www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Diyanetin Atağı
Müftüler seminerinden sonra okunan sonuç bildirisi (?) ve başkanın gazetecilere yaptığı açıklama üzerine bazı diyeceklerimiz olacak:
1. "Yepyeni bir İslâm mesajıyla dünyanın önüne çıkacağız."
İslâm mesajının yenisi eskisi olmaz, bu mesaj Kur'an'da ve Sünnet'te mevcûttur,eskimemiştir, değişmemiştir, değişmez. Mesajın tebliğinde, farklı kültür ve medeniyetlere ulaştırılıp anlatılmasında yeni metodlar ve üslûplar kullanılabilir.
2. "Türkiye İslâm âlemine model olacak."
Bu hikâye de çok tekrarlanıyor. Türkiye'nin nesi İslâm âlemine model olacak, o âlem böyle bir şey mi bekliyor, Türkiye özgün bir modelin mi peşinde yoksa AB'ye girerek Batı'nın düzen ve değerlerini özümsemenin ve bu modele göre değişmenin mi peşinde. İslâm âlemi bu modeli alacaksa ağzına burnuna bulaştıran Türkiye'den niçin alsın, gider orijinalinden alır! Din anlayışında model olmaktan söz ediliyorsa Türkiye, din anlayışını özgür bir ortamda ve ilmî ölçülere göre ortaya koymuş, bunun üzerinde de uzlaşma sağlanmış mı? Hangi şahsın veya gurubun İslâm anlayışı esas alınacak!?
3. "Böylece, her türlü çarpıklıktan, yanlış telakkilerden uzak bir İslâm dini ortaya çıkmış olacaktır."
Böyle bir İslâm dini yok da Diyanetin çalışmaları sonunda mı ortaya çıkacak. Doğru veya orta İslâm anlayışı zaten ortadadır, bunun, ondan yoksun olan kafalara ve uygulamaya sokulması ise ülke çapında -ülkenin buna uygun olması gereken kültür ve eğitim politikası çerçevesinde- uzun soluklu bir çalışma ile gerçekleşebilir. Diyanet, mevcût konumunda daha mütevazı konuşmalı değil mi?
5. "Hedefimiz İslâm dünyasında birlik sağlamak"
Hangi konuda ve alanda birlik, devletin böyle bir politikası mı var? Daha dînî günler ve bayramların tesbitinde bile birlik sağlanamadı. "Birlik sağlama"nın anlamı ve şartları üzerinde biraz düşünmek gerekmez mi?
6. "Fetvâ birliği sağlayacağız".
Tarih boyunca fetvâ birliği sağlanmadı, aslında buna gerek de yoktur, olsa olsa bir ülkede kazâ (yargı) birliğinden söz edilebilir, bırakın her âlim kendi ilmî kanâatine göre fetvâsını versin. Siz yapabiliyorsanız genel olarak din ilminin gelişmesini ve yayılmasını sağlayın, bu sayede fetvâlar ilme dayansın, gerisi devleti ve diyaneti ilgilendirmez.
Bir not da Vakıf sorumlusuna:
Gazetelere yansıyan açıklamaya göre "A grubu şirketlerin hac organizasyonunu, çeşitli cemâatlerin elinde bulundurduğu taşeron şirketlere yaptırdığını savunan sorumlu, bunun da irticâi faâliyetlere zemin hazırladığı görüşünü dile getiriyor.
Biz geçen haftaki yazımızda rant kavgasından söz etmiş, hac gelirlerinin özel kasalara girmesinden ise, önemli hizmetleri olan Vakıf kasasına girmesinin daha hayırlı olacağını ileri sürmüştük. Ancak çeşitli cemâatleri ve ellerinde bulunan şirketleri irticâî faâliyet içerisinde göstermeye asla katılmıyoruz. Böyle genel karalamaların topluma yarar sağlayacağı kanâatini de taşımıyoruz. Hangi cemâat ve şirket irticâî faâliyet içinde ise tesbit edilir, bu faâliyetin millî ve evrensel hukuka göre suç olması hâlinde üzerine gidilir, gereken yapılır, kurunun yanında yaşı da yakmak insaf değildir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler