www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Sakal-ı şerif

Bana bir gazeteden telefon ederek Kültür Bakanımız Sayın Atilla Koç'un sakal-ı şerifi ziyaret için ayağına getirttiğini, bunun dinen caiz ve uygun olup olmadığını" sordular. Ben "böyle bir davranışın edebe aykırı olacağını" ifade etmeden önce şunları söyledim: "Gazeteler genellikle bu çeşit haberleri çarpıtıyor veya eksik veriyorlar, benim bu konudaki ifademi yazacaksanız "eğer haber doğru ise" kaydını koyarak yazın. O gazete de böyle yaptı, teşekkür ederim.

Sayın bakana günlerdir hücum ediyorlar, ömürleri boyunca sakal-ı şerifi ziyaret etmemiş, belki Peygamberimiz için bir salavât-ı şerife bile okumamış bahtsızlar, sanki incinmiş müminler gibi yanıp yakılıyor, bakana veryansın ediyorlar. Şair, "Dinime dahleyleyen bârî müselman olsa", demiş, aynı durum bugün bakan için gerçekleşiyor. Artık ayan beyan anlaşıldı ki, maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Bağcı kim? Elbette bakan veya her kim ise "hava meydanında sakal-ı şerifi ziyaret etmek isteyen kişi". Anlaşılan bunlara karşı öfkeleri, kinleri, hesapları... olanlar fırsattan istifade ederek, halkın Peygamberimiz'e karşı beslediği sevgi ve saygıyı da kullanarak (istismar ederek) yıpratma kampanyasına girişmiş bulunuyorlar.

Medyadan takip edebildiğim kadarıyla sayın bakan böyle bir davranışı üstlenmiyor, "Sakal-ı şerifi ziyaret etmek için hava meydanına getirttiğini kabul etmiyor", ayrıca onun hem ifadelerinden hem de geçmişinden Peygamberimiz'e karşı bir saygısızlık yapmasının söz konusu olamayacağı anlaşılıyor. Bu beyandan sonra mesele kapanmalı ve önemli memleket meselelerine geçilmeli idi, ama kasten karalama devam ediyor, bunu esefle karşılıyorum.

Bu arada bazı yazarlar "sakal-ı şerifin Hz. Peygamber'e ait olup olmadığını tartışıyor, bazıları da ziyaretin bir çeşit fetişizm olduğunu ve tevhîd dinine yakışamadığını" ileri sürüyorlar.

Önce "gerçeklik" konusuna dair bir anekdot anlatayım:

Bir Osmanlı veziri Peygamberimiz'e âşık, bunu keşfeden bir sahtekâr da her hafta onu ziyaret ederek "Peygamberimiz'i rüyasında gördüğünü, vezir için iltifatlarda bulunduğunu filan" söylüyor, vezir anlatılanları gözyaşları dökerek dinliyor ve anlatana birkaç altın veriyor. Vezirin yakınlarından biri bir defasında yanamayıp "A devletlû, bu adam sahtekâr, söyledikleri yalan, niçin onu dinleyip altınları veriyorsunuz" deyince vezir şu cevabı veriyor: "Ben bu haberin yalanına altın veriyorum, doğrusuna ise canımı veririm!"

Seven için o sakalın, Efendimiz'e ait olma ihtimali yeterlidir, ziyaretler bu niyetle yapılmaktadır.

Sakal-ı şerif ziyaretinin bir çeşit puta tapıcılık olduğunu söyleyen densizlere de bir çift sözüm var: "Kendi nefsinize, heva ve hevesinize tapmaktan vazgeçmek için çalışın ve bilin ki, kimse sakal-ı şerife tapınmıyor; onun sahibini sevip izleyenler Allah sevgisini buldukları için bu sevginin peşinde koşuyor, pervaneler gibi o ışığın etrafında uçuşuyorlar."

Allah bizleri o sevgiden mahrum etmesin!

16 Ekim 2005
Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Tarihe Göre:
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler Tarihe Göre: Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi