www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Din görevlileri Diyanet ve Devlet
Dînî bayramların güzelliklerinden biri de eş dost, akraba ve tanıdıklarla ziyaretleşme, görüşüp konuşma fırsatının elvermesi oluyor. Bir müezzinle görüşüyoruz; Anadolu'dan kalkıp büyük şehire gelme fırsatı bulmuş, müezzinlik görevi sayesinde hem geçinmiş, hem de bir sosyal bilim dalında yüksel tahsil görmüş bir müezzin. Görevi üzerine sorduğum sorulara verdiği cevaplardan yeni, fakat yine can sıkıcı, yürek daraltıcı şeyler öğreniyorum. Yeni bir emir alınmış, buna göre müftülerin seçim ve takdiri ile belirlenen câmiler dışında kalan câmilerin müezzin ve imamdan oluşan iki görevlisinden birisi alınacak ve hiç görevlisi bulunmayan câmilere verilecekmiş. İlk bakışta makûl gibi gözüken bu uygulamanın birçok sakıncalı yönü var. Haftada bir haftalık, yılda bir de yıllık izin hakkı sebebiyle bu câmiler seksen gün tek görevlisinden de mahrûm kalacak. Ayrıca câminin bakımı, korunması, dînî görevler, halkla ilişkiler bir görevlinin altından kalkamayacağı kadar ağırdır veya böyle olmalıdır. "Böyle yapacaklarına görevlisi bulunmayan câmilere kadro verseler ve açıkta görev bekleyen binlerce müezzin ve imam adayını bu kadrolara tâyin etseler daha iyi değil mi?" diye sorduğumda tam da yirmi sekiz sürecine uygun olan şu cevabı alıyorum: "Bu talep ilgili makam tarafından bakanlara iletildikçe 'Her imam, her müezzin malûm parti için bir propaganda elemanı demektir, bunların sayısını niçin arttıralım?!' diyorlarmış."
Ne güzel memleket! Malûm partinin arka bahçesi oldu diyerek İmam-Hatip okullarını kapat, propagandasını yapabilir diyerek din görevlisi sayısını azalt, câmilerde yapılan konuşmaları kaydettir, öküz altında buzağı ara, bulunca da anında soruşturma açtır, câmi hatiplerini sindir, şenliklerde kâğıda bakarak şiir okuyan çocuklara benzet sonra da demokrasiden, laiklikten, din ve vicdan hürriyetinden söz et!
Sivil ve asker memurlar arasında da rüşvet alanlar, selâhiyetini kötüye kullananlar var, bunlar yüzünden kadro kesme ve memur sayısını azaltma yönüne niçin gidilmiyor?
Din görevlileri elbette câmilerde belli bir ideolojinin, cemâatin, siyasî partinin tarafını tutmamalı, propagandasını yapmamalıdırlar. Onlar câmiye gelen her bir gurup mensubunun ortak noktalarının, müşterek alanlarının imamı, rehberi, eğiticisi ve hocası olma şuuru içinde görev yapmalıdırlar. Ancak bu ortak alana yönelik bir saldırı, bir hak kısıtlaması, haksız müdahale sözkonusu olduğunda veya ortak bir talebi dile getirmek gerektiğinde devletin hiçbir müdahalesi ve baskısı bulunmaksızın serbestçe konuşma, eleştirme ve değerlendirme imkânları da bulunmalıdır. Bu imkân öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığına verilmeli, başkanlık özerkliğe kavuşturularak vesayetten kurtarılmalıdır. Sonra da bütün câmi görevlileri bu özgürlükten yararlanmalıdır.
Cumhuriyet dîni kontrol altına alabilmek için Diyaneti icat etmiş ve devlete bağlamıştır. Bu u'cûbe varlık, garip yaratık hiçbir laik demokraside vücût bulup yaşayamaz, bizde ise ömrü bir asra doğru yol almaktadır. Daha birçok demokrasi ayıbı arasında bu konuya da bir çözüm bulma zarûreti vardır. Şimdilik makûl gözüken çâre, başkanı ve ilim heyeti, uygun adaylar arasından seçilen özerk bir din kurumudur. Devletin zaten câmi yaptırdığı yok, kurumun personel gideri de özel bir vergiden veya başka kaynaklardan sağlanabilir.
Korkunun ölüme faydası yoktur. Yapılması gereken şey korkulu rüya görmemek için devamlı uyanık yatarak rûh ve beden sağlığını bozmak değil, korkunun gerçek veya mevhum (asılsız) sebeplerini ortadan kaldırmaktır. Konumuz din olduğuna göre onu, dindarları, din okullarını ve görevlilerini ortadan kaldırmak mümkün değildir, dîne -tabiat ve mâhiyetine aykırı- bir yeni şekil vermek de imkân dışıdır. Geriye bir hâl çâresi kalır; o da laikliği dîne müdahale olarak değil, din ve vicdan hürriyeti olarak anlamak, bunu hiç değilse Batı ülkelerinde olduğu gibi uygulamak ve yalnızca -evrensel hukuka uygun- kanunlara göre suç sayılan fiilleri işleyenleri cezâlandırmak, câmi cemâatini töhmet altında bırakmamak, insan haklarına ve millî değerlere saygı eğitimine hız vermektir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler