www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Kadının Laikleşmesi
Akademisyen bir köşe yazarı şöyle diyor:
"Kentleşme, eğitimin yaygınlaşması, Medenî Yasa, ekonomik gereksinmeler, kültürel değişimler.. derken şimdi kadın toplumal yaşamın neredeyse tüm kılcal damarlarına nüfûz etmiş durumda. Bu, toplumsal yaşamda demokratikleşmeyi, katılımı ve laikleşmeyi de birlikte getirecek bir değişimdir. Kendisiyle aynı işi yapan, aynı sorumlulukları paylaşan, aynı geliri kazanan kadına, 'Mirasta sana yarım pay düşüyor, istersem seni döverim, ticaret dâvâsında erkek varken sen tanıklık yapamazsın, istersem sokağa çıkmana izin vermem,' diyecek erkek sayısında bir düşme olmalıdır. ('Kadın yönetici fitneye yol açar,' diye Çiller'in başbakanlığına karşı çıkanlar oldu, ama pek ciddîye alınmadılar. Gerçi Çiller yönetiminin bu yargıyı haklı çıkardığını söylemek de mümkün gözüküyor!) Kızlarımız okumalı ve iş sahibi olarak toplumsal yaşama katılmalıdır. Kadının özgürleşmesi ve toplumun laikleşmesi için daha iyi bir formül bilmiyorum."
Bu ifadeden anlaşıldığına göre yazar, laikliği bir devlet tavrı olarak değil (veya bununla beraber) bireysel bir tutum olarak görüyor. Devletin ve çağdaş toplum hayatının da katkıları/zorlamaları sâyesinde kadınların gittikçe laikleşeceklerini; yani hayatlarını yöneten kuralların din ile bağlantısını koparacaklarını bekliyor. Yazara göre bu beklentinin hem meşrûiyet hem de imkân yönünden dayanağı ise din kuralları ile çağdaş hayatın bağdaşamaz oluşudur.
Bize göre din kuralları ile çağdaş hayatın bazı yönlerinin bağdaşmaz oluşu din adına bir kusur değildir, dînin varoluş amaçlarından biri de, geldiği ve uygulandığı zamandaki (çağdaki) çirkin, kötü, uygunsuz, İslâm insanına yakışmayan kural ve uygulamaları ortadan kaldırmak, ıslâh etmek, düzeltmektir. Faizcilik, eşcinsellik, zinâ, sömürü, alkollü içki ve uyuşturucu kullanımı, kumar, isrâf, hukuk ve ekonomide adâletsizlik... çağdaş ve yaygın diye dînin de bunlara uyum yapması, bunlarla uzlaşması, bağdaşması beklenemez.
Laik tavırlı bir devlet düzeni içinde başka inanç ve hayat tarzlarına sahip insanlar gibi müslümanların da, kendi inanç ve hayat tarzlarını sürdürme imkânları olmalıdır. Bunun ötesi eğitim ve güzellikte, iyilikte yarış meselesidir. Laikleşme adına müslüman ve dindar kadınların, kendilerine çağdaş diyen diğer kadınlar gibi olmalarını ve yaşamalarını istemek haksızlıktır; din ve vicdan özgürlüğü ilkesi ile bağdaşmaz.
Verilen örneklere gelelim:
İslâm miras hukukundaki kadın erkek farkı, yükümlülük ve sorumluluk farkına bağlıdır. Bu ikisi arasında bir denge kurulmuştur.
Müslüman erkek karısına, "canım isterse döğerim, dışarı çıkmana izin vermem..." diyemez; bunlar erkeğin canının istemesine bırakılmış değildir. İslâm kadın döğmeyi farz veya sünnet kılmıyor ki, bu kötü davranış ortadan kalkınca din gitmiş, laiklik gelmiş olsun. Tam aksine İslâm'ın amacı, kadının döğülme ve ezilmesini engellemek olduğu için bunlar gerçekleştikçe İslâmîleşme de gerçekleşmiş olur.
Namaz, öğrenme, ana baba ziyareti gibi dînî ödevler, aile yuvası kurulurken yapılan sözleşmeler, örf ve âdete bağlı uygulamalar, izin konusunda da geçerlidir.
Ticaret dâvâlarında kadının şahitliği, erkeğin bulunmamasına bağlı değildir. Hakkın zâyî olmaması için, tanıklığını ifade eden kadının yanında, yanılırsa düzeltmek üzere bir kadının daha bulunması -belki de o günün şartları böyle gerektirdiği için- istenmiştir. Öte yandan kadın mahkemede hâkim bile olabilmektedir.
İslâm'da kadının devlet başkanı olmasını yasaklayan kesin (ihtilâfsız, yorumu tek olan) bir nas yoktur. Ancak uygulamada kadının devlet başkanı olmasına hoş bakılmamış, imkân tanınmamıştır. Çağdaş dünyada devlet başkanı ve başbakan olan kadın sayısı ile erkek sayısı göz önüne alınırsa müslümanların tutumlarının çağdaş olduğu da ortaya çıkmaktadır.
Sayın yazara bir bilgi notu vereyim:
İslâm'a göre bir müslüman, bağlayıcı bir din kuralını uygulamaz ise günahkâr olur, inkâr ederse (ben bunu kabûl etmiyorum derse) müslümanlıktan ayrılmış bulunur. Herhangi bir çağdaş uygulamayı, din kaynaklarına göre meşrû bulur, yorumla meşrûlaştırır ve uygularsa laik olmaz ve dindarlığına da zarar gelmez. Şu hâlde laik tavırlı bir devlet düzeninde dindar bir müslüman (kadın ve erkek), bazen devletin -bağlayıcı ve zorlayıcı olmayan- kurallarını uygulamayarak, kendi kurallarına uygun bulduğunu ise uygulayarak dindarca yaşamaya devam eder, edebilir, hayatını yönlendiren din kurallarını başkalarıyla değiştirmek durumunda kalmaz.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler