www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Sünni-Alevi İhtilafı
Çocukluğumu ve ilk gençliğimi Çorum'da yaşadım. Arkadaşlarımın birçoğu, ortak kültürümüzün alevi rengine mensup aile çocukları idi. Yaramazlıkları da beraber yapardık, teravihe de beraber gider, çocukluk idraki içinde eğlenceli bir ibadet olan bu namazı birlikte kılardık. Dinî bayramlar hepimizin bayramı idi, büyüklerimiz sünnisi, alevisi bayram namazını birlikte kılar, ayrım gözetmeden bayramlaşırlardı. Büyüklerimizin şuurlarının derinliklerinde bir ayrım belki vardı, daha çok kız alıp vermede bu ayrımın su üstüne çıktığı da olurdu, ama yine de dile getirilen başka bahaneler olurdu. Onsekiz yaşımda okumak için memleketimden ayrıldığımda halkımızın sosyo-kültürel havası bu idi.
27 Kasım darbesinden önce bazı yazarlar arasında, sünnilik-alevilik konusu etrafında tartışmalar olmuş, bunlar gazete ve dergilerde neşredilmişti, ancak bu tartışmaların halk tabanına bir ihtilaf, hele de bir tefrika kıvılcımı olarak düşmesi vaki olmamıştı. Darbeden sonra bazı üniversite hocaları ve gazeteciler, Diyanet İşleri Bakanlığı'nda aleviliğin de bir şekilde temsil edilmesi talebini dile getirdiler ve bu talep zaman zaman tekrarlandı. Ancak bunun da tabandan geldiğine dair bir alamet mevcut değildir.
Ülkemizde sünni-alevi ihtilafı, sağ-sol çatışmasıyla birlikte ve onun içinde geliştirildi: Solcular, alevi kardeşlerimizi kendi saflarına çekerek sağcılara karşı kullanmak istediler. Derken Çorum ve Maraş olaylarına kadar gelindi. Şimdi yeni dünya düzeni diye bir oyunun içine girdik, Sovyet Rusya'nın dağılması solculuğa önemli bir darbe vurdu, dağılan solcuların bir kısmı radikal kemalizmin içinde yer aldılar, laiklik, demokrasi, insan hakları gibi yükselen değerleri kullanarak, bunlara karşı gibi gösterdikleri bir kısım sünni müslümanları mücadele hedefi olarak seçtiler, sünniliği "İslam'ın Arap yorumu", aleviliği ise "İslâmın Türk yorumu" olarak ayırmaya, insanımızı parçalayıp birbirine düşürmeye teşebbüs ettiler. Her iki zümre arasında eksik olmayan cahil, heyecanlı, mutaassıp tipleri tahrik ederek çatışmalara sebep oldular.
Biz alevisi, sünnisi, türkü, kürdü, çerkezi, lazı... ile bu ülkenin müslüman milletiyiz, asırlardır kardeşlik şuuru içinde yaşadık ve hem nimeti, hem külfeti paylaştık. Birlik ve beraberliğe, dayanışmaya ve paylaşmaya en muhtaç bulunduğumuz bu günlerde oyuna gelip parçalanacak mıyız, birbirimize düşüp düşmanı güldürecek miyiz? Neyi paylaşamıyoruz? Niçin azami müşterekimizi (yüzlerce ortak değerlerimizi) gözardı ediyor da aslında dinin özü ile alakası bulunmayan farklı noktalarımızı kaşıyor, büyütüyor ve -tarihin küflü sayfalarında bırakacak yerde- yeniden tartışma gündemine çekiyoruz? Türkiye'de yaşayan her vatandaş sünni alevi olsa ülkemizin dertleri, meseleleri çareye ve çözüme kavuşacak mı?
Ben çocukluk ve ilk gençliğimi aynı dinin mensupları, bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak birlikte yaşadığım alevi kardeşlerimle paylaştığımız duyguların hasretini çekiyorum. Köprünün altından akan sular bu duyguları alıp götüremez. Yeter ki, liderler, alimler, arifler, aydınlar, eğitimciler akıllarını başlarına dersin, küçük hesaplar peşinde büyük değerleri heba etme gafletinden vazgeçsin ve oyuna gelmesinler.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler