www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İslâmî Terör
Terör dünyanın her bucağında, her türlü inanç veya inançsızlık gurubu içinde bulunan, meydana gelen bir olaydır/sosyal vakıadır. Bu sebeple terör, bir inanca veya ideolojiye bağlı olarak ve bu bakımdan farklı tanımlanmaz; bir meşrûiyet kriteri esas alınarak buna göre meşrû ve legal olmayan, belli nitelikli olaylar "terör" çerçevesine alınır. Durum böyle iken Türkiye'de ısrarla teröre "İslâmî" niteliğini yapıştıranlara bazı husûsları anlatmak veya hatırlatmanın faydalı olacağını düşünüyorum:
Eğer bir davranış, bir tasarruf, bir eylem... İslâmî ise "İslâm'a göre meşrû, makbûl ve güzel" demektir. Bu niteliklerin, İslâm'ın ana kaynaklarında delîli ve dayanağı var demektir. İslâm'ı bilerek konuşanlar "terör İslâmî bir eylemdir" demediklerine göre hariçten gazel okuyanlar bu hükmü nereden çıkarıyorlar?
"İslâmî terör"den maksat, kendilerini müslüman olarak tanımlayan bir gurubun ortaya koyduğu terör eylemi ise buna da İslâmî demenin anlamı yoktur; çünkü bir gurup bütün müslümanlar demek değildir ve bir gurubun -varsa- yorumu İslâm bütününe izafe edilemez.
Müslümanlara zulmedilmesi, din özgürlüklerinin kısıtlanması, maddî ve manevî değerlerinin gasp edilmesi durumunda, bu zulmü ortadan kaldırmak için başka bir çârenin kalmaması hâlinde, zulüm odaklarına karşı kanunsuz eylemlerin (buna terör denilirse bu mânâda terörün) câiz olup olmadığı İslâm âleminde tartışılan, müsbet ve menfî cevapları olan bir konudur. Bunu şartları oluştuğunda câiz görenlere göre ortada, zarûrete dayalı bir meşrû müdafâa vardır, meşrû müdafâa evrensel bir kavramdır, onu da İslâm'a maletmenin, "İslâmî" demenin bir anlamı yoktur.
Özellikle masum insanlara, yaşlılara, kadınlara, çocuklara; suçlu suçsuz ayırımı yapmadan cana, haklı haksız farkı gözetmeden mala (bu ayırım ve gözetme ancak selâhiyetli makam tarafından ve hukuk içinde yapılabilir) yönelik terör bir insanlık suçu olduğu, nereden ve kimden gelirse gelsin ona karşı bir nefret doğurduğu için, İslâm ile terörün yan yana zikredilmesi bütün müslümanları üzmektedir. Bunu ısrarla yapanlara karşı "Acaba insanları İslâm'dan nefret ettirmek mi istiyorlar?" şeklinde bir şüphenin doğmasına sebep olmaktadır.
Zihinlerde hâsıl olan bir başka tereddüt de, terör ile İslâm'ı yanyana zikrederek, bir müslüman gurubun amacına ulaşmak için teröre başvurmasını (eğer böyle ise) bahane ederek samîmî dindarların özgürlüklerini kısıtlamak için zemin ve gerekçe hazırlanmasının sözkonusu olup olmaması ile ilgilidir. Şunu unutmamak gerekir ki, şiddet olaylarını asgarî boyutlara indirmenin çârelerinden biri de toplumdaki gerginlikleri gidermek, baskıları azaltmak, zorunlu hâle gelmedikçe özgürlükleri sınırlamaktan uzak durmaktır. Sınırlama gerekçesi kılınan tehlikenin, "açık, yakın veya fiilî" olması şarttır. Rüzgârdan nem kapma psiklolojisi aşırı tedbir getirir, aşırı tedbir korumaz, hattâ bazen hasta eder ve öldürür. Toplum vicdanının mahkûm ettiği her eylem, devlet tarafından yok edilmese bile devam imkânı bulamaz, böyle bir eylem karşısında devletin aldığı tedbir de toplum vicdanınca onaylanır. Toplumun onaylamadığı kısıtlamala ve bu mânâda tedbirler ise yalnızca tedirginlik, gerginlik ve itâatsizlik doğurur.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler