www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İmam Hatipler için yeni baştan
"Bu ümmet baştaki usûl ve yol ile düzelir" buyurulmuştur. Müslüman ferdi ve topluluğu örnek topluluk (ümmet-i vasat) yapan yol, yöntem, eğitim ne idiyse onu ortaya çıkarıp bugünki hayat ve şartlarımıza uyguladığımız zaman düzelmenin ideal formulünü, yolunu ve modelini bulmuş olacağız.
İmam Hatip Okullarının açılmasında ve ilk yıllarında amaç neydi, öğrenciler, öğretmenler ve idareciler nasıldı, veliler ne bekliyor ve ne yapıyorlardı? Bu soruların cevabını arayıp bulmamız ve yeniden o rûha dönmemiz gerekiyor.
Devleti yönetenlerin muhetemelen iki amaçları vardı: Oy almak ve "aydın din adamları" yetiştirmek. Aydın din adamından maksatları da çağın değerlerini, dîni kullanarak halka mal etmek istereyen, bunu vazife olarak üslenmiş bulunan din görevlisi idi.
Halkın amacı ve beklentisi din konusunda kendilerine hizmet verecek, hem öğretecek hem de uygulamada rehberlik edecek din hizmetlisi yetiştirmekti. Bu amaca zaman içinde okumuş dindar vatandaş, bürokrat ve siyasî temsilci... yetiştirme unsurları da eklendi.
Öğrenciler halkın amacına paralel maksat ve niyetler taşıyor, bu beklentiyi gerçekleştirme aşkıyla çaba gösteriyorlardı. İlk sekiz yılında İmam Hatip mezunlarını Ankara'daki yegâne İlâhiyat Fakültesi bile kabûl etmiyordu. Mezunların önünde imamlık ve müezzinlik mesleği dışında bir imkân ve hedef yoktu. Yüksek tahsil yapmak isteyenlerin, hemen bütün derslerden -dışarıdan- imtihana girerek ortayı ve liseyi bitirmeleri gerekiyordu.
Fen ve kültür dersleri hocaları diğer orta öğretim kurumlarından geliyorlardı. Meslek dersi hocaları ise derleme idi; eski Dârulfünun'dan, medreselerden, yurt dışındaki din öğretimi yapan kurumlardan mezun olanları, husûsî okuyup yetişmiş bulunanları vardı. Bu hocalar için İmam Hatip okulları yeni bir ümit idi, "Bu iş bitti" dedikleri bir zamanda Mehdî gibi gelip yetişmiş bir güç, bir imdat idi. Çoğu bu duygu ve düşünce içinde, hiçbir şey beklemeden hizmet ediyorlardı.
Halk bu okullara hem çocuklarını veriyordu hem de malı ve bedeni ile yardımcı oluyor, korumak ve geliştirmek için elinden geleni yapıyordu. Baştan beri bu okullara karşı olan malûm zihniyet, defalarca okulları kapatmak veya geriye götürmek için teşebbüste bulundu, ancak karşılarında azimli, okullara sahip çıkan, onları kendi evi, iş yeri, mâbedi gibi koruyan halkı buldular ve geriye adım atmak mecbûriyetinde kaldılar. İktidara talip olanlar ve iktidarda kalmak isteyenler İmam Hatiplere dokunmamak ve onları daha iyi imkânlara kavuşturmak mecbûriyetinde idiler.
Bir iki parti İslâm adına ortaya çıkıncaya kadar İmam Hatip okulları belli bir partinin tabanına mâl edilemiyor, bütün müslümanların ortak malı ve değeri olarak göülüyordu; müslümanlar da -partileri hangisi olursa olsun- İmam Hatiplere sahip çıkıyorlardı.
İmam Hatip okullarının öğrencisini, hem mesleğe hem de yüksek öğrenime hazır hâle getirmesi bazı çevrelere göre bardağı taşıran son damla oldu. Pek çok diğer âmiller ve kusurlar yanında işte bu olgu, çeşitli bahaneler ileri sürülerek İmam Hatiplerin sonunu getirme azminin en güçlü motoru olmuştur.
Bugün bazılarına göre İmam Hatiplerin işi bitirilmiştir, bitmiştir, bize göre ise âdeta "daha yeni başlıyoruz". Bitirilen, biten bir şey yoktur; yeter ki biz (İmam Hatipliler ve onlara gönül verenler) bitmeyelim! Ne olmuş, orta kısımları kapanmış; kapansın, temel eğitimin sekizinci sınıfından mezun olanlar da İmam Hatiplere geliyorlar. Ne olmuş, lisesinden mezun olanlar millî eğitimin ve YÖK'nun haksız karar ve tasarrufları yüzünden istedikleri yüksek öğrenim kurumlarına giremiyorlarmış; olsun, imamlık ve hatiplik gibi çok yüce bir görev imkânı var, yine de iyi çalışıp üniversitelere girenler var, İlâhiyat Fakülteleri var, yurt dışında üniversiteler var, buralarda okumak isteyenlere destek veren hamiyetli müslümanlar var.
İmam Hatipler öğrencisi ve öğretmenleriyle adam gibi adam olurlarsa halk onları, yine başta olduğu gibi sahiplenir ve yürekler toplu vurdukça onları top ve tüfek sindiremez, ellerinden alınmış bulunan bütün haklarına yeniden kavuşurlar.
Dünyada rüzgâr İmam Hatiplilerin lehine esiyor, demokrasi ve çoğulcu hayat düzeni tektipleştirmeyi dışlıyor, tektipçiler dinazorlaşıyor, işleri de her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Bu rüzgârı da arkasına alıp gemiyi terketmeyenler, doğru bildikleri yönde ilerleyenler er geç hedefe ulaşacaklardır.
İmam Hatiplerimize sahip çıkalım, binalarını koruyalım, kaptırmayalım, bir albümde bütün fizikî imkânları resimleyelim ve tarihe not düşelim, okullara öğrenci bulalım, öğrencileri destekleyelim, mezunlara iş bulalım, yüksek öğrenim yapmak isteyenleri yurt içinde ve yurt dışında destekleyelim ki Allah'ın rahmetine nail olalım!


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler