www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Alevîler ne istiyor?
Ülkemizde sosyal barışa, birlik, beraberlik ve dayanışmaya şiddetle ihtiyaç bulunduğu bir zamanda Alevî, Bektaşî ve Mevlevîler bir araya gelerek siyasîleri ziyaret ediyorlar ve şu taleplerde bulunuyorlar: 1. Sünnî müslümanlara (Diyanet İşleri Başkanlığına) bütçeden ayrılan pay oranında bize de para verilsin. 2. Zorunlu din dersleri kaldırılsın. 3. Nüfus cüzdanlarından din hanesi kaldırılsın...
Birileri Sünnîler adına kalkıp Alevî vatandaşlarımızı incitecek bir söz söylese veya bir eylemde bulunsa onlar kıyâmeti koparıyorlar, abartma bir yana buna hakları var diyelim, kendileri Sünnîleri incitecek bir söz söylerken veya bir eylemde bulunurken niçin hassasiyet göstermiyorlar? Bu davranış huzur ve barışa zarar vermez mi? Elbette her inanç ve düşünce sahibinin bunu açıklamaya ve yaşamaya hakkı vardır, bu hak asla kısıtlanmamalıdır, hak kısıtlamalarına karşı bütün guruplar, insan hakkı savunucuları olarak tek bir kitle gibi hareket etmelidirler. Ama bir gurup hak talep ederken diğer gurubun hak ve özgürlüğüne zarar vermekten ve onları incitmekten sakınmalı ve kaçınmalıdır.
"Diyanet'e bütçeden pay ayrıldığı gibi bize de ayrılsın" deniyor. Cumhuriyeti kuranlar mezhep için değil, İslâm dîni için, bu dînin ibâdet yerlerini yönetmek ve halkı din yönünden aydınlatmak için bir kurum oluşturmuşlar ve adına da "Diyanet İşleri Reisliği" demişler, finansmanın halk tarafından yapılmasında sakınca gördükleri için de bu daireye bütçeden pay ayırmışlar. Diyanet'in şekil ve konumunu tartışabiliriz, ancak onu bir mezhep kurumu gibi algılamak ve takdim etmek hatâlıdır. Türkiye'de İslâm dîni ve öteki dinlere mensup insanlar vardır, halkın kahir ekseriyeti müslümandır, Diyanet de -Sünnîlere değil- müslümanlara ait bir kurumdur, diğer dinlerin ise havraları ve kiliseleri vardır. Durum bundan ibaret olduğuna göre sormamız gerekiyor: Alevîlik, Bektaşîlik ve Mevlevîlik ayrı veya üçü birden bir din midir, mezhep midir, tarîkat mıdır. Bizim bildiğimize göre Alevîlik bir İslâm mezhebidir (onun ayrı bir din olduğunu, zamanla bu hâle geldiğini iddia edenler de vardır, biz buna katılmıyoruz). Bektaşîlik ve Mevlevîlik ise birer tarîkattir, hem de asılları itibariyle Sünnî tarîkatlardır. Mezheplere daire ve bütçeden para tahsis edilmediğine göre, Diyanet'i ileri sürerek bunu talep etmenin anlamı yoktur. Tarîkatlara gelince Cumhuriyet onları kaldırmış ve yasaklamıştır, kaldıran kanun inkılâp kanunları arasındadır, buna rağmen bir tarîkat adıyla veya adına konuşarak bütçeden para istemek ve Cumhuriyet hükumetinin bakanlarıyla, milletvekilleriyle görüşmek de ayrı bir garabettir. Bize göre Diyanetin iki fonksiyonu (ibâdet yerlerini yönetmek ve halkı din yönünden aydınlatmak) Alevîleri de kapsamaktadır. Eğer Alevîler ayrı ibâdet yerleri isterlerse açarlar ve onları da Diyanet yönetir (Bugünkü sistemin gereği budur). Alevî vatandaşlarımızın bir kısmının ilgilendiği Cem Evleri, din kurumu değil de sivil kültür ocakları ise bunlar için bütçeden yardım isteyenler dini ve diyaneti karıştırmadan benzeri kültür kuruluşları için verileni talep etmelidirler.
Şimdi gelelim diğer iki isteğe: Din kültürü ahlâk bilgisi dersinin bu üç guruba ne zararı var ki kaldırılmasını istiyorlar. Bu derste Alevî, Bektaşî ve Mevlevîlerin aleyhinde, onları incitecek bir bahis mi var. Var ise bu bahis kaldırılır. Onlara yer mi verilmiyor, böyle ise verilir. Ülkede kültür bütünlüğüne katkısı olacak bir dersi kaldırtmanın anlamı var mıdır? Bu isteğin milyonlarca müslümanı incittiği, üzdüğü, kırdığı niçin düşünülmüyor? Yoksa düşünülüyor da bunun için mi yapılıyor?
Bir müslüman hem dînini açıklamak ister; çünkü İslâm'a iman eden ve onu yaşayan bir mümin için en güzel söz "Ben müslümanım" demek, bunu ilân etmektir ( Fussılet: 41/33), hem de çeşitli ilişkiler içinde olacağı ulus fertlerinin dinlerini bilmeye (en azından müslüman olup olmadıklarını bilmeye) ihtiyacı vardır. İnsan hakları, din ve vicdan özgürlüğü bakımından meseleye yaklaşılıyorsa burada önemli olan insanları, inaçlarını açıklama veya açıklamama yönünde zorlamamaktır. Nüfus cüzdanlarında din hanesini kaldırmak yerine, isteyenin hanesi boş bırakılırsa herkes tatmin edilmiş ve kimse zorlanmamış olur. Böyle bir imkân var iken "din hanesi kalksın" demek çalıyı tersine sürmektir, huzur bozmak ve fitne çıkarmaktır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler