www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Dini Kullanmak
Mümin kişi dîni, bir hayat rehberi olarak kullanır, ondan bu maksatla istifâde eder; neyi, ne zaman, nasıl, niçin yapacağını dinden öğrenir, dinin ana kaynaklarından çıkarır, elde ettiği bilgiyi hayatının bütününde uygular, böylece dîni koyan, gönderen Allah'ın rızâsına uygun bir dünya hayatı yaşar, bu hayatın sonucu ise iki cihanda mutlu olmaktır.
Münafıklar (inanmadıkları hâlde kendilerini öyle gösterenler), mümin olmakla beraber imanı ve ahlâkı gevşek olanlar, bu yüzden dünya menfaatini âhirete ve Allah rızâsına tercih edenler dîni, iyi bir mümin olmak için değil, dünya menfaatine ulaşmak için kullanırlar. Bu kullanışın sonucu "Allah'ın âyetlerini aşağılık ve değersiz dünya menfaatine değişmektir, değerliyi değersiz karşılığında satmaktır, zarardır, ebedî hayat için büyük kayıptır.
Dinin amacı dışında kullanılma sebeplerinden biri de cehalettir, dînin ne istediğini bilmemektir. Bilgisizlik yüzünden din bildiği şeyi (bu bazen nefsin örtük arzuları da olur) hayat ve ilişkilerinde uygulayan kimse bilmeden dinden uzaklaşmış olur.
Yukarıda özetlenen kuralların tarihte ve günümüzde, her alanda sayısız örnekleri bulunmakla beraber burada sosyal ve siyasî hayattan bazı örnekler üzerinde durmak, hayatımızda olup biten şeyler bakımından açıklayıcı olacaktır.
Laik-demokratik bir düzende parti kurmanın, parti içinde başkanlıktan üyeliğe kadar çeşitli vazifeler üslenmenin -câiz olup olmadığı tartışması bir yana- hilâfet ve bey'atla hiçbir alâkası ve benzerliği yoktur. Başkanı halife yerine koymak, ona itâati halifeye itâatle bir tutmak, belli bir partiye oy vermeyi bey'ata benzetmek, oy vermeyenleri bey'attan geri duranlar gibi değerlendirmek yanlıştır. Bunları ve aşağıda gelecek diğer örnekleri bilerek yapanlar ile bilmeyerek yapanların durumu, farklı olarak yukarıdaki genel çerçeveler içinde değerlendirilir.
Demokratik düzende parti başkanı ve yöneticilerini, denetlemek, tenkit etmek, ıslâh için çalışmak, olmazsa azletmek elbette câizdir; bunlar yalnızca demokratik düzende parti yöneticileri için değil, halife için bile câizdir. Hemen her kelâm kitabında benzerini bulabileceğiniz bir ifadeyi Bâkıllânî'nin Temhîd'inden nakledelim: "İmam (halife) ancak faziletli seçmenlerin (ehl-i hall ve akdin) yapacağı bir akitle (sözleşme ile) imam olur... O, selâhiyetli kılındığı bütün işlerde ümmetin vekili ve temsilcisidir. Onu seçenler ve ona bey'at edenler aynı zamanda onu devamlı denetlemek, düzeltmek, doğruyu hatırlatmak, dikkatini çekmek, varsa hakkını ondan almak, görevden almayı gerektiren bir şey yaptığında onu görevden almak ve yerine bir başkasını getirmek hakkına sahiptirler".
Birileri halktan oy almak veya rakiplerini yenmek için parti başkanlığını halifelikle bir tutarsa diğerleri de kurdukları örgütün veya cemâatin liderini halife ilân ederler, bunu arkasından karakuşi hükümler, tekfirler, infazlar, hâsılı fitne ve fesat gelir. Din fitneyi şiddetle yasaklar, İslâmî guruplar arasında kardeşliği, İslâm'ın ortak ilkeleri ve hedefleri çerçevesinde dayanışmayı emreder.
Hz. Peygamber (s.a.v.) müminleri, devlet hizmetine talip olma konusunda uyarmış, devlet hizmetinin isteyene değil, lâyık olana verilmesini istemiştir. Bu konuda sahîh hadîsler vardır, ancak genel kurallar ile "vazife talebinin câiz olduğunu gösteren" diğer hadîsler fıkıh âlimlerince birlikte değerlendirilmiş ve şu sonuca varılmıştır: Ehli olmayan devlet hizmetine talip olmamalıdır, ehli olan da bunu hırs ve iştiha ile talep etmemeli, sorumluğunu da düşünmelidir; bununla beraber makama lâyık olmayan birinin gelmesini önlemek gibi meşrû bir sebeple vazife istemek câizdir, hattâ bazan gerekli de olur.
İslâm'ın kurallarını, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) uygulamalarını ve tavsiyelerini bağlamından çıkararak, amacından saptırarak kullanmak -ister bilgisizlik yüzünden olsun, ister siyaset gereği bilerek yapılsın- yanlıştır, çirkindir, kişiye büyük sorumluluk getirir, dîne zarar verir, ahlâkı dejenere eder. Bundan titizlikle sakınmak müminlerin birinci ödevidir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler