www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


KUR'ÂN-I KERİM VE DİN EĞİTİMİ
Malum zihniyetin parlementer kesimine mensup birisi katıldığı bir TV tartışmasında kesintisiz sekiz yıllık zorunlu eğitimi savunuyor, tek diplomalı sekiz yıllık zorunlu eğitimin son üç yılında, öğrencinin eğilim ve kabiliyeti ile velisinin isteğine bağlı olarak seçmeli dersler ile yönlendirme yapılmasına bile karşı çıkıyordu. Asıl amacı İmam-hatip Liselerinin orta kısımlarının ve Kur'ân kurslarının kapatılması olmakla beraber bu amacı sağlayan fakat zorunlu eğitimin ikinci kademesine seçmeli dersler koymayı öngören bir formüle/çözüme de itirazı vardı; çünkü bu takdirde seçmeli olarak Kur'ân'ı yüzünden okuma ve Arapça dersleri de konabilirdi. Bu iki ders ise öğrencilerin çocukluk ve ilk gençlik yıllarında dinle tanışmalarına ve ona yönelmelerine yol açabilirdi. Parlementer gerekçesini böyle açık olarak ortaya koymuyor, bunun yerine iki bahane/gerekçe ileri sürüyordu: a) Arapça ve Kur'ân'ı yüzünden okumanın din eğitimi ve öğretimi ile ilgisi yoktur. b) Çocuklara verilecek dersler, eğitim ve öğretim onların bağımsız düşünmelerini sağlamalıdır. Din ile uzaktan-yakından ilgisi olan dersler bu amaca aykırı düşer.
Biz daha önce yayımlanan bir yazımızda din dersi ve eğitimi ile bağımsız düşünme eğitimi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışmış, özet olarak "toplum içinde yaşayan her ferdin, yaşı ne olursa olsun, toplum tarafından yönlendirilmekte olduğu, insanları bundan uzak tutmanın mümkün olmadığı, zorunlu öğretim yıllarında din eğitim ve öğretimine karşı çıkanların aslında 'dinsiz yönlendirme' istedikleri"ni ifade etmiştik. Bu yazıda ise Arapça ve Kur'ân okumanın din eğitimi ve öğretimi ile ilişkisini açıklamaya çalışacağız.
Bizim geleneğimizde ilimler ikiye ayrılırdı; "âlet ilimleri" ve "âli (yüksek) ilimler". Burada âlet ilminden maksat, dini anlamada âlet ve araç olarak kullanılan ilimler, demekti ve bunların başında da Arapça gelirdi. Çünkü Kur'ân-ı Kerim Arapça olarak vahyedilmişti, İslâmî ilimler büyük ölçüde Arapça ile yazılmıştı, Arapçasız din âlimi olmak, Kur'ân'ı hakkıyle anlamak imkânsız gibiydi. Bu ilişki bugün için de geçerlidir.
Kur'ân-ı Kerim'i vahyedildiği asıl dili ile ezberlemek ve okumak Müslümanlara farzdır. Çünkü farz olan namaz ibadetini yapabilmek için buna ihtiyaç vardır. Her Müslüman namazda okuyacak kadar Kur'ân âyet ve suresini asıl dili ile okumak ve ezberlemek mecburiyetindedir. Başka harflerle yazılmış Arapça âyet ve sûreleri aslına uygun telaffuz etmek mümkün değildir. Okuduğunun mânasını bilmek farz olmamakla beraber faydalıdır. Bunu elde etmek için de namazda okuyacağı ayetlerin mânalarını -meallerden ve tefsirlerden okuyarak- öğrenmesi, asıl dili ile okuduğu sûrelerin neden bahsettiklerini bu şekilde zihninden geçirmesi mümkündür.
Yüzlerce yıldan beri müslümanlar Kur'ân-ı Kerim'in bütününü ezberlemişler, hâfız olmuşlar, hâfızlar başüstünde tutulmuş, hâfızlık cemaat içinde itibar vesilesi olmuş, bütün bunlar İslâmî geleneğin bir parçasını teşkil etmiştir.
Kur'ân-ı Kerim'in hiçbir meali ve tercümesi aslının yerini tutamaz. Bugün bazı akademisyenler "ondört asırdır Kur'ân'ın anlaşılmadığını, onu ilk defa kendilerinin doğru anladıklarını" ileri sürüyorlar. Bu demektir ki, bugüne kadar yapılan mealler ve tefsirler Kur'ân'ın yerini tutmamıştır. Yarın başka iddiacılar çıkacak, ilk defa kendi anlayışlarının doğru olduğunu ifade edecek ve -bugünküler dahil- geçmişteki anlayışların Kur'ân'ın mâna ve maksadına uymadığını iddia edeceklerdir. Şairin deyişiyle:
"Bikr-i fikri kâinatın çâk çâk oldu fakat
Perde-i ısmette kaldı ma'nî-i Kur'ân henüz"
"Kainatta çok şey anlaşıldı, bu mânada kainatın bekâreti kalmadı, ancak Kur'ân -kâmilen anlaşılma yönünden- hâlâ bakire bir kız gibidir."
Sözün özü mealler ve tefsirler, uçsuz bucaksız Kur'ân deryasından bize tankerlerle su taşırlar, fakat bunların hiçbiri denizi taşıyamaz ve hiçbiri Kur'ân'ın yerine konamaz.
Mânasını anlama şartı olmaksızın Kur'ân-ı Kerim'i vahyedildiği dilde okumanın sevabı olduğuna dair hadisler vardır.
Sayın parlementer ve benzerleri şartlanmışlık arızasına tutulmamışlar ise yazdıklarımızdan şunu anlamış olmalıdırlar: Arapça din ilimleri için vazgeçilmez bir âlet/araç dildir. Kur'ân-ı Kerim'i yüzünden ve ezbere asıl dili ile okumanın din ile -bu demektir ki din eğitimi ve öğretimi ile- yakından ilgisi vardır. İmam-hatip lisesine gidecek olan zorunlu eğitim mezunlarının daha önce Arapça ve Kur'ân dersleri almış olmalarının, bu liselerde alacakları eğitim ve öğretime önemli/vazgeçilemez katkısı vardır. Kur'ân-ı Kerim'i yüzünden okumayı öğrenmenin ve zaman zaman okumanın dinî duygu, şuur ve tatmin bakımlarından yeri doldurulamaz müsbet etkileri vardır. Bunlara ek olarak bir de "insanların bilmedikleri konularda konuşmamaları gerekir" diye bir edep kuralı vardır.
İlgililere, milyonlarca Müslümanın ısrarlı taleplerini bir defa daha duyuralım: a) Zorunlu eğitim 8 yıl olsun (imkânımız varsa daha fazla da olabilir); b) 5+3 şeklinde iki kademeli olsun; ikinci kademesinde, ortak dersler yanında farklı ve seçmeli derslerle yönlendirme yapılsın; c) 8 yılın aynı mekânda geçmesi şart koşulmasın, meslek liselerinin bünyesinde açılacak ikinci kademelere imkân tanınsın; d) Böylece İmam-hatiplerin ve diğer meslek liselerinin orta kısımları -zorunlu eğitimin ikinci kademesi adıyla- yaşatılsın veya hayata geçirilsin. Bu millet bu taleplere kulak verenleri de karşı çıkanları da unutmayacaktır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler