www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Türbanı Her Yere Sokmak
Çok satan bir gazetenin baş yazarı, Gümüşhane'de meydana gelen üzücü olayın tahlil, tenkit ve değerlendirmesine tahsis ettiği bir yazısında, Sivas'ta türban taktıkları için konuşma ve diploma hakları ellerinden alınmak istenen kızlarımızı ve bunları destekleyenleri kastederek "türbanı her yere sokmak isteyenler" ifadesini kullanıyor ve "bu isteme ve davranışı" yersiz, uygunsuz ve tahrik edici bulduğunu ima ediyor. Bu başyazar gazetecinin anlayışına göre türbanın da bir yeri veya yerleri vardır; bu yerlerin dışında onu takmamak gerekir.
Türbanı giymenin gerekli olduğu yerler bulunduğu konusunda kendisine katılmak mümkündür, ancak ihtilaf noktası bunu belirleme selahiyeti ile ilgilidir. Bu yazara ve aynı zihniyeti paylaşan diğerlerine göre türbanın giyilmesi ve giyilmemesi gereken yerleri belirleme selahiyeti laik devlete aittir. Devletin ilgili kurum ve kuruluşları, kanunlar, tüzükler, yönetmelikler, yönergeler ve daha bilmem nelerle kadınların nerelerde başlarını kapatabileceklerini ve nerede açmaları gerektiğini amir hükümler halinde ortaya koyarlar. Bundan sonra vatandaşlara düşen, bu bağlayıcı emirlere uymaktır; inandığı ve talimatına uyarak yaşamak istediği dinin emri ile laik devletin emri çatıştığında, inancının gereğini bir tarafa bırakarak buna aykırı olan devletin talimatını uygulamaktır. Devlet mevzuatını hazırlarken kendisine vücut veren halkın ve bunların içindeki inanç guruplarının dinî ihtiyaç ve duygularını hesaba katarak buna göre düzenlemeler yapamaz, yaparsa "devleti dine uydurma ve dayandırma" suçunu işlemiş, anayasanın laiklik ilkesini çiğnemiş olur.
Eğer bu zihniyet, bu devlet ve düzen anlayışı bizim aydınlarımızda ve yöneticilerimizde devam edecekse toplumumuz gerçekten bir çıkmaz içinde demektir; çünkü hiçbir inanç gurubu, inancına aykırı bir davranışa zorlanmaktan memnun kalamaz, zorlayana iyi duygular besleyemez, onunla bütünleşip kaynaşamaz. Bunun aksini düşünmek eşyanın tabiatına aykırıdır. İnancına baskı yapıldığı, Rabbi ile devleti arasında tercih mecburiyetinde bırakıldığı duygu ve dşüncesini taşıyan insanlar ya Rablerinden yahut da devletlerinden uzaklaşmak mecburiyetinde kalırlar ve bu daha ziyade ikincisi aleyhine işler. Din ve vicdan hürriyetine baskının tarihte ve günümüzde doğurduğu sonuçlar ortadadır; bu bir zulümdür ve zulüm ile devlet payidar olamaz.
Çözüm ya laiklik ilkesinin yerini "din ve vicdan hürriyeti" ilkesiyle değiştirmektir yahut da sağlıklı, tutarlı, demokratik bir laiklik anlayışına gelmektir. Bu anlayışı benimsemiş bulunan ülkeler hem anayasalarını, hem de diğer yasalarını hazırlarken halklarının inançlarını ve dinî ihtiyaçlarını göz ardı etmemişler, tam aksine evlenme, boşanma, neseb gibi birçok konuda düzenlemelerini, dinî inanç ve ihtiyaçları göz önüne alarak yapmışlar ve bunu da "laikliğe aykırı, devleti dine dayandırma" olarak telakki etmemişlerdir.
Kadınların başlarını nerede, hangi durumlarda açıp örteceklerini belirleme selahiyeti değil laik devletlerde, şeriat devletlerinde bile yoktur. İnananlara göre bunu tayin edecek olan Allah'tır, O'nun peygamberleri vasıtasiyle insanlara gönderdiği dindir. Laik devleti, dinin hak veya batıl olması da ilgilendirmez, ona göre ilahi olsun, beşeri olsun din ve inanç kutsaldır, saygıya layıktır, din ve vicdan hürriyeti ilkesinden istifade hakkı vardır. Bu sebeple laik devlet, mesela İslâm'da başörtüsü var mıdır, yok mudur kabilinden bir araştırma ve soruşturmaya da girişemez. Onu ilgilendiren buna inanan kimselerin bulunup bulunmadığıdır. Türkiye'de milyonlarca kadın, Allah'ın çizdiği sınırlar içinde örtünmenin gerekli olduğuna inanmakta ve bunu yaşamaya çalışmaktadırlar. Devleti düzenlemelerini yaparken bu inanç ve iradeyi göz önüne almadığı müddetçe din ve vicdan hürriyetini çiğnemiş, inananlara baskı yapmış, onları "ölümlerden ölüm beğenme" cenderesine sokmuş ve suç işlemeyi, devletten soğumayı teşvik etmiş olacaktır. Aklı, irfanı ve vicdanı olan hiçbir aydın, hiçbir yönetici bu sonuçları isteyemez, istememelidir. Başyazarlar da türbanı, inançlarına göre Allah'ın soktuğu yerlere sokanlarla değil, bazı yerlere sokmayanlarla uğraşmalıdırlar.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Ramazan Özel
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler