www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


REFAH-YOL VE SONRASINDA REFAH
1. Siyaset insanla ve insan için yapılır. Fert ve toplum olarak insan hakkında (onun halihazırdaki durumu hakkında) doğru, gerçekçi bilgiye dayanmayan; tahmin, ihtimal ve temenniler çerçevesinde oluşturulan hedefler ve programlar fire vermeye, eksik gerçekleşmeye mahkûmdur. Siyasî partilerin muhalefette ve iktidarda farklılaşan sloganları, yaklaşım ve davranışları, değerlendirme ve tavırları vardır. Vaat, hedef ve programların muhalefette iken test edilmesi mümkün değildir. Bunun farkında olan partiler muhalefette iken bol keseden atarlar; tek amaçları iktidar partisini yıpratmak ve ilk seçimde onun yerini almaktır. Nasıl olsa iktidara gelince vaatler unutulacak, ayaklar yere basacak, acı gerçekler yaşanmaya başlanacak, unutmayanlara da lisân-ı münasiple "muhalefette iken söylenenlerin o günün ve durumun şartlarında söylendiği, bugün ise şartların değiştiği, sâbık iktidarın devrettiği enkazı temizlemekle meşgul olunduğu, sabretmeleri ve üç vakte kadar bütün vaatlerin gerçekleşeceği..." anlatılacaktır.
Refah Partisi'ni bu genel-geçer tabloya yabancı görmüyorum. Bu partiyi kuranların, adı değiştikçe yenisinde yer alanların ve sonradan onlara katılanların zihinlerinde ve gönüllerinde ne olduğunu, bu bakımdan farklı kesimleri barındırıp barındırmadığını ancak Allah bilir. Dışa vuran, yazılan ve söylenenlere gelince bunları da ikiye ayırmak gerekir. Resmî olmayan, kapalı kapılar ardında cereyan eden konuşmalardan, ima, işaret ve delâletlerden alınan resme göre Refah Partisi "İslâmcı bir partidir"; demokrasiyi kullanarak Müslümanların, İslâm'ı hür bir ortamda tam olarak yaşayabilecekleri bir düzenin peşindedir. Eğer bu resim doğru çekilmiş ise partinin bu iradesini açığa vurması, programına aktarması mümkün değildir; mevcut anayasal düzen, mevzuat ve antidemokratik güçler buna mânidir. Geriye bir yol kalmaktadır; o da açığa vurulan irade ve programı mevzuata uygun kılmak, eğer iktidar nasip olursa adım adım amaca doğru ilerlemek. Bu tasvir bir varsayıma, görünmeyenin resmine göredir. Görünenden hareket ederek bir başka tasvir de şöyle olabilir: Partinin amacı iktidardır, iktidara geldikten sonra da çağdaş demokrasiyi ve ülkenin kalkınması için çağın gerektirdiği ıslahat ve düzenlemeyi gerçekleştirmektir. Partinin İslâmcılığı ve İslâmî bir düzenin peşinde olduğu zan ve iddiası gerçeğe uygun değildir, belli bir kesimin oyunu alabilmek için yaptığı açık veya kapalı propagandadan böyle "gerçeğe uygun olmayan" bir sonuç çıkarılmıştır. Parti yetkilileri kendileri için çizilen bu resmin farkındadırlar, fakat işlerine öyle geldiği için (belki bir kısım mensupları İslâm'ı da böyle anladıkları için) bir kesime "bu resim bizim" demeyi, bir kesime de "bu resmin bizimle bir alâkası yok" demeyi uygun görmüşlerdir. Çekirge böylece bir sıçramış, iki sıçramış sonunda iktidar ağına yakalanmıştır (daha doğrusu burayı tül ile örtülü gelin yatağı sanarak kendini ağuşuna atmıştır). Burada istediği gibi uçamamış, uçmaya teşebbüs ettikçe bir kesimin, uçamadıkça da diğer kesimin baskısına maruz kalmış, alttan üstten aldığı yumruklarla sersemlemiş, sersemledikçe uçmak bir yana yürümeyi de şaşırmıştır. RP otuz yıldan beri elde ettiği imajı ve alternatif pozisyonunu tasdik ettirecek bir performans gösterememiştir, tekzip ettirmeye de muvaffak olamamıştır. Bunu "ne imama yaranabilmiştir, ne de papaza" şeklinde ifade etmek de mümkündür.
2. RP millî görüş, âdil düzen isimlerini verdiği yeni bir sistemden, bu sistemi gerçekleştirecek kısa ve uzun vadeli hedeflerden ve programlardan söz edip durmuş, bu arada kendisinden başka bütün partileri belli bir düzenin ve sistemin çocukları (bu mânada ikiz kardeşler) olarak takdim etmiş, âdil düzenin bambaşka olduğunu, hiçbir yerde denenmediğini, hiçbir partinin programında bulunmadığını iddia etmiştir. Halk bunları dinledikçe, iktidar olduklarında bütün dertlerinin kısa bir müddet içinde (bunu da kendileri söylemişlerdir) deva bulacağını düşünmüş, İslâmî hassasiyeti olanlar imanları gereği, muhtemelen İslâmî hassasiyeti olmayanlar bile, altında ezildikleri dertlerden kurtulma pahasına biraz da İslâm'a katlanmayı (!) göze alarak onlara oy vermişlerdir. RP, önerdiği değişim modelini gerçekleştirme yönünde bazı teşebbüslerde de bulunmuştur. Batı yerine İslâm dünyasına yönelmek, iç ve dış borç yerine öz veya alternatif kaynakları bulmak ve devreye sokmak, rant ekonomisi, rantiye saltanatı yerine üretim ekonomisi ve emeğin saltanatını geçirmek... için yapılan teşebbüsler va alınan tedbirler bunlar arasındadır. Hem iktidarın hataları, hem de başta muhalefet olmak üzere demokratik ve antidemokratik güçlerin amansız mücadelesi ve engellemesi sonunda bütün teşebbüsleri akim kalmış, programını yürütmek bir yana imajını bile koruma imkânını bulamamıştır.
Refahyol iktidarının ardından kitlelerin zihninde oluşan kanaat oldukça karmaşıktır. Bir gruba göre İslâmcı Refah çökertilmiştir, iddialarının ve vaatlerinin bir hayalden ibaret olduğu isbat edilmiştir. Birilerine göre zaten İslâmcı filan olmayan bu partinin keli görünmüş, ne olduğu anlaşılmıştır. Bir gruba göre Refah, en azından mazlum olarak puan kazanmış, gelecekte tek başına iktidar olma şansını elde etmiştir. Bir gruba göre Refah'ın girdiği yolun çıkmazlığı anlaşılmıştır, bundan sonra başka yollar denenmelidir...
3. RP'nin hatasını tesbit ederken işe "bu dönem" öncesinden başlamak gerekir. Bu döneme kadar hiç hatası olmayan bir parti bu dönemde "bu kadar" hata edemez; bir başka deyişle bu dönemdeki hataların daha öncesi ile alâkasını hesaba katmak kaçınılmazdır. Bu maddede Refah'ın başarılarından değil, hatalarından söz ettiğimize göre önce muhalefette iken neler yaptığına bakalım: Refah muhalefette iken Türkiye ve dünyanın şartlarını iyi görüp doğru değerlendirmeli, neyi nasıl, ne zaman yapabileceğini bu değerlendirmeye göre tesbit etmeli ve halka da yalnızca bunları vadetmeliydi; bunu yapamadı veya yapmadı. Kendi hakkında yanlış zanlar ve beklentiler oluşturdu. "Bu nasıl bir iktidar ise" iktidara gelince hesapta olmayan durumlar ve engellemeler ortaya çıktı, bu durum karşısında takınması gereken tavrı takınamadı; alması gereken kararları alamadı ve yapması gerekeni de yapamadı. Bize göre Refah, bazı yanlış adımlar atmasa, önceliklerde hata etmese bile dört koldan engellenecekti. Ancak onun yanlış adımları, gereksiz ve yersiz beyanları, hatalı öncelikleri engellemeyi kolaylaştırdı ve engelci sayısını arttırdı.
4. RP deneyiminin bir siyasal İslâm deneyimi olduğu kanaatini şahsen taşımıyorum. Refah kendi haline bırakılsaydı kuvvetle muhtemeldir ki, II. Cumhuriyetçilerinkine yakın bir liberal-demokratik düzen gerçekleştirecek, yahut bunun için çalışacaktı. Refah iktidarını siyasal İslâm denemesi olarak değerlendirenlere göre, demokrasiden yararlanarak siyasal İslâm'ı başarıya ulaştırmanın mümkün olmadığı Cezayir'den sonra Refah deneyimi ile de sabit olmuştur.
5. Milli Nizam'dan bu yana RP'de hiçbir yeniden yapılanma yaşanmadı. Bu parti kapatılsa ve yenisi kurulsa bile -kanunî yasaklıların partide resmen yer almamaları dışında- bir yeniden yapılanmanın gerçekleşeceği konusunda ciddi şüphe taşıyorum.
Parti kendini doğru/gerçekçi bir değerlendirmeye tâbi tutmalı, buna göre hedefini ve programını belirlemeli, bu gerçeklik, hedef ve programa uygun bir de yapı oluşturmalıdır. Hayalî varoluşa göre değil, gerçekliğe göre oluşturulacak yapı demokratik olmalı, hiçbir kimsenin subjektif değerlendirmelere ve karizmaya dayalı imtiyazı bulunmamalıdır.
6. RP sayesinde Türk siyaseti kendini -gerçek veya hayalî bir alternatife göre- ayarlıyor, tek tipli, tek sesli kısırlık ve ifratlar yerine, -zaruri taviz kabilinden de olsa- ortaya konulan düşünce, söylem ve eylemler ile dengeler oluşuyordu. Komünizm ile kapitalizmin çatışması ortaya sosyalizmi ve karma sistemleri çıkarmıştı. Türkiye'de Refah ve diğerlerinin iktidar mücadelesi de farklı model ve uygulamalara kaynak olabilirdi. RP ve benzeri partiler ortadan kaldırılırsa demokrasi adına bir cinayet işlenmiş olur. Halkın önemli bir kesimi siyasî alanda temsil edilmeme hissine ve düşüncesine kapılır. Haklarından mahrum yaşayan Müslümanlar, demokratik yoldan bir takım haklar elde etme ümitlerini kaybederler, bu ümit yitirmenin olumsuz sonuçları yaşanmaya başlanır.

Not: Bu yazı, parti kapatılmadan önce gazetede neşredilecek bir dizi için yazılmıştı, sonra dizinin neşrinden vazgeçildi.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler