www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Tanrı ve Deprem
Deprem içimizde ve dışımızda, bizde ve başkalarında, canlı cansız, şuurlu şuursuz âlemlerde cereyan eden, kimi hayır kimi şer, kimi iyi kimi kötü, bazıları sevindirici bazıları üzücü sayısız olaydan yalnızca biridir. Olayların, oluşların ve varlıkların Tanrı ile ilişkisini kurarken sadece depremi düşünmek, ona kilitlenmek önemli bir yanılma, yanlış değerlendirme sebebi oluyor. İmanlı ve amelli olup depremden zarar görmesine rağmen Allah ile olan ilişkisi zedelenmeyen müminler, deprem ve onun getirdikleri ile ilgili müsbet yorumlar yaparak her şeyi bir hikmete bağlarken, imanı zayıf veya inancı bulunmayan kimseler, depremin sonuçlarını dramatik bir dille tasvir edip yeterli doza ulaştıklarına inandıkları noktada, inkârlarını ilân ediyor, bu vesile ile ona (küfre) taraftar toplamaya gayret ediyorlar. Bütün şerleri, kötülükleri, acımasızlıkları Tanrıya yükleyip bunları niçin yaptığını soruyorlar.
Allah kendini Kur'an'da anlatıyor. Buradan yola çıkarak olup bitene bakıldığında, belki daha doğru sonuçlara, değerlendirme ve yorumlara ulaşmak mümkün olur. Buna bir katkı olabilir ümidiyle bazı ipuçları vermek istiyorum:
Allah'ın birçok ismi (O'nu bize anlatan isimleri ve sıfatları) vardır, herhangi bir oluşta bunların tamamı devrededir; intikâmı, cezâlandırmayı, ödüllendirmeyi adâletten, sevgiden, rahmetten ayrı, iki gurubu birbiri ile alâkasız olarak düşünmek doğru değildir.
Allah'ın yarattıkları ile ilişkisi devam etmektedir; O, daima dilemekte, yapmakta, yaratmakta ve yok etmektedir. Kendi irâdesi ile oluşları tâbî ve bağlı kıldığı kanunları (âdetleri, sünnetleri) vardır. Sebep meydana geldiğinde sonuç da meydana gelir; sonucu engellemek O'nun elinde olmakla beraber bunu -mûcizeler dışında- yapmaz. Sonucu kulların irâde ve teşebbüslerine bıraktığı konularda onların istediklerini var eder, yapar, oluşturur; kendisi buna râzı olmasa bile engellemez, tâ ki herkes yaptığının sonucunu elde etsin, dünya imtihanı gerçekleşsin.
İnsanlar için Allah'ın yarattığı âlem (vatan) dünyadan ibaret değildir. Geçici bir barınma yeri ve imtihan alanı olan dünya hayatından sonra bir ebedî âlem vardır, müminler oraya "asıl vatan" derler. Olanların hayırlı mı hayırsız mı, lehte mi, aleyhte mi, kişinin kendisi bakımından üzücü mü sevindirici mi olduğuna hükmederken bu iki âlemi birlikte düşünmek, kayıpları ve kazançları, sevinçleri ve kederleri bir bütün hâlinde ele almak, fânîden bakîye uzanan çizgiyi görmek ve bilmek gerekir.
Olayların ve oluşların sebepleri arasında manevî olanlar da vardır. Bilimin keşfettiği sebep sonuç ilişkisi içinde görülmeyen manevî sebepler, maddî sebeplerin temelini, muharrikini, şartlarını teşkil ve temin edebilir, oluşturabilir.
Kötülüklerin engellenmesi, iyilik ve güzelliklerin hâkim ve gâlip olması için kullara da iş düşmektedir; bu mânâda müminlerin gayret ve cihat ödevleri vardır, bu ödevlerin ihmâl edilmesi, elden gelen gayret ve fedâkârlığın gösterilmemesi önemli bir kusurdur, suçtur, günahtır; bunun da hem dünyada hem âhirette görülen bir bedeli vardır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler