www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İlkeli mi, faydacı mı?
Dünyada maddî ve biyolojik ihtiyaçlarını/arzularını tatmin ve temin ederek maddî hazzı mümkün olan en üst seviyede yaşamaktan başka bir amacı olmayan kimseler -ahlâkî mânâda- ilkesizler sınıfını teşkil ederler. Hayatını belli bir inanç, dünya görüşü ve erdemler çerçevesi içinde yaşayan, zarûret hâli dışında -hatta bazen bu hâl mevcût olsa bile- çerçeveden taviz vermeyen kimseler ilkeli insanlardır. İlkeleri bulunmakla beraber ya zarûret kavramını sulandırmak veya ilke ile menfaat arasında kendine göre bir yol tutarak ve çoğu kez ibreyi menfaat tarafına meylettirerek yaşayan kimseler de iki arada bir derede kalıp işi idare edenlerdir, bunlar da ilkesizlere mülhaktırlar. İlkeleri mevcût olduğu hâlde onu kullanmayan, işletmeyen, ilkeli bildiği kimselere teslim olan, liderlerine aşırı güvenleri sebebiyle onun karar ve davranışlarında var saydığı ilkelere dayanan, daha doğrusu kendilerini böyle kandıran kimseler de sonuncu sınıfa dahildirler.
Milletvekilleri ilkelilik bakımından ele alınıp değerlendirildiğinde içlerinden pek azının ilkeli, diğerlerinin ilkesizler ile bunlara mülhak olan (bunlardan sayılan) kimseler oldukları görülmektedir. İlkeli milletvekilleri mevcût parti anlayışı ve uygulamalar karşısında çok geçmeden isyan etmekte, liderleri ile ters düşmekte, bunun da bedelini ödemektedirler; bedel, ya partiden ihraçtır veya bir sonraki seçime kadar idare edildikten sonra aday listelerine alınmamaktır. İlkesizler/menfaatçiler ile bunlardan sayılması gerekenler ne kadar uyumlu ve itâatkâr olurlarsa o kadar göze girmekte, pastadan hak ettikleri payı almakta, bir sonraki seçimde de seçilme şansını elde etmektedirler. İlkeli ve erdemli oldukları hâlde gözden çıkarılamayan, her şeye rağmen ve yine de bir yere kadar kendilerine katlanılan milletvekilleri de vardır, ancak bunların hem sayıları azdır hem de ömürleri nisbî olarak kısadır; bir gün yeme sırası onlara da gelecektir.
Partilerde lider sultasının suçlusu ve sorumlusu yalnızca despot, muhteris, kendini beğenmiş ve şişirilmiş liderler değil, bunlara yağcılık yapan veya menfaati yüzünden ses çıkarmayan, yanlışlara ve haksızlıklara göz yuman milletvekilleridir, partililerdir.
Küskünler hareketi, erdemli ve ilkeli kimselere ait bulunan kıyâfeti bürünüp yine onlara mahsus olan söylem ve davranış biçimlerini kullanarak menfaat devşirme veya menfaate engel olanlardan öç alma hareketidir.
Bu hareketten yararlanarak bazı engelleri aşmak, bazı amaçlara ulaşmak için harekete geçenlerin bu davranışlarını üç sebeple erdemli ve ilkeli olarak nitelemenin mümkün olmadığını düşünüyoruz: 1. İlkesizlerle aynı safta yer almak, onların amaçlarına hizmet etmek, makyevelist bir tutum ve durum içine düşmek. 2. Gerektiren sebepler bulunduğu hâlde zamanında böyle bir davranış ortaya koymamış, ibreyi kör olası menfaat ve ilkesizlik tarafına meylettirmiş olmak. 3. Kumanda ile hareket etmek.
Küskünler hareketine benzer çıkışlar ve davranışlar ne kadar çok olursa o kadar iyidir ve hayırlıdır; çünkü halkı uyandırmak, olup biteni doğru anlamalarını ve değerlendirmelerini sağlamak için bunlardan daha uygun vesileler ve tecrübeler bulunamaz.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler