www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Niçin Yıkıyorlar
Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanından Suud Hanedanı'nın hâkimiyet dönemine kadar kutsal topraklarda yapılmış birçok eseri, tarihi izleri, tarih olmuş coğrafyayı bu hanedan (krallık) niçin yıkıyor, siliyor, değiştiriyor? Düşünüldüğü ve kendileriyle konuşulduğu zaman bu tahribâtın aşağıdaki sebeplere dayandığı anlaşılıyor:
1. İnanç (din, itikad): Muhaliflerinin Vehhâbîlik, kendilerinin ilk saf ve sade dîne dönüş hareketi (ed-da'vetu's-selefiyye) dedikleri dînî ve muhtemelen sonra siyasî hareket, bid'atlar ve şirke karşı savaş açmıştır. Onlara göre mezarlara, peygamber, sahâbe ve evliyâ ile ilgili mekân, eşya ve tarih izlerine saygı göstermek, buraları ziyaret etmek, yapılan duâlarda bu şahısları ve onlarla ilgili yerleri aracı kılmak, "Allah'ım, bunların hatırı için duâmı kabûl et" demek (tevessül) veya buralarda yapılan duânın daha çok kabûl şansı bulunduğuna inanmak tevhîd (Allah'ın birliği) inancına aykırıdır, şirktir (Allah'a başkasını ortak koşmak, yaratılmışlara ilâhî sıfat ve yetkiler tanımaktır). Şirk de en büyük günah olduğuna göre bununla mücadele etmek müslümanların birinci vazifesidir. Bu mücadelenin bir şekli de bütün bu kutsal veya kutsallık izâfe edilmiş nesneleri (türbeleri, mezarları, binaları, eşyayı, izleri) ortadan kaldırmak, yok etmektir. Birçok sahâbe kabri ve İslâm tarihi ile ilgili eserler, izler bu yüzden yıkılmış, yok edilmiştir.
Bize göre bu mekânları ziyaret, oralarda Allah'a ibâdet ve duâ etmek, Allah katında değerli ve sevgili olduğuna inanılan insanları duâda araya koymak (onların adını anarak, "Bunların yüzü suyu hürmetine duâmı kabûl et Allah'ım!" demek şirk değildir. Tevessül adı verilen bu davranışın câiz olup olmadığı konusu da geçmiş âlimlerce tartışılmış, câiz görenler ve görmeyenler olmuştur.
2. Din hizmeti: Hac, umre, iki kutsal mescitte namaz gibi ibâdetlerin kolayca yapılabilmesi ve izdihamın ortadan kaldırılabilmesi için yol açma, mekânı genişletme gibi inşâat ve tedbirlerin zarûrî hâle gelmesi. İlk halifelerden itibaren Medine mescidinin genişletilmesine ihtiyaç hâsıl olmuş, mescit çevresindeki evler, yollar ve diğer mekânlar alınmış, yıkılmış mescide katılmıştır. Bu sebeple istimlâk, yıkma ve inşa zarûrî olduğunda elbette yapılacaktır. Ancak hem zarûretin sınırları aşılmamalı, hem de ihtiyacı karşılayacak genişletmeler yapılırken muhâfaza edilebilecek tarihi eserler korunmalı, yıkmadan amacı gerçekleştirme yolu aranmalıdır.
3. Osmanlı ve Türk düşmanlığı: Vehhâbî hareketi başladığında karşısında Osmanlıyı bulmuş, onunla savaşmıştır. Savaşan iki gurup arasında düşmanlık, aleyhte propaganda, abartma, çarpıtma, iftira olağandır. Bu savaş sırasında ve sonrasında ne yazık ki, bunlar olmuş ve bundan sonra da uzun yıllar bu Osmanlı düşmanlığı devam etmiştir. Osmanlı Devleti ortadan kaldırılıp yerine yeni Türkiye kurulunca, İslâm dünyasının birleşip güçlenerek kendi maddî ve manevî değerlerine, kendi mukadderatına ve geleceğine sahip çıkmasını istemeyen, bunu kendi siyaset ve menfaatlerine aykırı bulan sömürgeciler, işbirlikçilerini kullanarak İslâm ülkelerinde ve özellikle Orta Doğu'da, okul kitaplarına varıncaya kadar her vasıtayı kullanarak yıllarca Türk düşmanlığı aşılamışlardır. Çünkü -onlara göre- İslâm dünyasının kendine gelip birleşmesi ve güçlenmesine öncülük edebilecek insan topluluğu Türkiye'dedir. Türklerin devraldığı tarih ve kültür mirası böyle bir şuur ve rehberliği mümkün kılmaktadır.
4. Maddî menfaat: Kutsal topraklara seyahat ve ziyaret büyük bir rant oluşturmaktadır. Bu topraklara hâkim olanlar rantı -pastanın büyüğü saltanâta en yakın olanlara verilmek üzere- kendi aralarında paylaşıyorlar. İki mescidin çevresi turistik ve ticarî mekânlar, işletmeler bakımından elmas değerindedir. İşte bu ranta göz dikenler, başka hiçbir şeyi görmeksizin, hiçbir hassasiyeti gözetmeksizin tarihi yıkıyor, tahrip ediyor ve yeniyi, para getireni yapıyorlar.
5. Medeniyet, tarih şuuru, edep, nezaket, san'at zevki... eksikliği: Bu sebebe dayalı bir yıkma ve yapma örneği, Kâbe'nin (Mescid-i haram'ın) hemen yanında, âdeta tepesinde, çok önemli bir tarihî mekânda, bazı tarihî eserleri ve izleri yok ederek yapılan misafirhane/saraydır.
Bütün bunların olması, engellenememesi ve devam etmesinin sebebebi ise İslâm ülkeleri arsındaki soğukluk ve kopukluktur. Müslümanların başına gelen bunca felâket, içine düştükleri zaaf ve zillet hâlâ akıllarını başlarına getirememiştir. Hâlâ maddî veya manevî sebeplerle İslâm'a ve müslümanlara karşı, hattâ düşman olan yabancıların oyunlarına gelinmekte, bir türlü engeller aşılarak kardeşler bir araya gelememekte, güç ve işbirliği yapamamakta, tam aksine birbirlerine yabancı ve bazan düşman gibi davranmaktadırlar. İlişkiler böyle gittiği sürece (eğer kaldıysa) daha çok kale ve eser yıkılacaktır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler