www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Genom Projesi ve Alın Yazısı
Bir köşe yazısında şunları okuyoruz: "Haziran yaklaşıyor. Dünyanın 6 ülkesindeki 16 laboratuarda 1100 uzman, 13 yıldır günde 24 saat, haftada 7 gün çalışarak, Homo Sapiens'in kendi kaderini kendi ellerine almak için giriştiği büyük savaşın son kalelerini fethetmeye çalışıyorlar: Genom Projesi bitti bitecek! İnsan genlerinin tümü deşifre oldu olacak..." Yazı şöyle bitiyor: "Alın yazısı haksızlığına son! Yaşasın genetik adâlet!"
Yazar genetik adâletsizlikten, "insanların zekâ, güzellik, sağlık gibi konularda genlere bağlı olarak birbirinden farklı olmalarını ve doğmalarını" kastediyor, bu güne kadar da insanoğlunun bu farkı (adâletsizliği) gidermeyi başaramadığını, "ne yapalım bu kader, alınyazısı" deyip geçtiklerini, proje bitince insanların kaderlerini ellerine alacaklarını ve alın yazısı haksızlığının son bulacağını ifade ediyor. Gerçi yazıda, genel olarak dinlere, özel olarak da İslâm'a bir atıf yapmıyor, ama "alın yazısı, kader" kelimeleri kullanıldığında dinin akla gelmemesi mümkün olmuyor. Bilindiği gibi İslâm'ın altı inanç ilkesinden biri de "kadere iman"dır. İlgili kaynakların çoğunda kadere iman şöyle anlatılır: Allah insanın beden ve rûh özelliklerini ve bütün hayat macerâsını belirler, böyle olsun diye hükmeder, bu hükmünü kulun alnına (manevî kimlik kartına, siciline) yazdırır, bu yazı "yazgıdır, kaderdir" değişmez. Aynı kaynaklarda bir de kulun imtihanından, irâde hürriyetinden, bu hürriyeti kullanmasına bağlı sorumluluğundan söz edilir. Yazgı ile irâde özgürlüğü kavramları arasındaki çelişki görünümünün giderilmesine yönelik olarak çeşitli doktiriner açıklamalar yapılır, bu açıklamalar, ait oldukları "kaderiyye, cebriyye, eş'ariyye, mâtürîdiyye" gibi doktrinlerle, mezheplerle birlikte anılır.
Açıklamalar yapılırken insanla ilgili oluşumlar ve davranışlar ikiye ayrılır: İnsanın irâdesine bağlı olanlar, olmayanlar. Her ikisi de kader içinde bulunmakla beraber insanın irâdesine, tercihine bağlı olmayanlardan sorumluluğun bulunmadığı, irâde ve tercihe bağlı olanlarda ise kulların sorumlu oldukları ifade edilir. İnsan yaratılmasını, ömrünü, mizacını belirleyemez ise bundan sorumlu da olmaz; Allah ona niçin var olduğunu, şu kadar yaşadığını, şöyle bir mizaçta olduğunu sormaz; bunları kendisi takdir etmiştir, hikmetleri, sebepleri vardır, bu mânâda farklılık insanlık için zenginliktir, hayırlıdır ve asla adâletsizlik sözkonusu değildir. İnsanların hür irâdelerine, seçimlerine bırakılmış konularda yapıp ettiklerinden sorumlu olmaları tabîîdir, adâlet gereğidir, bu alandaki kusurları da Allah'a yüklemek insaf ve adâletle bağdaşmaz.
İslâmî kaynaklarda her insanın, normal insan fıtratında (tabiatında, insana mahsus beden ve rûh özelliklerine sahip olarak) yaratıldığı ifade edilmektedir. Her şeyi güzel ve mükemmel yapan ve yaratan Allah kusurlu insan yaratmaz. Allah'ın madde âlemine hâkim kıldığı kanunları vardır, bunlara "sünnetullah" denir, bu kanunlar içinde sebep-sonuç ilişkisi de vardır, bir yavrunun kalıtım yoluyla kusurlu oluşmasına sebep olacak bir serbest fiil bu sonucu doğurduğunda sorumlu olanlar -bu fiili işleyen- insanlardır, Allah değildir. "Sebep olsun da sonuç olmasın" denilemez. Birçok hastalık vardır ve bunların kimisi tedâvi edilmektedir, kimisinin henüz tedâvisi bulunamamıştır. Hastalık da kaderdir, tedâvi de kaderdir; ayrıca "şifâ, iyileşme denilen sonucu doğuracak sebebin bulunup uygulanması demek olan" tedâvi teşvik edilmiştir. İnsanoğlu eksiksiz yaratıldığı hâlde kendi kusuru veya ilâhî-tabîî kanunların işlemesi sonucunda oluşan ve nesillerce devam eden aksaklıkların tedâvisi, düzeltilme yolu ve usûlü bulunursa bir sebep daha keşfedilmiş olur, bunda İslâm'a da, kadere de aykırı bir durum yoktur. insan irâdesine bağlı alanlarda kader, "Allah'ın, serbest irâde ile nelerin yapılacağını ezelde bilmesi ve bu bilginin kaydedilmiş bulunmasıdır". Kişinin seçerek, isteyerek yaptıkları iyi ise kendi lehine, kötü ise aleyhine olarak değerlendirilecektir, bunda adâlete aykırı bir taraf yoktur. Bir kimse, gücüne dayanarak ve haksız olarak diğerinin malını elinden alırsa yargı devreye girer ve haksızlığı giderir, böylece insanlar, Allah'ın da istediği adâleti gerçekleştirmiş olurlar. Bir kimsenin veya kimselerin sebep oldukları hastalık, kusur ve sakatlıklar, bunları giderecek sebepler/çâreler bulunur da giderilirse yine Allah'ın murad ettiği bir sonuç elde edilmiş, O'nun mükemmel emaneti korunmuş, yerine konulmuş olur.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler