www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


II
Sorular, cevaplar

SELAM: SAHÂBÎLER-AİLE REİSLİĞİ
1. "Size selam verildiğinde ondan daha güzeli ile karşılık verin, yahut aynısıyla karşılayın" mealindeki âyete dayanarak selamın hükmünü açıklayan fıkıhçıların hemen tamamına göre selam vermek Sünnet, almak kifaî olarak farzdır; yani bir topluluğa selam verildiğinde selamı tamamının alması (selama karşılık vermesi) Sünnet olmakla beraber en az birinin cevap vermesi farzdır. Selam tek kişiye verilmiş ise o, selama cevap verecektir. Âyet "ya daha güzeli yahut aynısı" diyerek mü'minleri seçim yapmakta serbest bıraktığı için verilen selama, daha fazla ve daha güzel ifadelerle cevap vermek farz değildir. Aynısı ile mukabele edildiğinde de selam alınmış, farz yerine getirilmiş olur. Ancak daha fazlası ve güzeli ile selam almak, aynısı ile mukabele etmekten efdaldır, üstündür, daha iyidir (Âlûsî, Rûhu'l-Me'ânî, mezkür âyetin tefsiri, V/99).
2. Seyyid Kutup ve Mevdûdî iki İslâm aydını, mücahidi ve mürşididir. Her insan (alim) gibi onların da hataları ve isabetleri olabilir. Ancak kendilerine hürmet beslemek ve güvenmek esastır. Aksini gerektirecek bir davranışları, vasıfları ve halleri yoktur. İyi niyete dayalı ilmî hataları (varsa) kendilerini İslâm, hatta ehl-i Sünnet dışına çıkaracak hatalar değildir. Tefsirleri ve diğer eserleri faydalıdır. İctihad hataları alime günah değil, sevap kazandırır.
3. "Sahabenin en aşağı derecede olanı, daha sonraki neslin en üstün kişisinden daha üstündür" hükmü, onların sahabî olmaları ile ilgilidir; yani bu bakımdan hiçbir kimse onlara denk olamaz mânasına gelir. Mesela tabiûnun büyüklerinden Hasenu'l-Basrî hazretleri, onca ilmine ve fazlına rağmen 'sahabî derecesindedir' denemez; çünkü sahabî derecesinde olabilmek için imanlı olarak Efendimizi (s.a.) görmek ve bu iman ile de ölmek gerekir. Ancak bu kaide ve hüküm, her bir sahabînin, daha sonraki nesillerde yetişen her alimden -ilim, hatta ahlâk bakımından- daha üstün olmasını gerektirmez. Elbette dört mezheb imamı ve diğer müctehidler, bedevî bir sahabîden daha âlimdirler ve bu cihetten -ilim bakımından- ondan üstündürler.
İlk üç neslin ilkinden sonuncusuna doğru derecelendirilmiş olması, her bir nesilde müctehid yetişmesine mani değildir ve mani olmamıştır. Her nesilde pek çok müctehid yetişmiştir.
3. Kıyamet yaklaştıkça insanların bozulacağı ve kıyametin, kötü insanların başına kopacağı konusunda sahih hadisler vardır. Dinin garip başladığı ve -kıyamete doğru veya zaman zaman- tekrar garipleşeceği sahih hadiste ifade edilmiştir. Ancak bu gerçek haberlerin yanında başka gerçekler de vardır: a) Kıyametin ne zaman kopacağı bilinmediği için kıyametin yaklaştığını bilmek de mümkün değildir. Bu sebeple "kıyamet yaklaştığında..." diye başlayan hadisleri kesin olarak "bunların zamanı gelmiştir, şu veya bu zamandır" şeklinde belirlemek kıyametin bilinmezliği inancına aykırı düşer. b) "Kıyamet kopuncaya kadar ümmetimden bir grup hakkı temsil ve tatbik edecektir..." (Buhârî, İ'tisâm, 10; Müslim, İman, 247) mealindeki sahih hadis, son saate kadar Allah'ın iyi ve âlim kullarının bulunacağını göstermektedir. Hakkı temsil ve tatbik ictihadsız olamaz; çünkü her an yeni meseleler çıkar ve bunların ictihadla hükme bağlanması gerekir. Fiil, tasarruf ve nesnenin dinî hükmü bilinmedikçe Allah rızasına uygun amel mümkün değildir, bu amel mümkün olmadıkça da "hakkı temsil ve tatbikten" söz edilemez. Şu halde kıyamete kadar müctehidler de bulunacaktır. Nitekim bazı mukallid fıkıhçıların iddialarının aksine her asırda müctehidlerin bulunduğu ve ictihad kapısının fiilen hiç kapanmadığı isbat edilmiştir (Benim İslâm Hukukunda İctihad isimli tezime bakınız). Bazı muhafazakâr geçinen Müslümanlar durmadan dünya için çalışıp servet edinirken, "kıyamet yaklaştı, alametleri belirdi, artık servet edinmenin zamanı değildir, tevbe ve ibadete yönelmek gerekir" diyecek yerde hiç ölmeyecekmiş ve kıyamet yaklaşmamış gibi dünya için çalışırken sıra din için çalışmaya ve birinci derecede âlim olmak için gayret etmeye gelince kıyamet bahanesine yapışıyor, ilim erbabını pasifliğe itiyor, şevklerini kırıyorlar. Bu da garip, çelişkili ve tutarsız bir davranıştır.
4. Nisa sûresinin 34. ayetinde erkeklerin kadınlara hâkim (ailede reis) olmaları iki sebebe bağlanmıştır: a) Allah'ın erkeklere ve kadınlara verdiği farklı kabiliyetler, özellikler; b) Erkeklerin aile geçimini sağlamaları. Bu iki özellik veya birisi bulundukça erkekler aile reisi olurlar. Bir erkek bu iki özelliği de kaybetmiş olursa zaten fiilen aile reisliğini de kaybeder. Bu ve benzeri konularda aydınlanmak için İslâm'da Kadın ve Aile isimli kitabımı tavsiye ederim.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler