www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Müslümanlar özeleştiriden uzak
Geçen konuşmamızda sözünü ettiğimiz, İslâmî kimlik sahibi kişi ve kuruluşların maruz kaldığı muamelelerde, kendi aramızda özeleştiri mekanizmasını işletemeyişimizin de payı olabilir mi?
Biz Müslüman olarak özeleştirimizi yeterli derecede yapamıyoruz. İnsanlar, durum muhasebesi yapamıyorlar, kendi fikirlerini açıklayamıyor, korkuyorlar. Aslında İslâm'a, ahlâka ve hukuka uygun olmayan bir hiyerarşik sistem sözkonusu. Bu hiyerarşik sistemde birilerinin aşağıda kabul ettiği bir kişi, yine o birilerinin yukarıda kabul ettiği bir kişiye yönelik soru soramıyor, tenkit yapamıyor, farklı fikrini ortaya koyamıyor. Koyduğu taktirde, maddî-manevî zarara uğrayacağından korkuyor. Bunun yanında, iyi niyetli bir tartışmaya, soğukkanlı bir tartışmaya alışamadığmız için, bir gurubun içinde iki kişi bir konuyu karşı fikir ortaya koyarak tartışmaya başladığında, mutlaka ortaya samimiyeti ve tarafsızlığı bozan duygular girebiliyor. Müslüman guruplar arasında ise bu iletişimsizlik ve diyalog kopukluğu, karşılıklı müzakere ve münakaşa eksikliği daha şiddetli bir şekilde kendisini hissetiriyor.
Yıllardan beri bu gruplardan bazıları milyonları ayrı bir gündem ayrı bir ideoloji grubundanmış gibi kabul eder olmuşlardır. Tabiri caiz ise bazı İslâmî gruplar, diğer İslâmî gruplar için "öteki" olarak telakki edilmiştir. Son yıllarda belki biraz da sevinçle karşılayabileceğimiz bir gelişme olmuş ve yine tabiri caiz ise bir "ateşkes ve yumuşama" ortamı hasıl olmuştur. Müslümanların grupları birbirlerine karşı biraz daha hoşgörülü ve diyaloğa açık bir tavır içinde olmuşlardır. Ama bu da zayıftır ve pamuk ipliğine bağlıdır. Henüz, bunların liderleri ya da daha alt seviyedeki insanları karşılıklı olarak farklı platformlarda bir araya gelerek, gruplar arası ilişkiyi, bir de grupların ortak problemlerini, bilgiye dayalı samimi bir çerçeve içersinde tartışabilecek seviyeye gelememişlerdir. Bunun olabilmesinin bir başka şartı da, Müslümanların tamamına yol gösterebilecek, "ben acaba yanlış yolda mıyım?" sorusunu sordurabilecek bir üst şuranın, bir alimler veya uzmanlar heyetinin bulunmayışıdır. Bu da büyük bir eksikliktir. Aslında Müslümanlar arası özeleştiri ve tartışma sonucunda bazı ortak noktaların yakalanması veya işbirliği, Müslümanlardan bazı fert ve gruplar ısrarla yanlışa yöneldiklerinde onları ikaz edebilecek tek bir otorite, işte bütün bunların oluşması, bahsini ettiğim bir üst şûraya şiddetle ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.
Toparlarsak, Müslümanlar maalesef, dar mânada kendi aralarında ve geniş mânada kendi aralarında özeleştiri mekanizmasını işletemiyorlar. Siz umumiyetle kendi grubunuzdan veya başka gruptan başka kimseyi tenkid ettiğinizde sizin iyi niyetinizden şüpheleniliyor, söylediğinizin doğru olup olmadığı değil hangi maksatla söylemiş olduğunuza bakılıyor. Ve sizin hiç aklınızdan geçmeyen maksatlar size atfediliyor. "Durup dururken bu da nerden çıktı?" diyorlar. Halbuki durup dururken değil, ortada bir durum ve olay var ve bu değerlendiriliyor. "Şimdi bunun sırası mı?" diyorlar. "Niçin başkalarını değil de, bunu tenkid ediyorsun, bu yaptığının bizi zayıflattığını görmüyor musun, başkalarını desteklemiş olduğunun farkında değil misin?" tarzında bahaneler sunarak, özeleştiri yapan kişiyi buna pişman ediyorlar. Bu da cesaret kırıyor. Yapanın da yaptığı yanında kalıyor. Yanlış kör-topal gitmeye devam ediyor. Bütün Müslümanları zor durumda bırakan bir eylemde bulunan kişiyi her ne pahasına olursa olsun savunmak, Müslümanların eleştirilerini ne olursa olsun reddetmek doğru bir tavır olmaz.
Hak nerede ise Müslüman oradadır. Hakikatın yanında elbette ki kamu yararı ve insanlığın, grubun, ailenin menfaati vardır. Dolayısıyla hakikat ve menfaat yan yana yürür ve dengelenir. Müslüman da hakikat ve menfaatin yanındadır. Adalet ve hakkaniyet yanyana geldiğinde de Müslüman bunların yanındadır. Müslümanınn tavrı budur. Bu yüzden Müslüman hem diğer Müslümanlara hem de Müslüman olmayanlara veya Müslümanlar içinde diğer grup mensuplarına bakmak ve yaklaşmak durumundadır. Müslüman kendine ve en yakın çevresine kendinden olanlara kusurlu olsun olmasın ve kendinde olmayanlara hakkaniyetle adalet ve meşru menfaat içerisinde bakmak yaklaşmak durumundadır.

Bütün Müslümanları zor durumda bırakan bir eylemde bulunan kişiyi her ne pahasına olursa olsun savunmak veya düşmanların eleştirilerini ne olursa olsun reddetmek doğru bir tavır olabilir mi?
İster yâr ister yârandan, ister dost ister düşmandan gelsin, haksız, yanlış bir tutum ve davranış ortaya çıktığında Müslüman ona karşı tavır almak durumundadır. Bu tavır alışla aynı zamanda menfaat de dengelenir. Bu tavrınızı öyle alırsınız ki yanlış düzelir. İşte menfaati burada devreye sokmanızın anlamı budur. Müslüman yanlışı düzeltmeyi hedefler. Yanlışı düzeltmek bazı zararlara da sebep oluyorsa da bunu asgariye indirerek yanlışı düzeltmeye gayret eder. Bu söylediğim genel çerçeve içerisinde meseleye baktığımızda herhangi bir kimse söylememesi lazım gelen bir sözü söylemişse, bir davranışta bulunmuşsa diğer Müslümanların buna karşı tepkileri olmalıdır. Bu tepkiyi ortaya koyarken aynı zamanda hem o kişinin hem de camianın bu tepkiden zarar görmemesini ya da zararı en az seviyede görmesini hedeflemek gerekir. Bu çerçevede Müslümanlar kendilerine ve başkalarına karşı yapılan haksızlığı kabul edemez ve tavır almak zorundadır. Ne pahasına olursa olsun, karşı tarafın fikri diye reddetmek ve kendi tarafının fikri diye kabul etmek Müslümanın kârı değildir. Müslüman nerede olursa olsun hakkın yanında olur. Doğruya doğru, yanlışa yanlış der. Kaş yapayım derken gözü çıkarmaz, ama belki göz biraz acır.

Müslümanların birbirlerinin hatalarını eleştirirken nasıl bir üslûp kullanmaları gerekir?
Bu üslûp meselesine biraz önceki soruda biraz temas ettik. Müslümanın amacı yıkmak, kırmak, uzaklaştırmak değildir. Peygamber Efendimiz "Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın zorlaştırmayın" buyuruyor. Bu Hadis-i Şerif, bizim hem eğitim, ögretim hayatımızda, hem Müslümanlar arası ilişkilerimizde, hem de Müslümanlarla ötekiler arasında temel bir nokta olmalıdır. Bu Peygamberî tavsiyeye bir de âyet-i kerîme meali ilave edebiliriz: "Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır, en güzel bir üslûp içinde tartış."
Şu halde söylediğiniz sözün doğru olması, çağırdığınız yönün doğru olması, üslûbunuzun sert, hatta monoton olması için sebep değildir. Çağırdığınız, davet ettiğiniz hak yol olacak, insanları doğruya, hakka, adalete, yüksek insanî ideallere çağıracaksınız. İkincisi, bu çağrıyı yaparken, insanların bu çağrıya icabet etmelerini sağlayacak bir üslûp kullanacaksınız. Burada hikmeti kullanacaksınız. Hikmetin içinde bilgi, gerçek, doğru, en güzel yol ve yöntemin kullanılması vardır. Hikmetin içinde akıl, mantık, güzel öğüt vardır. Burada duygu vardır. İnsan mantık ve duygudan ibarettir. Tenkit yapan insanın, karşısındakinin gönül gözünü de dikkate alması gerekir. Gönlün kapısını açan anahtarı bulması gerekir. Aklı, mantığı, hikmeti kullandığınız, karşısındaki insan bunlardan anlamıyorsa tartışacaksınız. Bazı insanlarda inat vardır ve buna uygun tartışma yapılmalıdır. Onun kendi başına kaldığında düşünmesini sağlayacak ve etkisinde kalacak insanların yanlış etkilenmesini engellemek için doğru bir üslûp kullanılmalıdır. Hiç şüphe yok ki, Müslümanlar birbirlerini hatalarını eleştirmek konusunda güzel ve uygun bir üslûp kullanmakla yükümlüdürler.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler