www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Zengin ve Yoksul
Bir Ramazan bayramını daha geride bırakıyoruz. Bu bayramın İslâm dilindeki adı "fıtır bayramı"dır. Fıtır, dilimizde sıkça kullandığımız ve orucu açmak mânâsına gelen iftar kelimesinin de köküdür. Müslümanlar Ramazan ayına ulaşıp oruç ibadetini ifaya muvaffak olunca sevinçlerinden bayram ediyorlar, fakat müslümanın her şeyi Allah'a kulluk çerçevesi içinde cereyan ettiği için şenlik, ziyaret, ziyafet gibi faaliyetler yanında iki de özel ibadet yapıyorlar: Bayram namazı ve fıtır sadakası.
Bizde "fitre" diye bilinen fıtır sadakası bayramın bir parçası kılınmış, onsuz bayram eksik görülmüştür. İlk bakışta namaz ve sadaka ile bayramın ilişkisi insana garip gelebilir. Ancak modernitenin etki alanına girmemiş İslâm insanı için bu ilişkiyi anlamakta bir müşkil söz konusu olamaz. Neşe ve şenlik insanın hakkı, ruh ve beden sağlığı için gerekli olmakla beraber bu hal, kulu Allah'tan uzaklaştırmamalı, huzur ve şuuru bulandırmamalıdır. Vücut, hayat ve servet Allah'ındır, Yüce sahip ve Yaratıcı tarafından kullara emanet edilmiş, tasarrufu için de kaideler ve sınırlar konulmuştur. Allah'ın kullarından bir kısmı keder, ıstırap ve yokluk içinde iken diğerlerinin sevinç, şenlik, rahat ve servet içinde olmaları ilahi adalete ve rızaya aykırıdır. Zenginler ya yoksulların temel ihtiyaçlarını sağlayacak ve onlarla beraber bayram sevincini yaşayacaklardır yahut da -yoksullar ihtiyaç içinde kalmış iseler- zenginlerin bayramları eksik olacaktır; refah, şenlik ve sevinç hakları olmayacaktır.
Zekat, kurban, fıtır sadakası, nafaka vb. yardımlar ve vergilerin amacı, toplum içinde temel ihtiyaçlarını (yeterli mesken, yiyecek, içecek, giyecek, zorunlu öğrenim, ulaşım, tedavi... giderlerini) karşılayamayan hiçbir ferdin kalmamasıdır. Toplum içinde böyle biri kaldığı müddetçe zenginlerin yükümlülüğü kırkta bir zekatla, yüzbin liralık fıtır sadakası ile yılda bir iki kilo et ile yerine gelmiş, ifa edilmiş olmaz, toplum sorumluluktan kurtulmuş sayılmaz. Yoksulluk yüzünden beslenemeyen, barınamıyan, tedavi göremiyen, okuyamıyan, kötü yola düşen, emeği sömürülen, köle gibi kullanılan... insanlar bulunduğu müddetçe toplum ve özellikle ihtiyacından fazla malı mülkü olanlar vebaldedir, günahtadır. Bu günahı nafile haclar ve umreler de, namazlar ve tesbihler de, lüks veya ikinci derecede ihtiyaçlara cevap veren hizmetler de ortadan kaldıramaz. (Dilerim bu yazı, davetli olarak katıldığım umre ziyaretime isabet eden vebale keffaret olur!)
Şuurlu, sorumluluk duygusuna sahip zenginlerden ve hayır için yola çıkmış heyet, örgüt ve kurumlardan acilen şu hizmeti bekliyorum: Ayrı ayrı veya -daha iyisi- bir çatı altında birleşerek bütün ülke yoksullarının ihtiyaçlarına cevap verecek bir sivil kurum oluşturmak, bu kurum aracılığı ile ülkede "temel ihtiyaçlarını temin edememiş bir fert bırakmayıncaya kadar" yardımlaşmayı sağlamak. Bu çağrıyı birkaç yıldan beridir Ensar Vakfımıza yapıyorum, birkaç gün önce de MÜSİAD'ın İzmir şubesinin iftarında yaptım. Bunlar ve benzeri kurumların hayırda ve bu hizmete öncülükte yarışmalarını diliyorum. Bu yapılmadığı müddetçe, başımıza gelen bir kısım belaları da yoksulların ahından, zenginlerin günahından bilmemiz gerekiyor.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler