www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Cuma Namazı ve Laikçiler
Öğle tatilinin, cuma günlerinde kamu görevlilerinin cuma namazını kılmalarına imkan verecek şekilde ayarlanması ile ilgili kanun teklifi, "takke düştü kel göründü" misali birçok gerçeği/ayıbı ayan beyan ortaya koydu. TV'de seyrettiğim bir tartışmalı toplantı, konu etrafında söylenenlerin tamamını ihtiva ediyordu. Teklifin lehinde konuşanlara göre kanun bir yenilik getirmiyor, fiili duruma hukukî zemin hazırlıyordu, bunu idari tasarrufla da gerçekleştirmek mümkündü, hükümet buna yaklaşmadığı için teklif verilmek mecburiyeti hissedilmişti. Karşı görüşü savunanlara göre bu teklif laikliğe ve T.C. ilkelerine aykırı idi. Laikliğe karşı olanlar 1950'li yıllardan beri ilkeleri parça parça ihlal ediyor, ortadan kaldırmayı hedefliyorlardı. İsteyenler zaten cumayı kılıyorlardı, kimse bundan engellenmiyordu ve şimdiye kadar cuma kılamadığından şikayet eden bir memur da olmamıştı... Halbuki:
a) Cumayı kılmak isteyen kamu görevlilerinden ancak bir kısmının sıkıntı ve huzursuzluk içinde, ezile büzüle edaya çalıştıkları bu önemli ibadeti, gönül huzuru ile ifa etme imkanı getiren bir kanun veya idari tasarruf önemli bir yeniliktir, fiili duruma nisbetle müsbet mânâda çok farklı bir hukukî zemindir.
b) Kendilerini çağdaş, ileri, aydın olarak niteleyenlerin, yetmiş yıl önce konmuş ilkeler üzerinde gösterdikleri hassasiyet karşısında hayrete düşmemek mümkün değildir. Zamanımızda demokrasi ve insan hakları ilkelerini benimsemiş bulunan toplumların ilk adımda yaptıkları şey, bu ilkelere aykırı bulunan tabuları ve modası geçmiş uygulamaları ortadan kaldırmaktır. 1950'den bu yana yaşanan değişiklikler, çağdaş devlet ve toplumun ilkelerini değil, bunlara aykırı bulunan tabuları yıkmaktır. Ülkemizde, son yıllarda İkinci Cumhuriyeti savunan aydınlar da bunu istemektedirler.
c) Teklife karşı olanlar, laiklik karşıtlarının cür'etli(!) isteklerini sıralarken Kitab üzerine yemini, Ayasofya'nın ibadete açılmasını, meclisin dua ile açılmasını... zikrettiler. Bu efendilere gözlerini açıp bir dünyaya bakmalarını, demokrasi ile yönetilen, hatta bu sistemin beşiği sayılan ülkelerde buna benzer uygulamaların çok tabii görülerek yapıldığını hatırlatmakla yetinelim.
d) T.C. Anayasasının 24. maddesi, "ibadet, dinî ayin ve törenler serbesttir" diyor ve bunu 14. maddeye aykırı olmamak kaydına bağlıyor. 14. maddenin sınırladığı davranış ise din ve mezheb ayrımı yaratmak ve dine dayalı devlet kurmaktır. Cuma namazı kılan ne din ve mezheb ayrımı yapıyor, ne de dine dayalı devlet kuruyor. Yapılan yalnızca bir ibadettir. Laik anayasa bu hürriyeti verdiğine göre vatandaş hak ve hürriyetini kullanmak istediğinde bir engel ile karşılaşmamalıdır; aksi halde sağ el ile verilen sol el ile geri alınmış, eli kolu bağlı adama yürüme hürriyeti verilmiş olur. Kamu görevlisi de cumayı kılmak istediğinde öğle tatili buna göre ayarlanmazsa açıkça ibadetten engellenmiş bulunur ve asıl laikliğe, din ve vicdan hürriyetine, dolayısıyle anayasaya aykırı olan bu dolaylı engellemedir.
e) Eski bir bakanın, "Bu kanun çıkarsa kamu görevlileri cuma namazı kılmaya mecbur edilmiş olur" ifadesini anlamakta güçlük çekiyorum. Demek ki insaftan ayrılan, mantıktan da ayrılmış oluyor.
f) "Hiçbir memurun cuma kılamadığı için şikayetçi olduğunu duymadık" sözü bir intak-ı Hak'tır (normal hallerde söylemediğini Hak söyletiyor). Doğru, duymadınız; çünkü yıllardan beri yaptıklarınızı halka sormak, halkın ne dediğine kulak vermek gibi bir medeni ve demokratik adetiniz yoktur. Merak ediyorsanız gidiniz, halkın içinde yaşayan, gönülleri ve kulakları sağır olmayan halk adamlarına sorunuz; onlar size neler anlatacaklardır, neler! Bilmek isteyenlere ben bir tanesini söyleyeyim: Namazı, orucu, cuması engellenen binlerce müslüman, engelleyene şikayetin fayda vermediğini bildiğinden onları Allah'a havale ediyor, O'nun haklarından gelmesini diliyorlar. Kimbilir belki de son yıllarda yaşadıklarımız, bu tazallümlerin (Allah'a sızlanmaların) ve niyazların sonuçlarıdır.
g) Batı, hıristiyanlar için bütün pazar gününü, yahudiler için de cumartesi gününü tatil etmiştir. Cuma günü bir saati (yarım da olur) müslümanlar için tatil etmeyenlerin çağdaşlığı, Batı'ya nisbetle kırksekizde bir oranında bile değildir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler