www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Bayram ve Laiklik
Bizdeki laikçilerin son yıllarda ileri sürdükleri bir iddiaları var: Laik devlet dindarların ihtiyaç ve taleplerinden kaynaklanan bir düzenleme yapamaz, yaparsa bu düzenleme laikliğe aykırı olur, yüksek mahkemenin iptal etmesi gerekir." Bu iddia ve yorum, başörtüsü yasağından sonra seslendirilmeye başladı, yalnızca bununla kalmadı danıştay ve anayasa mahkemeleri de bu yoruma dayanarak iptal kararları aldılar. Bize göre bu yorum kasıtlıdır, siyasî ve ideolojiktir, laiklik kavramına ve dünyadaki laiklik uygulamalarına aykırıdır.
Laiklik kavramı, dinin ve devletin ayrı alanlarda bulunmasını, birbirine müdahale etmemesini -bizdeki ilgili anayasa maddesi (24. madde) göz önüne alınırsa- devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukûkî temel düzeninin , kısmen de olsa din kurallarına dayandırılmamasını ifade eder. Maddede yer alan "temel düzen" kaydı çok önemlidir ve bize göre bunun iki mânâsı vardır: 1. Rejimin kurucu unsurları dine dayanmayacak. 2.Bütün vatandaşları bağlayan kurallar/kanunlar dîne dayanmayacak. Buna göre meselâ "yasamada İslâm hukuku göz önüne alınır ve ona aykırı kanun yapılmaz" diye bir maddeye yer verilemez, keza din böyle istiyor diye "bütün vatandaşların Cuma namazı kılmalarını emreden veya alkollü içki kullanmalarını yasaklayan" bir kanun çıkarılamaz. Ancak temel düzen kavramına girmeyen ve bütün vatandaşları bağlamayan alanda, vatandaşların inanç veya inançsızlıktan kaynaklanan ihtiyaçlarını karşılamak üzere kanun çıkarılabilir, düzenleme yapılabilir.
Yukarıda teorik olarak açıkladığımız laiklik anlayış ve yorumumuzu destekleyen bazı örnekler konuyu daha açık hâle getirecektir:
1. Tevhîd-i tedrisat kanunu millî eğitim bakanlığından başka -bakanlığın izin ve denetimi dışında- bir resmî veya sivil kuruma okul açma izin ve imkânı vermediği için dîni öğrenmek ve din hizmetlerini yerine getirmek üzere devletin okul açmasına zarûrî olarak yer vermiştir. Bu kanuna dayanılarak İmam Hatip Okulları açılmıştır. Din hayatı örgütsüz olamayacağı ve Türkiye'deki laiklik anlayışı dînî örgütlenmeye izin vermediği için resmî bir devlet dairesi olan Diyanet kurulmuş, Diyanet'e bağlı Kur'an kursları açılmıştır.
2. Ramazan ve Kurban bayramları dînî bayramlardır. Vatandaşların hem dînî bayram yapmaları, hem de bu bayramların içinde yerine getirilen bazı ibâdetleri (kurban kesmek, bayram namazı kılmak...) yerine getirebilmeleri için bayram günleri resmî tatil olarak düzenlenmiştir.
3. Resmî nikâh akdi yapıldıktan sonra isteyenlerin inançalarına göre nikâh kıydırmalarına izin veren kanunî düzenleme yapılmıştır.
4. Bütün dünyada örnekleri görüldüğü gibi biz de de, mecbûrî olan din kültürü ahlâk bilgisi dersinden önce isteğe bağlı din dersi vardı; isteyen devletin okullarında verilen bu derslere giriyor, din bilgisi ve eğitimi alıyordu.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ortaya çıkan sonuç ise bizim anlayış ve yorumumuzu desteklemektedir: Laik devlet, bütün vatandaşları bağlayan bir kanunu veya hukûkî düzenlemeyi dîne dayandıramaz, ama herkesi bağlamaması, mecbûr kılmaması, temel hak ve özgürlüklere zarar vermemesi şartıyla, inanan insanların bundan kaynaklanan ihtiyaçlarını karşılamak üzere kanun çıkarabilir, düzenleme yapabilir, kurumlar oluşturabilir, okullar açabilir.
Buraya kadar hiçbir problem gözükmüyor, laikçilerden bir itiraz da gelmiyor. Ama sıra başörtüsünün serbest bırakılmasına, çalışma saatlerinin oruç ve Cuma namazına göre ayarlanmasına veya Cuma kılacaklara, oruç tutanlara kısa bir süre için (meselâ namaz kılacak, iftar edecek kadar) izin verilmesine gelince tavır değişiyor; laikçiler hep bir ağızdan "zinhar câiz değildir, laikliğe aykırıdır" diyorlar. Bu düzenlemeler temel düzen olmadığına ve bütün vatandaşları dînî bir uygulamaya mecbûr kılmadığına göre niçin laikliğe aykırı oluyor? Başörtüsü serbest bırakıldığında isteyen örter, istemeyen örtmez; bunu düzenleyen kanun veya yönetmelik de "inanan veya inanmayan vatandaşların hayatlarını inançlarına göre yaşamalarını mümkün veya kolay hâle getireceği için" laikliğe aykırı olmak şöyle dursun, laikliğin gereği, devletin ödevi olmaz mı? Diyelim Cuma günü öğle tatili, Cuma namazını kılmak isteyenlerin bunu yapmalarına imkân verecek şekilde ayarlandı; diğer öğle tatilleri gibi Cuma günü de dileyen bu saatte namaz kılar, dileyen yer içer, dinlenir. Bunun neresi laikliğe aykırıdır?
Yapılan apaçık bir çifte standarttır, tutarsızlık örneğidir, hukuka siyaset ve ideoloji bulaştırmaktır, laiklik bahane edilerek din özgürlüğüne müdahaledir, hürriyeti kıstlamadır.
Asıl laikliğe aykırı olan bir düzenleme örneği arayanlar, kurban et ve derilerini, devletin belirlediği kurumlara verme mecbûriyeti getiren düzenlemeye baksınlar. Laikliğe aykırı olan işte bu çeşit düzenlemelerdir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler