www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İmam Nikahı

Zinaya ceza tartışılırken bazı dar görüşlü, dar gönüllü din karşıtları ağızlarındaki baklayı çıkartıp müslümanlara hakaretler ediyor, inanca göre meşru olan evlilik içindeki birliğe zina diyorlar. Bu konuda daha önce yazdığım iki yazıdan bazı alıntılar yapmanın tam zamanı olduğu anlaşılıyor:
İslam'da nikah (evlenme akdi), fıkıh konularının tasnifi içinde ibadetlere değil, dünya hayatını düzenleyen hükümler (muâmelât) bölümüne girer. Bir satım, bir kira akdi, dinle ilişkisi bakımından ne ise bir nikah akdi de odur. Bu sebeple nikah akdini bir başkası değil, iki taraf yapar; akit, aralarında evlenme engeli bulunmayan bir kadınla bir erkeğin, şahitler huzurunda, karşılıklı rızaları ve irade beyanları ile kurulur/oluşur. İmamın veya belediye memurunun nikah kıyması akdin kurulması ve sahih olmasının şartı değildir; bunların yaptığı, akit işlemini yönetmekten ibarettir. Resmî nikah ayrıca kayıt altına alındığı için evlilik hukukunu koruması, güvence altına alması bakımından dinin amacına daha da uygundur. İçinde yaşadığımız şartlarda yalnızca -meşhur olmuş yanlışlıkla- dinî denilen nikah ile yetinmek, dinin önem verdiği evlilik hukukunu korumak için yeterli olmadığından bununla kalmamak, mutlaka akdi resmîleştirmek gerekir.
Yeni Medeni Kanunun 134. maddesine göre "Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden birinin oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar. Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur, köylerde muhtardır. 143. maddeye göre de "Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile cüzdanı verir. Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz. Evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı değildir."
Kanunun amir hükmüne göre evlendirme memuru veya muhtar dışında bir merciin veya şahsın önünde yapılan evlenme akdi geçerli değildir. Ayrıca aile cüzdanı gösterilmeden; yani resmi evliliğin yapıldığı belge ile ispat edilmeden "evlenmenin dini töreni" yapılamaz. Ceza kanununda aksine hareket edenler için ceza da öngörülmüştür.
Türkiye'de 18 yaşından sonra, evli olmayan tarafların (bir kadınla bir erkeğin) rızalarıyla yaptıkları cinsel temas (dinimize ve ahlakımıza göre zina sayılan, günah ve ayıp olan fiil) suç değildir, cezası yoktur, ama bin yıldan beri milletimizin yaptığı bir evlenme şekli hem geçersiz sayılmış hem de yapanlara ceza uygulanmıştır. Nedir bu evlenme şekli? Günlük dildeki ifadesiyle imam nikahı veya dinî nikah. Kanun "evlenmenin dinî töreni" diyor; halbuki imamın yaptığı, daha doğrusu onun önünde yapılan şey "tören" değil, evlenme akdidir. Bu akdi evlendirme memurunun veya köylerde muhtarın önünde yaparsanız geçerli oluyor da imam, müftü, vaiz gibi bir din görevlisinin önünde yaparsanız geçerli olmuyor, hatta ceza da alıyorsunuz. Peki bu kanun niçin çıkarılmış? Laikliği uygulamak ve korumak için. Bu anlayışa göre eğer evlenme akdi din görevlisinin önünde yapılırsa, devletin düzeni dine dayandırılmış olur, bu da laikliğe aykırıdır. Defalarca yazdım bir daha tekrarlayayım: Devlet kanun çıkarırken vatandaşların inançlarını, âdetlerini, ihtiyaçlarını göz önüne alır, bir şahsın, gurubun, bölgenin inancını bütün vatandaşlara dayatmaz, mecbur kılmazsa bu laikliğe aykırı olmaz, olmamalıdır, laiklik böyle anlaşılmalıdır. Birçok Batı ülkesinde laiklik uygulama olarak vardır, ama buralarda evlenme akdi kiliselerde de yapılır ve papazlar akdi tescil ederler. Kanun evlenme akdinin mutlaka ve tek yer olarak belediyede, kilisede veya camide yapılacağını şart koşarsa bu laikliğe aykırı olur, ama isteyenlerin buralarda yaptırabileceğini ve har halü kârda akdin tescil edilmesini (hukukun öngördüğü şekilde bir deftere yazılmasını, imza altına alınmasını...) kabul ederse bu laikliğe aykırı olmaz, olmamalıdır. Aksi dayatma olur; Türkiye'deki böyledir, herkese "evlendirme memuru veya muhtar önünde evlenme" dayatılmış, mecbur kılınmış, imam veya müftüye bu selahiyet verilmemiştir.
Peki bu dayatmanın sonucu ne olmuştur?
Binlerce imam nikahlı evli çiftler ve onların, devletçe "nesepleri sahih kabul edilmeyen" çocukları. Devlet bunu düzeltmek için imam nikahını da hukukun içine alacak yerde, zaman zaman af kanunları çıkararak sıkıntıyı giderme yolunu tercih etmiştir. Bana göre bu kanun da değişmeli, şehirlerde müftülere, köylerde imamlara, evlenme akdini yaptırma ve kaydetme yetkisi verilmelidir. Sayın Ayşe Düzkan'ın da(Gazetem-net, 24 Ocak, 04) bu görüşte olması benim için ilgi çekicidir: "Türban yasağının kaldırılmasının birkaç başka taleple desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. bunlardan birincisi çok geniş bir kadın kesimini ilgilendirmekte; bu da imam nikâhının resmen kabul edilmesidir. böylece erkeklerin istedikleri kadar kadınla, imam nikâhiyla evlenmeleri ve imam nikâhiyla evli kadınların yasal haklarından mahrum olmaları engellenecektir."


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi