www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Politikacıya Mübah mı?
Politikacı ülke yönetimine talip olan, seçim sonucuna göre ya iktidarda yahut da muhalefette yönetime katılan insandır. En azından teorik olarak toplumun bilgi ve ahlak bakımlarından seçkin kesimine mensuptur. "Nasıl olursanız öyle yönetilirsiniz" hikmetini ölçü aldığımızda toplumun aynasıdır; milletimizin hayatında yaşayan değerlere göre -bazı aşınmalar olsa da- ahlâkî fazilette örnek olmalıdır.
Ancak bu teorik gerçeklere ve gerekliliklere rağmen dönüp politikacılarımıza, hem de bu kesimin en üst basamağa tırmanarak Büyük Millet Meclisi'ne girmiş olanlarına baktığımızda -istisnalar kaideleri bozmaz, her koyun kendi bacağından asılır- görülen manzara şudur: Meclis içinde adi suç işleyenleri, dolandırıcılık yapanları, bölücülüğe soyunanları, tecrübesiz Anadolu kızlarını kandırarak ırzlarına geçenleri, tecrübeli fahişelerle zina edenleri, kumar oynayanları, su içer gibi yalan söyleyenleri, yakası açılmadık küfürler ile birbirlerine hakaret edenleri, yağcıları, dalkavukları, menfaat karşılığında iş takibi yapanları, devletin güç ve imkanlarından haksız olarak yararlananları, yakınlarına meşrû olmayan menfaatler sağlayanları, bugün övdüğüne yarın sövenleri, bir gün kardeş dediğini ertesi gün dövenleri, öldürücü silahlarla meclis arkadaşına hücum edip yaralayan ve öldürenleri, parti disiplini adına aka kara, karaya ak diyenleri, vicdani kanaatlerine ters düşen istikamette oy kullananları... devamlı veya bir müddet için barındırmaktadır.
Evet yukarıda sıraladığımız ve muhtemelen bir kısmını da unuttuğumuz rezilet ve ahlaksızlık örneklerini sergileyen insanlar, milletvekili sıfatıyle meclise girebilmekte ve burada bir müddet veya dönem sonuna kadar kalıp milleti temsil edebilmektedirler. Bu vakıa bir yandan, aynı meclis çatısı altında bulunan faziletli insanların -şartları ve araçları eşit olmadığı için- seslerini duyuramamalarına, yönetimde belirleyici olamamalarına sebep olurken diğer yandan milletin faziletli evlatlarının gözlerini yıldırmakta, bu şerefli hizmete talip olma şevklerini kırmaktadır.
Yukarıdaki tesbitler doğru ise sormak gerekiyor: Biz farkında olmadan uzun bir uykuya daldık, Ashâb-ı Kehf (yedi uyuyanlar) gibi yıllar geçtikten sonra uyandık, toplumun maruz kaldığı çürümeyi, bozulmayı farketmedik, bilemedik de bunun için mi olup biteni yadırgıyoruz yoksa toplum yine bizim bildiğimiz toplum, fazilet yine değerli ve ölçü olduğu halde toplumuna yabancılaşmış, çürümüş ve bozulmuş bir kısım insanlar halkın gözünü boyayarak Büyük Meclise girme imkanı mı bulmuşlar? İkinci şık doğru ise -ki biz bunun böyle olduğuna inanıyoruz- "layık olmadıkları halde orada bulunan kimselerin bunca yapıp ettikleri mübah mı?" sorusu yersiz olmaktadır; çünkü böyleleri için kendilerince faydalı olmak şartıyle mübah olmayan davranış bulunamaz.
Sayıları az olmayan fazilet örneği milletvekillerimize şöyle seslenmek istiyoruz: Ya meclise girdikten sonra fazilet erbabı ile işbirliği yapın yahut da meclise girmeden önce kirlenmişlerin arasında politikaya soyunmayın!


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler