www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


XIII
Çeşitli Konular

Abant II
8-11 Temmuz 1999 tarihinde yapılan ikinci Abant toplantısına katılanlardan biri olarak köşemde de kısa bir değerlendirme yapmam gerektiğini düşünüyorum.
Birinci toplantıya katılanlardan merhum olan gazetecimiz hariç çağırıldıkları hâlde katılmayanları, sebep bakımından ikiye ayırmak gerekiyor: 1. Gerçekten mâzereti olanlar, 2. Toplantıyı tertip eden beş sivil toplum kuruluşundan biri olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın ilişkili olduğu câmiaya yöneltilen ithamların ve bunlara bağlı söylentilerin etkisinde kalanlar, bu sebeple katılmayı riskli sayanlar. Sebep ne olursa olsun katılmayan veya katılamayanlar bir yana bu toplantıya katılanların da sayı ve liyâkat bakımlarından yeterli olduklarını söylemek gerekir. Esasen bu platformun sonuçları ayrıntılarıyla birlikte yayımlanacağı için ilgilenen bütün fikir ve ilim adamlarımızın yazarak buna katılmaları mümkündür.
Toplantının mâhiyet ve amacı ile katılanların nitelikleri konularında farklı bir anlayış ve algılayış içinde olanların, hem benim gibi ilâhiyatçıların orada ne işleri olduğunu sorduklarına hem de sonuçları amacı dışında değerlendirdiklerine şahit oluyoruz. Bana göre Abant toplantısı, başka birçok sivil toplum kuruluşunun yapageldiği ilmî toplantılardan birisidir. Bunun diğerlerinden farkı, inanç, kanâat, düşünce, duruş ve hayat tarzı bakımlarından tek tip olmayan, birbirine benzemeyen oldukça çok sayıda ilim ve fikir adamını biraraya getirmesi, tartışılan konular üzerinde, mümkün olursa görüş birliği ve ortak noktalar, bu mümkün olmazsa karşılıklı olarak birbirini anlama, saygı ve hoşgörü aramasıdır. Ayrıca bu toplantılar uzun solukludur, yıllarca devam etmesi, sonuçların yayımlanması, daha geniş ölçüde tartışılması, ülkemizin ve insanımızın bir kısım meselelerinin uygun çözümlere kavuşması uğrunda çaba sarfedilmesi, kamu oyu oluşturulması arzu edilmektedir. Böyle toplantıları hangi kurum ve kuruluş tertip ederse etsin imkân bulduğumda katılırım, konular üzerinde kendi düşünce ve kanâatimi açıklarım, başkalarıyla tartışırım, bir karar veya sonuç çıkacaksa ve ben buna katılmıyorsam muhalif olduğum noktayı da açıklarım, kaydederim.
Geçen yılki toplantıdan sonra yazılan değerlendirme yazılarının birinin başlığı " Abant Konsili" idi. Bilindiği gibi konsil, hristiyanlıkla ilgili bir terim olup dinin inanç ve ibâdet kısmları da dahil olmak üzere bütünü üzerinde değiştirici, düzeltici, açıklayıcı kararlar alabilen rûhânî meclis demektir, meclise katılanlar yüksek dereceli din (kilise) adamlarıdır ve bu meclisin aldığı kararlar bağlayıcıdır. İslâm'da ise din adamı yoktur, bütün müminler bilkuvve (kâbiliyet ve imkân bakımlarından) eşit derecede hem dine hem de dünyaya aittirler, câmîde imam, hatip, vâiz, müezzin... olmaları, aile kurmalarına da, ticaret, ziraat, zenâat gibi işlerle meşgûl olmalarına da engel değildir, müminler dünya hayatını dinin bağlayıcı kurallarına göre yaşamak durumundadırlar, dini öğrenmek, vahyi anlamak ve yorumlamak hiçbir sınıfın tekelinde değildir, bunun için gerekli olan şey ilimdir, bilenler kendi bilgilerine göre, bilmeyenler ise bilenlerden öğrendiklerine göre hareket ederler. Dinin ictihada dayalı olmayan, naslarla ve bunlar üzerinde oluşmuş icma ile sabitleşmiş kısmında ictihad da yapılamaz, değiştirme, düzeltme ve ıslâhâta da gidilemez. Ehli tarafından, yerinde yapılmış yorum ve ictihadlara gelince hiçbir müctehidin ictihadı diğerini bağlamaz, yeni ve farklı ictihadı engellemez. Bu bilinen gerçeklerden ve kurallardan bakılınca Abant toplantılarına konsil demek kötü ve münasebetsiz bir yakıştırmadır; ne orası bir konsildir, ne de ittifakla veya ekseriyetle kamu oyuna duyurulmasına karar verilen düşünceler ve kanâatler birer bağlayıcı din kuralıdır. Orada inanan ve inanmayan, inancını belli bir şekilde yaşayan ve yaşamayan, belli bir konuda uzman olup diğer konulara yabancı bulunan elli ilim ve fikir adamı toplanmışlar, uzmanı oldukları konularda bilgi ve düşüncelerini dile getirmişler, tartışmışlar, diğer konulara ise kendi dünya görüşleri, temel inanç ve düşünceleri açısından bakmışlar; ileri sürülen hüküm ve kanâate katılmışlar veya muhalif kalmışlardır. İlan edilen sonuçlar da yalnızca üzerinde düşünülsün ve tartışılsın diye oluşturulmuş ve ilân edilmiştir. Bunların ne kadarı üzerinde yeterli mutabakât oluşursa o kadarı kamu oyuna mal olmuş bulunur ve uygulamaya aday hâle gelir; bundan sonrası siyasî irâdeye ve sivil topluma ait olur.
Farklı inanç ve düşüncede oldukları hâlde mutlak veya izâfî (göreceli) olarak iyi olan bir sonuca varmak ve bunu hayata sokmak, gerçekleştirmek üzere bir araya gelmenin İslâmî yönü ile son toplantıda alınan kararların bir önceki ile mukâyeseli tahlili ve değerlendirilmesi işi başka yazılara kalmaktadır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler