www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Dünyadan Nasibimiz
Dünyada ilerleme ve kalkınma modası hakim olunca müslümanlar da kutsal metinleri bu gözle okumaya, satırlardan veya satır aralarından dünya insanını memnun edecek mânâlar çıkarmaya yöneldiler, "Din terakkiye mani değildir" cümlesi vecizeler arasına girdi, şiirlerde mısralaştı, "Yarın ölecekmiş gibi ahiret için, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış" sözü hadis diye piyasaya sürüldü, bektaşileşen müslümanlar bu sözün de yarısını unutarak diğer yarısı (hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış kısmı) ile amel ettiler, ancak bunu da -taklit ettikleri toplumlar ölçü ve keyfiyetinde- beceremediler.
Bu arada "dünya için çalışma, dünyadan olabildiğince nasiplenme" ilkesini teyit için bir de ayete başvuruldu; ayet mealen şöyle diyordu: "Allah'ın sana verdikleri içinde ahiret yurdunu iste ve dünyadan nasibini unutma, Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun, yeryüzünde kötülük isteme, şüphesiz Allah kötülük peşinde koşanları sevmez." (Kasas: 28/77) Bu ayeti ilerlemeci felsefe aklıyle okuyanlar "dünyadan nasibini unutma" cümlesine "dünyadan zevk al, istifade et, servet sahibi ol, olabildiğince nasiplen..." mânâsını verdiler. Halbuki ayetin konusu, muhatabı (dünyaya tapan Karun'dur), evveli ve sonu göz önüne alındığında böyle bir mânâ çıkarmak mümkün değildir. Allah Teala'nın, dünyaya mağrur olup kendisini unutan birisine "dünyadan nasiplenmeyi unutma" demesi abestir; çünkü adam zaten yalnızca dünyadan nasiplenmektedir ve ahiret onun hesabında yoktur. İlahi murat -Allahu a'lem- şudur: Dünyaya dalıp ahireti, ebedî hayatı unutma, Allah'ın sana dünyada verdiklerinden istifade ederek, bunları yollu yolunca kullanarak ebedî saadeti elde etmeye bak, dünyadan nasibini, yani burada yaşama ve yararlanma müddetinin, ömrünün kısalığını, geçiciliğini unutma...
Başta Büyük Örnek (s.a.)'in hayatı olmak üzere birçok ayet ve hadis müslümanlara zühd yolunu göstermektedir. Zühdün mânâsı ise dünyadan asgari ölçüde nasiplenmek, bütün insanları ebedî saadeti elde etmek için kullanmak ve buna yönelmektir. İslâmda makbul olan terakki (ilerleme, gelişme) insanın fert ve cemiyet olarak ahlak ve fazilette ilerlemesi, toplumun fazilet toplumu haline gelmesi, kâmil insan sayısının çoğalması, toplumda örnek alınan kişilerin "kâmil insanlar" olmasıdır. Helal ve faydalı olmak şartiyle mesken, yiyecek, giyecek, binek gibi dünya nimetlerinin en iyi, en güzel olanlarından faydalanmak haram kılınmamış ise de teşvik de edilmemiştir.
İslâm ahlakından nasiplenmiş kimseler, çevrelerinde aç ve açık, ihtiyaç sahibi kimseler bulunduğu müddetçe refah içinde yaşamaktan -hiç olmazsa- rahatsız olmalıdırlar. Bilimde, teknolojide, ekonomide, askerlikte, hasılı bir toplumu güçlü ve hakim kılan unsurlarda ileride ve üstün olmak İslâmın amacı değildir, yüce amaçlar (dünyada adalet ve din hürriyetinin hakim olması) için araçtır ve bu yüce amaçlar ne kadarını gerektiriyorsa o kadarı edinilir, fazlası israf sınırına girer ve matlup olmaktan çıkar.
İslâm insanı, maddesiyle, mânâsıyle, ismiyle, resmiyle, kılık kıyafetiyle, ahlakıyle, dünyadan nasiplenme şekliyle... diğer sistemlerin insanlarından farklıdır, farklı olmak durumundadır. Bu fark ne kadar azalırsa kişinin müslümanlığı da o kadar eksilmiş demektir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Ramazan Özel
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler