www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Dinden Kazanmak, Dine Kazanmak
Dîni Allah rızâsını kazanmak için kullanmak, O'nun hoşnut olacağı bir hayatı yaşayabilmek için dinden yararlanmak meşrû ve câiz olmanın ötesinde dînin gönderiliş amacını teşkil etmektedir. Dîni kullanarak (istismar ederek) kişinin veya gurubun kendilerine menfaat sağlaması ise çirkindir, haramdır ve dîne ihanettir. İslâm âlimleri bu konuda o kadar ince eleyip sık dokumuşlardır ki, hassasiyetlerine hayran olmamak mümkün değildir. Fıkıh kitaplarının günlük hayatımızda sıkça geçen helâl-haram konularına tahsis edilen bölümünde (kerâhiye, istihsan kitaplarında) şöyle bir ölçü ile karşılaşıyoruz: Bir kimsenin Allah'ın adını sıkça ve açıktan anmak gibi bir âdeti olsa bile dükkanına müşteri geldiğinde bunu yapması mekrûhtur; çünkü Allah'ı, müşteriyi etkilemek için anmış olması şaibesi vardır. Böyle bir âdeti bulunmadığı hâlde müşteri içeri girince Allah'ı anması ise hiç câiz değildir. Dinden yemenin dince câiz görülmediğini gösteren ilgi çekici başka örnekler de vardır. İmamlık, müezzinlik, Kur'an ve zorunlu din bilgisi öğreticiliği gibi işler ibâdet sayıldığı için bunlardan para (ücret) almak başlangıçta câiz görülmemiş, bu işleri yapanlar başka iş göremez hâle gelip hazineden ihtiyaçlarının karşılanması uygulamasına da son verilince -vazifeler aksamasın diye, zarûrete dayalı olarak- ücret almalarına cevaz verilmiştir. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere gerçek mânâda din istismarı, dinden yemek İslâm'da câiz değildir ve samîmî bir mümin, imanı ve ahlâkı gereği zaten bunu yapmaz. Ama günümüzde dinden kazanma ile dine kazanmanın birbirine karıştırıldığını, ikincisinin de istismar içine sokularak mahkûm edildiğini görüyoruz.
İnsanları dîne kazanmak, onlara dîni sevdirmek, dini hayatlarını güçlendirmek için yapılacak faâliyetler, yanlış veya yasak olmak bir yana teşvik edilmiş; zekât, vakıf, karz-ı hasen (faizsiz ihtiyaç kredisi) gibi araçlarla kısmen kurumlaştırılmıştır. Zekâtın sarf yerleri arasında bulunan "müellefetü'l-kulûb"dan maksat, müslüman olmadıkları hâlde gönülleri veya destekleri İslâm adına kazanılmak istenen kimselerdir; bunlara bu amaçla zekât verilir ve bizim değerler sistemimize göre buna din istismarı denmez; denirse câiz, hattâ duruma göre farz olan bir istismar olur. Müslümanlar, Allah rızâsı için vakıflar kurar, insanların, hattâ hayvanların çeşitli ihtiyaçlarını karşılarlar. Bunu yaparken aynı zamanda müslümanların dîni hayatlarını güçlendirmek, müslüman olmayanların İslâm'ı sevmelerini ve ona dost olmalarını sağlamak gibi bir amaç güderlerse bu da istismar değildir; hattâ bir mânâda cihaddır.
Kendilerini müslüman olarak tanımlayan ve İslâm'a hizmeti ön plânda tutan bazı şahıs ve kuruluşlar, deprem bölgesinde, iyi kötü, sizden bizden ayırımı yapmadan halka hizmet vermeden tutun da eğitim öğretim, muhtaçlara yardım faâliyetlerine varıncaya kadar birtakım hizmetler yaparken, bundan şahıs ve -dar mânâda- kurumlarına menfaat sağlamak isterlerse bu istismardır, insanlara Allah rızâsı için hizmet vermek ve bu arada kimilerinin gönlünü İslâm için kazanmak isterlerse bu istismar değildir, ibâdettir, hizmet şeklinde cihaddır.
Birileri çıkar da "biz de bunları biliyoruz, ama müslüman şahıs ve kurumların sevilmesini, güçlenmelerini, gönüllerin İslâm adına kazanılmasını...istemiyoruz; çünkü bunu, ilerisi için kendi hayat tarzımız bakımından bir tehdit olarak algılıyoruz" derlerse onlara bir duâ ile mukâbele etmek gerekir: Allah size şifâ versin!


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler