www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Dinde Reform Talebi
Dinin, âlimler (müctehidler, müfessirler) tarafından ilâhî/kutsal metinler yorumlanarak ortaya konan talepleri ile toplumun ihtiyaçları arasında bir uyumsuzluk, bir çatışma meydana geldiğinde probleme çözüm üretecek olanlar yine âlimlerdir. İslâm tarihinde, bu mânâda çözüm üretme, ârızayı giderme, gerekli ıslâhat tekliflerini oluşturma işine ve çabasına "ictihad" ve "tecdîd" denilmiştir. Lügat mânâsı "olanca çabayı sarfetmek" olan ictihad yeniden yorumlamaktır; eskimiş, işe yaramaz olmuş veya başkalarına ait olduğu için müctehidi bağlamayan ictihadların yerine yenilerini koymaktır. İctihadda değişen dînin nasları değildir; ictihad yoluyla yeni veya değişik bir Kur'an, buna benzer bir sünnet üretilmez, üretilen ve değişen ictihadlardır, âlimlere ait anlayışlar, yorumlar, kıyaslar, değerlendirmeler ve fetvâlardır. Lügat mânâsı "yenilemek" olan tecdidin tarihte gerçekleşen biçimiyle tanımı, dinden sapmaları düzeltmek, ferdin ve toplumun hayatına yerleşen dîne aykırı inanç, tutum ve davranışları (hurtafe ve bid'atları) ayıklamak, gerçek İslâm'a göre toplumu ıslâh etmektir. Tecdid hareketinin de amacı dîni değiştirmek değil, ondan sapan, uzaklaşan toplumu değiştirmektir, eğitim yoluyla ıslâh etmektir.
XVI. Asırda Luther tarafından daha ziyâde katolik hristiyanlığına karşı yapılan reform (yeniden şekillendirme, düzeltme, ıslâh etme) hareketinin sebepleri ve gerekçeleri İslâm için sözkonusu değildir. İslâm'da Allah tarafından vahyedilmiş ve bozulmamış bir kitap vardır ve bu kitap tektir, Allah ile kul arasında "ibâdette, tövbede, bağışlamada..." bir aracı yoktur, diğer insanlardan farklı bir ruhban sınıfı, hatâ etmez, yanılmaz bir papa mevcût değildir, katolik kilisesine benzer bir otoriteli teşkilât da yoktur. Kur'an birçok dile tercüme edilmiştir, onu asıl dilinden veya tercümesinden okumak ve yorumlamak belli bir sınıfın tekeline verilmemiştir; herkes gerekli bilgileri elde edebilir ve bilgisi olan da okur, anlar, yorumlar, uygular. Hristiyanlıkta reform sayesinde elde edilmiş bulunan sonuçların önemli ve gerekli olanları İslâm'da zaten var olduğu ve İslâm farklı özellikler taşıdığı için bu dinin reforma ihtiyaç yoktur, ictihad ve tecdîd ihtiyacı karşılamak için yeterlidir.
İctihadı âlimler yapar. Devlet başkanı da müslüman, ilmi ile âmil (dindar) bir âlim olursa ictihad yapabilir. Yapılan ictihad yalnızca sahibini bağlar. Başka müctehidleri bağlamaz. Yeterli bilgi sahibi olmayan müminler ise diledikleri bir âlimin (müctehidin) ictihadını (mezhebini) benimser, din bilgisini bu yoldan edinir ve dinlerini yaşarlar. Sivil kesimde (fetvâ alanında) İslâmî devletin belli bir icthadı dayatma, ona zorlama selâhiyeti yoktur. Kamu alanında, devlet işlerinde ise farklı ictihadlar arasında seçim yapma, bunu kanunlaştırarak kamu hayatında kullanma selâhiyeti ülü'l-emre (yöneticilere) verilmiştir.
Laik bir devlette, kendisi müctehid olmayan, danıştığı kimselerin de selâhiyet ve niyetleri tartışmalı bulunan bir devlet başkanının, İslâm dîni için, adını koymasa bile bir reform projesi üretme teşebbüsünü, yukarıda özetlediğim gerçekler ve sabit kurallar açısından değerlendirdiğim zaman garip, tutarsız ve çelişkili bulduğumu ifade etmeliyim. Laik devlet bir yana İslâmî bir devletin bile tek tip bir yorum paketini resmileştirip müminlere dayatma selâhiyetinin bulunmadığı yukarıdaki açıklamalardan anlaşılmış olmalıdır. Kur'an'dan 230 âyeti değil, bir âyeti bile yürürlükten kaldırmak beşerin selâhiyeti dışındadır. Bir âyetin yürürlüğünü bir süre askıya almak için ise ona inanan ve onu temel referans olarak kabûl eden toplumun talep ve ihtiyacı üzerine, ehli tarafından usûlünce yapılmış ictihada ihtiyaç vardır.
Laik devlet mevcût laiklik uygulama ve anlayışını değiştirmeye niyet eder de bunun yerine koyacağı din ve vicdan özgürlüğü ile İslâm'ın taleplerini nasıl bağdaştıracağını bilmek isterse bunu ilim erbabına havale etmeli, alacağı raporları değerlendirmeli ve uygulamasını buna göre yapmalıdır. Böyle bir niyet mevcût değilse, proje filân denerek İslâm kırpılıp mevcût laiklik anlayışına uydurulmak isteniyorsa olmayacak bir şeyle uğraşılıyor, abesle iştigal ediliyor demektir.
Ya batılılaşma yolunda ilerler, laikliği de onlar gibi anlar ve uygularsınız, yahut da milletin inanç ve değerleri ile uzlaşan bir din, düşünce, vicdan özgürlüğü modeli oluşturursunuz; bunların kırması olmaz.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler