendisine on yıl hizmet eden Enes "Bana, kusurlarım olduğu halde bir kere bile bağırmadı; 'Allah dileseydi olurdu' der geçerdi" diyor.
İnsan bir yazının başında verdiğim istatistiğe bakıyor, bir de bağlı bulunduğumuz manevi değerler sistemine, büyük örneklerimize bakıyor, sonra şöyle demekten kendini alamıyor:
"Biz ne zaman kimliğimizdeki kendimiz olacağız!"
"Biz ne zaman fert ve toplum olarak Cahiliye'den İslam'a geçeceğiz!"


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi