www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İRTİCÂ TEHLİKESİ
Dolaylı açıklamalardan ve idarî tasarruflardan anlaşıldığına göre 28 Şubat'tan bu yana irticâ kelimesi şu mânalarda kullanılmaktadır:
1. Laik-demokratik Cumhuriyet rejimini şeriat rejimi ile değiştirmek maksadıyla konuşmak, yazmak, örgütlenmek, eğitim yapmak ve değişimi sağlayacak eylemlere kalkışmak.
2. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların, öğretim kurumlarında okuyanların dinî inanca dayalı kılık kıyafet edinmeleri, ibadet yapmaları... Sivil halkın din eğitim ve öğretimi, medya, dinî hizmetlere de destek vermek amacıyla ticarî ve iktisadî faaliyetler ile meşgul olmaları, ibadet amaçlı toplantılar tertip etmeleri ve örgütlenmeleri.
3. Bazı kurumlarda ise burada çalışanların namaz kılmaları, oruç tutmaları, içki içmemeleri, kadınlarla öpüşüp ellerini sıkmamaları ve onlarla dans etmemeleri; bu şahısların eşlerinin de benzeri davranışlara ek olarak başlarını örtmeleri, balo vb. faaliyetlere katılmamaları, çiftin veya tekinin dinî cemaatlerin faaliyetlerine katılmaları, hatta -faaliyetlerine katılmasalar bile- bu cemaatlere mensup kimselerle dostluk veya akrabalık ilişkilerini devam ettirmeleri...
Laik-demokratik Cumhuriyete bağlı olup bu rejimin kökten veya kısmen değişmesini ölüm-kalım meselesi olarak görenlerin onu korumak üzere çeşitli tedbirler alması tabiîdir. Tabiî olmayan ise mesela demokrasiyi ve bir kısım insan haklarını rafa kaldırarak laikliği korumaya kalkışmaktır. Bu kalkışmada, bir insanı -onu öldürmek isteyenlere karşı- tedbir olarak kafasını koparmak suretiyle korumaya kalkışmak kadar büyük ve önemli bir çelişki vardır. Kâmil demokrasiler de kendini korumak için tedbirler öngörmektedir. Fakat bu tedbirlerin tamamı demokrasi içinde, temel insan hak ve hürriyetlerine zarar vermeden gerçekleştirilmektedir. Özgürlüğün sınırı "eylem ve başkalarının hak ve özgürlüklerini kısıtlama" çizgisidir. Rejim karşıtları, eyleme kalkışmadıkça, başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermedikçe serbesttirler; istediklerini söylerler, yazarlar, eğitirler, örgütlenirler. Burada tartışılan nokta, eylem ve hukuka zarar verme unsurları bulunmasa bile karşıt rejim mensuplarının, demokratik seçimle iktidara gelmelerine ve rejimi değiştirmelerine izin verilip verilmeyeceğidir. Başka bir deyişle demokrasinin -kendisi için- kendini fedayı bile göze alıp almayacağıdır.
Apaçık söz, yazı ve eylem olarak rejimi değiştirme iradesi ortaya konmadan dinî inanca dayalı kılık, kıyafet, ibadet, örgütlenme, eğitim, merasim, âyin, davranış, faaliyet ve ilişkilerin -bu mânada din ve vicdan hürriyetinin- anayasalarda yer almadıkça hangi sebeple olursa olsun kısıtlanması gerçek demokrasilere yabancıdır. Bu çeşit baskı ve kısıtlamaların bulunduğu yerde demokrasiden söz edilemez; olsa olsa demokrasinin istismarından söz edilebilir.
"Tedbir baştan alınmazsa, eyleme kalkışma sınırına kadar beklenirse iş işten geçebilir, bu sebeple zararsız ve masum gibi gözüken, doğrudan rejimi değiştirme iradesi içermeyen oluşum ve davranışlara da izin vermemek gerekir" mantığı demokrasinin ve insan haklarının baş düşmanıdır. Bu mantığın işlediği yerlerde ne demokrasi kalır ne de insan hakları. Çünkü bu "tedbir için baştan"ı belirlemenin hiçbir objektif kıstası yoktur; takdir kanun koyucunun veya idarecinin keyfine bırakılmıştır. Başörtüsünün ve namazın bile irticâ sayılması bu keyfîliğin tipik örneğidir.
Asıl vazifesi vatanın sınırlarını korumak olan orduya bu maksatla silah vereceksiniz; birgün bu silahı, darbe yaparak demokrasiyi yıkmak için kullanmaları ihtimalini (tehlikesini) önemli saymayacaksınız ama devlet dairesinde veya okulda kızların ve kadınların başlarını örtmelerini -bu davranış giderek rejimi değiştirmeye kadar varabilir diye- tehlike sayacak ve engelleyeceksiniz. Bu keyfîlik değil midir? Doğrusu orduya silahı, isteyene de dinî inanç, ibadet, eğitim ve davranış özgürlüğünü vermek ve bunların kötüye kullanılmaması için gerekli tedbirleri almak ve denetimleri yapmak değil midir?
Bilerek ve inanarak söylüyorum ki, bu ülkede Müslümanlardan gelecek "eyleme dayalı rejim değiştirme" tehlikesi yoktur. "Demokratik yoldan kısmî bir değişiklik acaba mümkün müdür?" şeklinde bir düşünceleri veya tereddütleri olanlar da -içte ve dışta (ikisinde birden) şartlar değişmedikçe- bunun mümkün olmadığını anlamışlardır. Eylem veya seçim yoluyla rejimi değiştirmeye yönelik tehlike sinyali veren istihbarata güvenilemez. Böyle istihbarat verileri varsa ya kasıtlıdır yahut da aceleye getirilmiş genellemeler ve abartılar yapılmıştır.
Geriye kalan tehlike (!) çok hukuklu, çok kültürlü vb. şekillerde ileri sürülen "dine veya din dışı inanca, ideolojiye dayalı hayatın, bireysel sınırı aşan alanlara da taşırılması; ülke halkı ve toprağının birlik ve bütünlüğünü bozmadan -olabildiğince çok ve geniş olarak- düşünce, din ve vicdan özgürlüğünden yararlanma imkânının sağlanmasıdır. Bu talebi ve bu talep çerçevesinde ortaya konan fikir, oluşum ve eylemleri demokrasiye aykırı saymak ve tehlike olarak görmek -asıl bu yaklaşım- demokrasiye ve insan haklarına aykırıdır. Dünya bu noktaya gelmiştir, Türkiye de gelecektir. Dileriz bu müsbet değişim barış, uzlaşma ve hoşgörü içinde tez zamanda gerçekleşsin!


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler